3 Temmuz 2015 Cuma

Güneşin Kızları: Karanlıklar Lordu Haluk...


Karanlıklar Lordu misali, yaydığı yoğun enerjiyle bizi bizden alan Haluk'un maceraları olarak baksak mı Güneşin Kızları'na bilemiyorum ama onun olduğu sahneleri izlemekten apayrı bir keyif aldığımı inkar etmeyeceğim... Bu bölümde daha az saykoydu kendisi. Tabi arada fabrika ayarlarına da dönmeyi ihmâl etmedi sağolsun... Yine de Güneş'e sanki bir şey yapmayacak gibi hissetmeye başladım ben. Ona olan takıntısının Güneş'in iyiliğine olacağını sanmıyorum ancak en azından şiddet görmez gibi hissediyorum. Belki de zamanla yanıldığımı anlarım...

3. Bölüm

Nazlı'nın her şeyi mahvetmesinin bir uzantısı olarak Haluk'un Güneş'le evlenmesi, yıllardır yitip gitmeyen takıntısını zaferle sonuçlandırmasını sağladı. Şahsen Nazlı'nın her yerden çıkma eğiliminden oldukça rahatsızım, her lafın içerisine dalmasından da. Annesinin başına ileride bir şey gelmesi halinde ne yapar bilemiyorum ama mesuliyet sahibi kişilerden biri olduğunu inkar edemeyiz bu durumda...


Haluk'un yatının altını üstüne getirip, Savaş'ın kaybolan kız arkadaşının kolyesini bulan Nazlı, aynı zamanda Savaş ile Haluk arasında da bir cephe açtı. Bu noktada ise ona kızmıyorum. Haluk'un Melisa'nın kaybolmasında nasıl bir payı olduğunu çokça merak ediyorum. Ayrıca Savaş'la aralarındaki gerilimin nereye varacağını da. Mâlum belinden çıkarttığı kemerle, Ali gibi dize getiremez Savaş'ı. Atarlı oğlan her türlü hakkından gelir onun. Zira gözlerinde korkunun yanı sıra saygının da zerresi yok. Şimdiye kadar sessiz kalışının da sebebi Rana'ydı zaten ama bu saatten sonra o da tutamaz Savaş'ı. Tabi bu konuda çok güçlü bir bahane bulursa bilmem. En azından görünürde bir savaş hali olmaz, Savaş'ın içten içe gerçeği ortaya çıkarma mücadelesini izleriz o zaman. Bu anlarda ona Nazlı yardım eder mi bilemiyorum ancak, Ali'nin 'Geçmiş Olsun' partisinde kolye sebebiyle karşı karşıya gelişlerinin sancısı uzun sürmez. Olan biteni anlatırsa Savaş, sorun kökünden çözülür.


Ali'nin partisinden bahsetmişken, geçtiğimiz bölümün sonuna gidelim derim. Onca insanın içerisinde Selin ile Peri'yi aşağılayan Ali, 'sevgi' konusunda duyduğu gerçeklerin ardından sinirlerine hakim olamadı ve cam masaya yumruğunu geçirdi. Tebrik ediyorum kendisini ama kolu yerine kafasını geçirmesini tercih ederdim. Belki atılan her bir dikişle aklı yerine gelirdi... Bu olayın ardından birden Ali'nin mazlum, Selin'in ise cani olmasını anlayamadım ben. Gereksiz Tuğçe'nin, Rana'yı azdırmasını da... Tamam, Selin'den ben de hiç hoşlanmıyorum ama tepkisi gayet yerindeydi, ayrıca haklıydı da. Kısacası kalkıp da elini cam masaya geçirmek, tamamen Ali'nin mallığı... 


Rana'nın fişeklemesiyle olayın tüm mesuliyetinin Selin'in üzerine kalması, bence Ali'yi de içerletti. Sonuçta biliyordu kendi suçunu ve Güneş'le Haluk'a kendisinin de suçlu olduğu noktasında bir konuşma yapması yerinde oldu. Rana'nın da uzaktan duyup morardığı bu konuşmanın ardından, Selin'e hafif diş gösterdi ama o da hemen yelkenleri indirdiğini belli etmemek içindi bence. Zira partide, "Seni büyük bir rezillik bekliyor" diye saatlerce gerim gerim gerdiği Selin ile bölümdeki son sahnelerinde gayet aşk kıvılcımları saçılıyordu etrafa. Selin evlat olsa sevilmeyecek bir karakter ama bazen gerçekten nasıl davranması gerektiğini biliyor. Bunun bir senaryo hatası olduğunu düşünmüyorum; karakterin içerisindeki o uyumsuzluğu dengelemesi için böyle bir özellik kazandırıldığına inanıyorum... Dip not olarak da yalvarıyorum, lütfen yalandan dahi olsa ağlatmayın şu kızı. Cidden cinnet sebebi!..


Ah, cinnet dedim aklıma Sevilay geldi. Geçtiğimiz bölüm anlayamamıştım ama bu hatun sanırım hâlâ Haluk'a aşık. Bunca deli cesareti gösterisinin başka bir anlamı olamaz zannediyorum. Neydi öyle evlendiklerini öğrendikten sonra Güneşlerin yatak odasına dalması?.. Az edep yahu... Ağzının payını alıp, modaevine gittiğinde çıldırmasına ne demeli peki?.. Kadın tam bir ruh hastası. Aslında genele baktığımızda dizideki karakterlerin %90'ı için ruh hastası demek hiç de yanlış olmaz... Sevilay bu meselenin peşini kolay kolay bırakmayacaktır. Rana ile birlikte onu Haluk'tan ayırmak için girişecekleri her planın nasıl bir sonuca maruz kalacağını çokça merak ediyorum. Tabi bir yerden sonra Haluk'un canına tak edip, etmeyeceğini de...


Yazının başında da dediğim gibi Karanlıklar Lordu demek geliyor içimden Haluk'a... Adamın içerisi o kadar karanlık ve bilinmez bir hâldeki, verdiği her tepki için gözlerinde bir mana aramaya koyuluyorum ben artık. Bundan önceki evlilik ve ilişkilerinde sorunlu taraf olmuş ama Güneş konusunda onun diğerlerine davrandığı gibi davranmayacağını düşünüyorum. Rana ile Güneş'in Selin ve Ali mevzusu sebebiyle karşı karşıya gelmesi sonrasında girdikleri diyalogda da bunu gördük. Tamam, kendisini genel olarak zor zapt etti ama etti işte... "Evlendik nasılsa benim" mantığına bürünür zannediyordum ben. Bundan emin olmak içinse birkaç bölüm daha izlememiz şart elbette... Böyle olursa herhalde Sevilay daha da çıldırır. Deli kadın...

Nazlı-Savaş, Selin-Ali aşklarının artık diziye büyük bir sinerji katacağından eminim ve her iki cephede de bunu derinden derinden hissetmek keyifli. Tabi Savaş'ın aklı hâlâ biraz Melisa'da ama ortaya çıkması durumunda dahi bu durumu senaristlerin çok fazla kanırtacağını düşünmüyorum ben... Birde Rana'nın gerçekten ama gerçekten neden Güneş'ten kurtulmak istediğini anlamıyorum. Derdinin sadece, belki de toptan hiç mal mülk olduğunu sanmıyorum. Onu Haluk'un şerrinden korumak istediğini ise hiç ama hiç ihtimal dahiline eklemiyorum. Peki geri ne kalıyor?.. Hiçbir şey... Bu eğer böyle sıradan ve klasik iki sebepleyse cidden üzülürüm. Ama altından dev bir kurgu çıkarsa değme keyfime. Senaristlerimize ise bu konuda çokça güveniyorum şahsen...

Beklenen Kral

5 yorum :

  1. Lönk diye yoruma Sevilay'dan girmek istemezdim ama kadın hala Haluk'a sırılsıklam aşık. Geçen haftaki bölümde kendisinin ne diyorsa onun tam tersini kastettiğinden söz edilmişti. Sevilay da Haluk'a "Senden ölesiye nefret ediyorum" demişti aslında demek istediği bunun tam tersiydi.

    Karakterlerin %90'ına ruh hastası demen çok yerinde olmuş. Ama sadece ruh hastası olsalar yine bir yere kadar, bir de ergenler ayol ahahahahaha... Başta ikizler, ikisi de birbirinden moron. Nazlı çok salak ve yapmacık, Selin ise çok mal. Küçük kardeşleri onlardan daha aklı başında. Nazlı da farkında ki Peri'den olgunluk dersi almaya niyetlendi, ama çakacak gibi görünüyor. Selin'i sevmiyorum, çok uyuz bir tip ya. O Emre midir nedir onunla tam tencere-kapak misali olmuşlar... Biri maymun iştahlı zengin züppesi diğeri özenti bir kezban, oh şenlensin ortalık(!)

    Ali işin b..unu çıkarmaya başladı yalnız, tamam ulan anladık Selin'den nefret ediyorsun. Haaa pardon, Ali'de yavaştan kıvılcımlanmalar başladı di mi... Ama "insan sevdiğini yerden yere vurur" gibi nadide bir sözümüz varken Ali'den de başka şey beklemek olmaz sanırım. Selin'e önce sevmediği için işkence ediyordu önümüzdeki bölümlerde de sevdiği için işkence edeceğini düşünüyorum. Selin ekranlarımızın yeni mağduru olacak. Artık salya sümük ağlayan, Tolga Sarıtaş'ı gördüğü yerde tokatlayan fanatik seyirciler olur mu bilemeyeceğim.

    Savaş'tan intikam alma özlemiyle yanıp tutuşan eleman ultra itici. Savaş'a kurduğu tuzağı 2 yıldır planlıyormuş puhahahahah adam meğer Einstein'mış la 2 yılda aklına gele gele motorun benzinini akıtmak gelmiş bravo, umarım senaristler bizi bu arkadaşın zekasından mahrum etmez de dizideki komedi unsuru eksik kalmaz. :D Bir de Nazlı'ya aşık oluyor la bir yürü git ahahaha, şapşik. :)

    Bence Savaş şu an Nazlı'ya aşık değil, sadece onu dert ortağı gibi görüyor. İlerleyen bölümlerde tam da aşklarını en doludizgin yaşamaya başladıkları zaman Melisa'nın çıkıp geleceğini düşünüyorum. Bu arada Melisa'yı da sevmedim. Ayyy sevmediğim ne çok tip var...,

    Tuğçe karakterinin kastı çok başarılı, o oyuncu (adı her neyse) role cuk oturmuş. Haluk'un ablası Ziynet Sali benzeri oyuncumuz da iyi bir seçim.

    Haluk ne tatlı adam ya cnm bnm :)) Şaka şaka adam içinde Hulk taşıyor onu biliyoruz da, haftaya onu bir salıverse artık. Nazlı'yla Selin'i de saçlarından tuttuğu gibi kafalarından tokuştursa o azıcık akılları da gider iyice embesil embesil gezmeye başlarlar. Biz izleyiciler olarak da hallerine üzülür internette "Güneşin kızları Nazlı ve Selin'e iq'larımızı veriyoruz" diye kampanya başlatırız. Şaka bir yana Haluk aslında dizinin en çekilir karakteri, o Güneş denen sıkıcı kadının içinin geçmişliğinden bizi biraz olsun uzaklaştırabiliyor. Adam yaşıyor yeaa...

    Bu haftalık yorumum bu kadar. haftaya yeni bir yorumda görüşmek ümidiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süper ötesi bir yorum, okurken çok eğlendim. Ellerine sağlık... :)

      Sil
  2. Rana'nın derdi ne sorusuna da, Selin'i ağlatmanın 7 günah kapsamında değerlendirilmesi ve sonuna dek kaçınılması gerektiğine de katılıyorum.
    Güzel yazı, güzel bir bölüm değerlendirmesi; severek okudum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Görkem... :)

      Sil
  3. Bence de savas la nazlı tam aşk yaşamaya baslarlar Melisa cıkar gelir zira Haluk onu kendisiyle ilgili çok çok önemli bir sırra yanlişlikla şahit olduğu için, ya ölürsün ya da öldü havası yaratıp yurt dışına dışına gidersin diyerek tehtid etmiş kız da bu sebeple ortadan kaybolmuştur :)))

    YanıtlaSil