3 Haziran 2015 Çarşamba

Survivor All Star: Haddini bilmek


Bazı çıkışlar vardır ki, gerçekten oldukça gereklidir. Hadsiz insanın haddini bildirmek ve kendisini bir şey sanmaması için ayar vermek gerekir. Zira daha sonra bunun önünü almak imkansızdır. Hele de zamanında ona paye verilmiş ve bazı sebeplerle yaptıklarına göz yumulmuşsa, imkansızdan da öte bir zorlukla mücadele içindesindir demektir.

Hezeyanla sonuçlanan bir Yiğit denemesi

Eline bir bastonla tesbih alıp, ona buna salça olarak Survivor olunmaz. Ancak hadsiz ve kendini bilmez olunur. Turabi gibi yani... Anıl'ı ya da yaptıklarını zerre savunmayacağım, yaptığı hareketi de açıkçası dikkat edip görmedim. Ama ne olursa olsun, aldığın payelere güvenip bir insana hakaret edemezsin. O kendini savunmaz ancak, başkası hakkını korursa da özür dilemen gerek yerde daha çok diklenip; kendinden geçemezsin... Turabi'nin, Hasan'ın üst üste birincilikleri sonrasında aşamalı olarak düzelmesini izledik birkaç zaman. Geçtiğimiz sene Yiğit'e son düzlükte arkadaş ayağı çekip, birinciliği elinden almasını anımsayarak aynısını Hasan'a uygulamaya çalıştı ama baktı ki başarılı olamadı, yeniden kendisi olmaya başladı...

Yapıma zarar

Bunun ilk yansımasını da salı akşamı yayınlanan bölümde gördük. Hakan'la karşı karşıya gelmekten büyük bir azimle çekinirken, o yönde de gemileri yaktığına şahit olduk. Bilemiyorum şuan kafasında ne var ya da artık taktığı maske yüzüne ağır mı gelmeye başladı ama ben onun ne konuşmalarına ne de söylemlerinin avamlığına katlanamıyorum... Amacım asla ve kat'a hakaret etmek değil, zira bu haddim de değil. Belirtmek istediğim nokta, görünen köyün kılavuz istememesiyle aynı doğrultuda. Turabi'nin önlenemez atar ve çıkışları, belki iyi reyting getiriyor ama Acun Medya'nın imajına da büyük zarar veriyor...

Alp Kırşan'ın tutukluğu

Turabi bu büyük çıkışları genelde Acun Ilıcalı'nın olmadığı oyunlarda yapmayı daha çok seviyor. Alp Kırşan nasıl bir tepki vereceğini, müdahalede bulunacağını ölçüp tartana kadar da söyleyeceği her şeyi söylüyor. Sonunda o, "Artık müdahale edeyim bari" dediğindeyse sadece diğerlerinin söz hakkını elinden almış oluyor. Açık konuşmam gerekirse, Alp Kırşan'ın bu yönüyle çok başarısız olduğunu söylemek zorundayım. Adamın demediği laf, söylemediği söz kalmadı. Bırak diğerleri de cevabını versin. Orada yaptığın olay çıkmasını önlemek değil, zaten çıkmış bir olayı birinin lehine sonuçlandırmak zira. Bilemiyorum bu akşamki bölümde Ilıcalı, Turabi'ye ayar verir mi ama bence Hakan güzel ayar verdi kendisine...

Hakan'ı tasvip etmek ve bazı yaptıklarından ötürü benimsemek benim için ilk iki haftadan ötürü çok zor oldu. Ancak son birkaç haftadır, takımı sırtlayanlardan birisinin o olduğunu düşünüyor ve görüyorum. Söz konusu takımının çıkarları olduğunda da elinden geleni ardına koymadığı ortada. Bu, şimdiye kadar sürekli karşı karşıya geldiği takım arkadaşı olsa da... Turabi'nin orada haddini bildiren yegane kişi. Ağzına geleni söyleyecek kadar körelmiş bir bedenle, ancak böylesi naif bir üslup kullanan Hakan başedebilir. Daha önce bunun için Hasan'ı da sayabilirdim ama onun da karakterindeki değişim ortada... 

Sana ne oldu Hasan?

Hasan'a tam da bu değişim sebebiyleyse artık iyi gözle bakmıyorum. Bana o sevmediğim, yarıştığı bir önceki sezondaki Hasan'ı anımsatıyor zira. Birinci olamasın diye iç geçirdiğim Hasan'ı tekrar karşımda görmekten ne yazık ki memnun değilim... Ne olduysa adalar birleştikten sonra oldu ve yine kendisi gibi ılımlı Begüm'le, tam bir Turabi kafasına bürünüverdiler... Turabi ile onun istediği gibi arkadaşlık kurup paye vermese de, karşı takıma yaptığı her şeyi sorgulamadan 'doğru' olarak görmesi de buna dahil. Ortada, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" kafasının olduğu belli ama "Biz daha önceden nasıl davranıyorduk, şimdi nasıl davranıyoruz. Bizi izleyenler hakkımızda ne düşünüyor acaca?" dememeleri üzücü. Mesela Turabi'ye zamanında çat çat ağzının payını veren Begüm'e ne oldu?.. Herkesle dost olmak için uğraşan ve bu uğurda dostluk mekanı açan Hasan'a ne oldu peki?.. 

Cevap basit, ortama ayak uydurmaya başladılar... Belki de tam olarak Turabi'nin zamanında dediği gibi takılan maskeler yüzden düşmeye başladı. Ona bile hak vereceğim görüntüleri izlemek de açıkçası çok sıkıcı... Her ne kadar kendisi de, bahsettiği maskelerden bir ara takmış olsa da tespiti yerinde gibi. Hasan'ı eski halinde görmek tam bir hayâl kırıklığı, Begüm'ün ise bu değişimi üzücü. Doğru olan yolu seçebilirler mi bu saatten sonra bilemiyorum, tek bildiğim bu yolda ilerlemelerinin kendilerine çokça zarar verdiği... 

Eleme 

Bu hafta Hasan yeniden birinci olur mu ya da giden kim olur hiçbir fikrim yok. İzleyicinin son dönemdeki değişimlere nasıl bir tepki vereceğini kestiremiyorum. Eğer Hasan yeniden birinci olursa, Turabi'nin tekrar aynı 'iyilik' maskesini takması olası ama o birinci olursa, daha da seyredilmez yarışma... Zira artık ne şovundan ne de gereksiz sevinç gösterilerinin ağır dozundan geçilmez. Onun bu yaptığı saçma şovlarla, oldukça komik bir ayarda dalga geçenleri de kendisine özeniyor olarak görmesi tadından yenmez...

Taklitler aslını yaşatır da, ya o asıl aslında alay konusuysa?

Hakikatan yaptıklarını matah bir şey sanıyor ve insanların aslında kendisiyle alay ettiğinin farkında değil. Doğukan'ın onun sevincisi 'alaycı bir üslupla' taklit etmesi sonrasındaki çıkışı da buna en güzel örnek... Tabi o yeniden haddini aşan bir üslup kullanırken, Ilıcalı'nın ona müdahale etmeyişi de bir başka hayâl kırıklığı oldu bende. Ne diyelim, insan değişmeyegörsün...

Kabul etmiyorum

Değişmeyegörsün demişken, bahsetmezsem olmaz. Hakikaten geçtiğimiz hafta Acun Ilıcalı, Bozok'u diskalifiye etmemesi noktasında söylediklerine içtenlikle inanıyor muydu?.. O kadar gereksiz bir savunmaydı ki, o kadar olur yani... Neymiş Pascal o sezon bir tehditmiş, Berna'yı da takım arkadaşları istememiş. Berna'ya bunu sorduğunda, "Evet, istemediler" demek zorunda kaldı ya daha da gerildim... Acun Ilıcalı'ya büyük bir hayranlık besliyorum, onun kadar başarılı bir grafik yakalamayı da çok isterim hayatımda ancak tüm bunlar gerçekleri görmeme engel değil asla... Ilıcalı'nın hatalı kararlar verdiği bir Survivor yönettiğini düşünüyor, yaptığı savunmayı da bu sebeple kabul etmiyorum... Dilerim son üç hafta kalmışken, bundan sonrasında daha adaletli bir yarış izleriz...

Anıl etkisi...

Ve son olarak takımlar... Her ne kadar Gönüllüler bir kişi azalacak olsalar da, Anıl Ünlüler takımında olduğu sürece galibiyet kazanmaları bir mucize değil. Ne yazık ki Anıl'ın performansı yerlerde sürünüyor. 5/0 yapmak ne demek yahu?.. Hakan ve Merve'nin aldığı puanlar olmasa, aquapark hayalleri yalan olacaktı bu hafta da... Allahtan kum torbalı denge oyununda güç gerekmediğinden başarı gösterebildi de, takımının ödülüne katkısı oldu. Bundan sonraki güç gerektiren oyunlarda da doğrudan, "Ben yarışmayacağım" dese tam süper olur... Gönüllüler ise şüphesiz ki çok güçlü. Begüm bile sonradan çok iyi açıldı. Finale gitmek noktasında daha şanslı görüyorum oradaki yarışmacıları. Eğer adalar birleştikten sonra teke tek mücadeleler başlasaydı, Ünlüler takımının işi daha da zorlaşırdı. Bu sebeple bir yerde halen takım uygulamasının devam etmesi onlar için iyi. Böyle takım olmayı sürdürür ve birbirlerini yemezlerse de, o güçlü takımın her ferdini tek tek elemeleri olası. Bakalım, hepsini izleyip göreceğiz...

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. yazdıklarınız çok doğru, ama Anıl konusunda katılmıyorum, Orada 5/0 da Anıl yerine başkaları da yarışmış olsaydı Turabi ve Hilmicemi kimse geçemezdi ki birilerinin de onlarla yarışması gerekiyordu.

    YanıtlaSil
  2. Hilmicem dururken sampiyonlugu başka hakeden yok bunun herkes farkında yancı falan diyenlerin çekmediğim düşünüyorum. Adamın kazanmadigi oyun olmayinca bir de ustune yakışıklılık sınırlarını da zorlayınca çekemeyeni çok oluyormuş sessiz sakin kalmak ne zamandan beri yancı lık oldu sorarım size

    YanıtlaSil
  3. Ben yazsam bu kadar benzerlik gösterirdi düşüncelerimiz harfiyen katılıyorum. Sadece bozok hakan olayında acunun savunmasını detaylandırırdım. Neymiş hakan oyun sınırını aşmış sanki aşmayan var. Neymiş gözgöze gelmişler hakan kesinlikle fark etmiyor refleks olarak göz bile kapamıyor nerdeyse. Evet pascal ve berna da durum farklı ama cezası sadece bi hafta olmamalıydı. Bide şimdi turabi ve bozok dışında diğer arkadaşların da kafa atma hakkı yok mu onlarda atıp bi hafta dinlensinler

    YanıtlaSil