10 Temmuz 2015 Cuma

Güneşin Kızları: Zifiri karanlık


O kadar karanlık ki bizi içerisine çektiği yol, bazen gerçekten karanlığın tanımını o yapmış gibi hissediyorsun. İçerisine çektiği karanlığın tam ortasında gülen yüzü ama bir o kadar da korku salan bakışlarıyla duruyor ve sadece onu görebiliyorsun. "Gel, gel" diye işaret ediyor, kaçamıyorsun... Haluk'u çözmek bizim için hiç kolay olmayacak o çok bariz anlaşıldı. Ama onun karanlığına hapsolmak, zevkli bile gelmeye başladı. Evet, psikopat. Evet, ruh hastası. Evet, şiddetin her türlüsü de onda. Ama adam her hâlukarda, kendine hayran bıraktırmayı başarıyor...

4. Bölüm


Kötü karakterleri oldum olası sevmem. Ne kadar cazip olurlarsa olsunlar, ister istemez bağ kuramam. Ama Haluk'la birlikte bu devran sona erdi gibi duruyor. Onun o çaresiz kötülüğünü yansıtış biçimi o kadar inanılmaz ki, insan ister istemez izlerken ağzı açık ayran budalası gibi kalıyor... Çaresiz bir kötü Haluk, evet... Çünkü hasta olduğu her halinden belli. Bu bölümde de bunu çok güzel gösterdi... Tedavi olması şart ama hasta olduğunu kabullenecek birisi de değil. Çektiğinden de çok çektirmiş bariz. Kimsenin ona hasta olduğunu haykıramayacak oluşu da... Güneş ve Nazlı ona şimdilik üst perdeden konuşabiliyor ancak karakterini çözmeye başladıkça törpüleneceğini düşünüyorum söylemlerinin. Zira Haluk, karşına almak isteyeceğin birisi değil. Öyle diklenmek bir yere kadar yani Nazlı hanımefendi...





Nazlı'nın tutarsız hallerinden ne kadar yoruldum desem de az kalır. Annesini düşündüğünü zannederek, ona en büyük kötülüğü yapan hep o oluyor. Her hafta da bu liste kabarıyor... Önce annesinin vazgeçtiği evlilik onun uçakta planladığı tezgahla yeniden gündeme geldi. Ardından her zaman ki yanlış anlamalarından birisi annesinin evlenmesine sebep oldu. Şimdi de onlarca insanın önünde, onun hakkını savunduğunu zannederek aslında küçük düşürdü. Üzerine bir de diklenen o oldu. Yahu hangi aklı başında insan evladı, onca insanın içerisinde öyle hesap sorar?.. O Haluk'a ders oluyor ama annenin onuru ayaklar altında çiğneniyor, nasıl fark etmezsin bunu?... Sevmedim, sevemeyeceğim de sanırım ben Nazlı'yı... Şu ana kadar Güneş'e en büyük zararı veren o oldu. Ve daha yapacakları da geride. Böyle iyilik düşünmek, düşünmemekten daha hayırlı...


Tam da bundan sebep Savaş'la birlikte mutlu olamayacakları açık. Gidip kolye için o ukala ukala her yeri dağıtan kızla Savaş gibi birisi yapamaz. Yaparsa da ancak senarist yazdığı için olur. Ya Nazlı biraz olsun törpülenmeli ya da tümden değişmeli. Böyle Savaş'la hiçbir sinerji yakalayamayacaklar çünkü. Yan yana geldiklerinde evet bir aşk olsa fena olmaz diyorsun ama demekle olmadığını biliyoruz. Melisa'yı öldürmeyen Savaş'ın onu öldürme ihtimali var çünkü. Tabi Haluk ondan önce davranmazsa... Onu da iyice kendisine karşı doldurdu mâlum bu bölümde...




Haluk ve Savaş arasında yaşanan geçen haftaki kolye geriliminin ise Savaş aleyhinde sonuçlanmasını beklemiyordum. Haluk'un köşeye sıkışma ihtimali yüksek gibiydi ama tatmin edici bir bahaneyle sıyrılabileceği de barizdi. Nitekim tam da öyle oldu. Önce kolyeyi Savaş'ın kendisinin verdiğini söyledi, ardından da görüntülerle Melisa'nın ortadan kaybolduğu gece en son onunla olduğunun kanıtı görüntüleri gösterdi. Bu durumda da onunla ilgili bir sayfa kapanmış oldu. Bana sorarsanız hâlâ Melisa'nın yok olmasında bir parmağı var ama bu artık ancak bir olasılık olabilir. O konuda zaman ne gösterir, onu da ancak senaristlerimiz bilir...



Savaş'ın kafasındaki o kayıp zamanı dolduran görüntü, cinayeti işlediğine ikna etmişti kendisini. Hatırlamıyordu, bilmiyordu ama görüntüler bunu dediği için inanıyordu. Allahtan bunu son anda Nazlı'ya söyledi de o da koca bölüm boyu bir işe yaradı. Rana'nın şu ana kadar sümüğünü atmayacak kıvamdaki haleti ruhiyesi de onun söyledikleriyle değişiverdi. Savaş'ı karakola giderek, suçu üstlenmemesi için engelledi. Melisa'nın kayboluşuyla ilgili bir şeyin olduğunu söyleyip gittikten sonra da, Savaş dayanamayarak eve geldi... İçeriğini bilemiyoruz ama bu mektup Savaş'ı yıktı. Rana'nın söylediğine göreyse intihar etmiş olma ihtimalini arttırdı. Peki ya cesedi nerede yahu? Yine her şey arapsaçı. Bu konunun çözümü belli ki çok zaman alacak. O zamana kadar da Savaş kendisini katil sanacak...


Savaş ve Nazlı'dan sıyrılıp, biraz da Selin ve Ali cephesine gelelim. Selin'in ilk üç bölüme göre karakterinde çokça toparlanma görüyorum. Ancak hâlâ ergen tavırlarından sıyrılamadığı da açık. Sanıyorum zamanla o yanı da törpülenecek ve Ali'nin en büyük dermanı halini alacak... Ali'nin baba şiddeti ve anne sevgisizliği arasındaki gelgitte sığınacağı en güçlü liman kesinlikle Selin. Tabi huy olarak babası gibi şiddete eğilimli olan Ali, ona fenalık yapar mı onu da bilmemiz imkansız. Açıkçası sanmıyorum. Onca şiddet, sevgisizlik görmüş birisi olarak; en güçlü sevgi ve merhameti sunması lazım. Şahsen Haluk gibi hastalıklı olmadığı belli. Sadece yaşadıklarına tepkili Ali. Bu bölümün sonunda Ali'nin sırtındaki şiddet izlerini görüp de aralarında daha güçlü bağ oluşmaması imkansız. Oradan da alır yürürler. Hadi bakalım hayırlısı...


Bunca yaşananın ve olan gölgesinde, dizinin en şanssız karakteri elbette Güneş. Önce Rana'nın zoruyla evlilik sözleşmesi imzaladı, ardından Nazlı'nın sözde iyiliğini düşünmesiyle rezil oldu bu bölüm. Üzerine de yetmezmiş gibi Sevilay'ın imalı mesajı ardından, başka bir sorgulamanın içerisine düştü. Ona takıntılı olan Haluk'un, Güneş'e asla şiddet uygulamayacacağını düşünüyorum ama yine de çok çekecek. Hele de şimdi ayrı eve çıkma meselesi gündeme gelmişken... Evlilik sözleşmesini Haluk'un yakması hoştu bu arada. Onca para elinin tersiyle itilir mi Güneş!?.. Yoo paragöz değilim, hayır!..



Şiddet demişken Sevilay'ın başına ne geldiğini bilemiyorum. Zira onun evine giren kişinin Haluk olmadığına inanıyorum. Haluk'un kanlı gömleği ve patlayan yumruklarının muhattabı, Pelin'in şiddet gösterdiği köpeğini almak istediği komşuları bana göre. Tersi çıkacağını sanmıyorum; kör göze parmak sokmak gibi olur. Sevilay'ın Azrail görmüş halinin sebebini de tabi çokça merak ediyorum. Bakalım onun altından ne çıkacak. 



Güneş'in Haluk'un kan içindeki haline vereceği tepki ne olur kestirmek zor ama herhalde şiddete eğilimli bir adamla evli olduğunu iyice kavrar artık. Bu durumda da Haluk'a kendini kanıtlamak için daha çok çaba sarf etmek düşüyor. Bakalım gelecek bölümler onun karanlığından daha neler saçılacak etrafa...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder