17 Temmuz 2015 Cuma

Güneşin Kızları: Umulandan bambaşka çıkan bulunan...


Ardı arkası kesilmeyen bir heyecan yumağı oluşu ve gerilimden gerilime sürükleyen akıcılığıyla Güneşin Kızları, yine şahane bir bölümle karşımızdaydı. Hem Haluk hem Rana hem de Ali cephesinde tüm gerilim son sürat devam ederken, aynı cephelerin farklı yönlerini de gördük... Mesela, ruh hastalığının sadece Haluk'a ait bir özellik olmadığıyla başlayabiliriz sanıyorum. Bundan sonrasında göreceklerimizin sınırı olduğunuysa açıkçası sanmıyorum...

5. Bölüm



Sevilay'ın başına gelecek musibetin sorumlusunun Haluk olmadığını geçen hafta çözmüştük ama onun yumruğunun parçalanmış olması, Sevilay'ın da yüzünün kanlar içinde kalması bir an tersi düşünceyi doğurmadı dersem yalan olur. Lakin hastanede, yüzü biraz önce kanlar içinde olan kadının şimdi sadece ezikler taşıyor olduğunu görünce bir afalladım-o sahnenin ardından daha fazla deformeye uğramış bir yüz beklerdim ben-. Böyle olunca da tekrardan Haluk olma ihtimali çıktı devreden ve asıl şok edici gerçekle yüzleştik. Meğersem Sevilay'ın başına gelenin müsebbibi, Rana imiş!.. Resmen abla kardeş ruh hastası bunlar... Gözünü korkutmak istediği Sevilay'a böyle bir ders veren Rana, mazallah gerçekten bir şey yaptırmak istese neler olacak düşünmek dahi istemiyorum... Muhtemelen kendisini daha önce tehdit ettiği için böyle bir yol izledi. Güneş'in tüm şüphelerini Haluk'un üzerine toplamak niyetiyle buna kalkıştığını sanmıyorum. Onun bu konuda farklı taktikler izleyeceğine eminim; eğer isterse... Tabi o dersi Sevilay almış mıdır bilmem. Altından başka bir gelişme çıkarsa da şaşırmam. Güneşin Kızları'nı izlerken şok geçirmek bir gelenek halini aldı zira...


Rana'nın amacının dediğim gibi, Güneş'e korku tohumları serpmek olduğunu sanmıyorum ama yaşananlardan sonra Güneş'in içerisine serpilen dehşet tohumları bir bir yeşermeye başladı. Bir de üzerine Ali'nin hastanede annesini bu hale getirenin babası olduğunu söylemesi, eve kanlar içinde gelen Haluk'un bunu yapmış olabileceği ihtimaline daha da yaklaştırdı kendisini. Zira bir gece önce yanında, yaptığının cezasız kalmayacağını da söylemişti Haluk Sevilay'a. Tüm oklar Haluk'u gösteriyorken, Güneş'in şüphelenmemesi için de bir sebep kalmamıştı hani. Haluk'un dediği gibi, patlayan yumruğunun sorumlusunun yat olmadığını da öğrenince haklı olarak şüphelendi kadın. Haluk onun kendisine inanmadığını anladığında verdiği tepkiler ise her zamanki gibi efsaneydi... Güneş'in kendisine inanmaması, suçlanmasından daha çok acıtmıştı canını. Bu duruma ne kadar kızmış olursa olsun, sadece kendini yemesi ise daha önceki yazılarımda da dediğim gibi Güneş'e asla zarar vermeyeceğini gösterir gibiydi. O takıntının bir artısı olsun bari öyle değil mi?..


Haluk'un patlayan yumruğunun sebebine geldiğimizdeyse, o köpeğin hıncı çıktığı için oldukça mutluyum. Hatta arttırıyor, "Ellerin dert görmesin Haluk!" diyorum... Zaten Sevilay'a oldukça sinirli olduğundan, o gece Peri'yi kolundan sürüye sürüye getiren komşunun öyle kolay kurtulamayacağı belliydi. Adamın ağzını burnunu kırıp, "Köpeği sana verdi" diye eve getirip Peri'yi mutlu etmesi ise kendi içerisindeki çelişkinin bir yansıması. Adam kötüyken, iyi olabilecek kadar hasta ne yazık ki... 


Babasının gerçekten her şeyin sorumlusu olabileceğine o kadar körü körüne inanıyor ki Ali, annesinin darp edildiğini öğrendiğinde doğrudan ondan şüphelenmesi olabilecek en doğal tepkiydi. Hastaneye geldiğinde Haluk'un yakasına yapışması ise artık sınırının ne kadar da aşıldığını gösterir nitelikteydi. Mâlum, normal şartlarda onun böyle bir davranışa cesaret etmesi imkansız... Haluk'ta zaten oldukça şaşırdı ve şaşılacak biçimde çok fazla tepki de göstermedi. Daha sonra Güneş'le olan yat sahnesinde de vermediği tepkinin nedenini öğrendik. Onun da hemen kendisinden şüphelenmesi oldukça koymuştu Haluk'a... Tam da bundan kızamamıştı; yaptıklarıyla yaşananların zeminini hazırlayanın kendisi olduğunu biliyor zira... Bundan sonra aralarındaki kemer ilişkisi sona erer mi bilmem, lâkin Ali'nin sırtında bu izleri gören Selin'le aralarında farklı bir elektriklenmenin başladığı kesin...


Kulağında kulaklığı üstünü değişen Ali'nin içeriye löp diye dalacak bir Selin hayâl etmediği belli. Selin'in de gördükleri karşısında yaşadığı şokun etkisi... Onun asıl korkusu, Ali'nin birden üzerine atılması oldu ama ertesi gün yaşananlar, bu olanların ikisini farklı bir duygunun içerisine çektiğini gösterdi. Atik kızımız Selin, Ali'nin aslında kendi içerisinde ne kadar da sevgiye muhtaç olduğunu anlamıştı. Sırtındaki kemer izlerinin sorumlusunu bilmiyor ancak, o yaraların dermanı olmaya hazır olduğu belli. Ali'nin de o dermanı reddetmeyeceği... Zira gördüğü rüya ve bizi içerisine çektiği öpüjüklü hayâl, tam da bunları resmetmekte... Bakalım daha ne kadar birbirlerinden uzak durmaya çalışıp, her seferinde aynı kalp atışı ve nefes alışında buluşacaklar...


Aynı aşkın içerisine sürüklenmeleri biraz daha zaman alacak gibi. En azından bir tarafın o yönde çokça çaba sarf etmesi gerekecek ama Nazlı ve Savaş ikilisinin de önünü açık görüyorum. Nazlı'ya kalsa dünden razı ama mâlum ki Savaş oğlanın aklı hâlâ Melisa'da... Çocuk haklı, yaşayıp yaşamadığı belli değildi düne kadar. Şimdiyse, ondan uzaklara gitmeye karar verdiğini öğrendi. Tüm bunlara ön ayak olan 'dedektif' Nazlı ise bu bölüm ilk defa gözüme hiç batmadı. Platonik aşkı ne zaman karşılıklıya döner bilemem lâkin tüm yaptıklarıyla Savaş'ın takdirini kazandığı kesin... 


Melisa'ya ne olduğu noktasında, Haluk'un bilgisayarına girip onunla olan son görüntüsünü tekrar izlemek isteyen Savaş, Can sayesinde bilgisayara erişmeyi başardı. Nazlı işin içerisine dahil olduğundaysa, bölümün bir başka şoku bekliyordu kapıda... Skype hesabına girdikleri Haluk'un "Kelebek" takma isimli biriyle uzun süredir yazıştığı ve ona yüklü miktarda para gönderdiğini gördüler. Kelebek kolyeden yola çıkıp Melisa sandıkları bu kişiyse, Nazlı'nın arama isteği gönderip Savaş'ı konuş diye ikna ettikten hemen sonra büyük bir kaosun içerisine sürüklenmesine sebep oldu. Zira görüntülü arama kabul edildikten sonra karşısında Melisa değil, babası duruyordu. Onun girdiği şokla birlikte, bölümün perdesi de aşağıya aktı...

Şimdi gel de çık işin içinden... Bu hiç beklemediğim bir hamleydi. Güneş'e yıllardır takık olan Haluk, devreden o adamı nasıl çıkardı bilmem. Hangi sebep ya da tehdit, karını ve kızlarını yapayalnız bırakmaya sevk eder insanı, onuysa hiç anlamadım. Umarım gerçekten haklı bir gerekçesi vardır. Nazlı'nın bu olanlardan sonra nasıl bir tavır takınacağı da ayrı bir konu. Kısa sürede kendisini tanıdığımız üzere sessiz kalmayacaktır. Gidip Haluk'a hemen hesap sorması olası, bu durumda da Haluk'un biriken sinirinin bir patlaması olabilir... Tabi şimdilik hepsi birer teori, ancak 6. bölümün ilk fragmanı geldiğinde aydınlanabileceğiz. Bakalım neler bekliyor bizi, gelecek bölümlerde...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder