29 Ağustos 2015 Cumartesi

Kiralık Aşk: Kendine gol atmak...


Açık ara izlemesi en keyifli, en akıcı ve suyun yolunu bulduğu bir bölümle ekrana geldi dün akşam; Kiralık Aşk. Taşların bir bir yerine oturmaya başlaması, neresinden bakarsanız bakın enfes. Unutulmamalı ki bu sürecin bir de Ömer'in gerçeği öğrendikten sonraki kısmı var. O konuda benim bir teorim var ama eğer o teori elimde patlarsa, sürecin nasıl işleyeceğini de merakla izleyeceğiz. Tabi her hâlukarda en az hasarla atlatılması, tercihimiz...

11. Bölüm


Defne ve Ömer arasındaki aşkın artık gün yüzüne çıkma aşaması tamamlandı. İkili birbirlerine karşı olan hislerinden eminler. Ömer'e kalsa hemen haykırıp, aşka yelken açmaya da meyilli ama en başta Ömer'i kendine aşık etmek için Neriman'la anlaşan Defne çekiniyor bu durumdan. Utangaçlığının bu kadar uzun sürmesinin bir anlamı yok gibi. Belki gerçeklerin ortaya çıkma ihtimalinden o da korkuyordur. Şuan için bu durumu pek dert ediyor gibi görünmüyor ama kör kütük aşık olduktan sonra, onu bırakıp da uzaklara gitme fikri dank edecektir elbet aklına. Ben bundan kaçtığını düşünüyorum. Sanki o evlilik süreci ne kadar uzak olursa, aşkı o kadar çok yaşayabilir düşüncesinde ya da ben, oturdum saçmalıyorum... Defne'nin hislerinden eminiz ama gelecekle ilgili hiçbir fikrine sahip değiliz. Kaygılarını biraz daha dillendirmesine ihtiyaç duyuyoruz yani...


Ömer'in ise kendinden emin halleri, her hafta biraz daha artıyor. Geçtiğimiz bölümün sonunda Defne'nin hislerinden emin olunca, bu bölüm kıstırıp kıstırıp itiraf etmesi için de çalıştı. Aslında başarılı oluyor gibiydi lakin, son anda odasının kapısında Neriman'ın bitmesi her şeyi başa döndürdü... 


Defne cephesinde en çok hoşlandığım nokta, kıskançlığı. Zira Ömer'i kıskandığında verdiği tepkileri, mimikleri ve konuşmalarına bayılıyorum. Özellikle de Neriman'ı andıran ifadelere bürünmesiyle, ister istemez seyirciyi kendinden geçiriyor. Tabi Neriman'ın iyi bir rol model olmadığını not düşmeliyim... 


Yeni asistana bin bir kıskançlıkla verdiği bilgiler, daha sonra pişman oluşu ve spordan sonra eve gelen Ömer'in onu hiç ummadığı şekilde mutfakta buluşu, donup kalması gerçekten çok iyi işlendi. Artık gözlerinden, ifadelerinden aşkını haykıran Ömer'i daha fazla bekletmesin Defne rica edeceğim. Tabi böylesini izlemenin ayrı zevk olduğunu da inkar edemeyeceğim. Hep dedim yine diyorum, cıvık cıvık aşk izlemekten bir seyirci olarak hiç ama hiç hoşlanmıyorum...


Cıvık demişken, nedense aklıma birden Yasemin geldi... Gelişine vurduğu topun kendi kalesiyle buluşmasına sanıyorum sevinmeyen bir insan evladı dahi yoktur. Defne'nin her geçen gün şirketin biraz daha öne çıkan çalışanı halini almasından duyduğu rahatsızlığı bir oyunla bozmak istemesi, tam olarak karakterinin yansıması. Defne'nin geri adım atmadan, söylediklerini sindirmeye çalışmadan ona dişini göstermesi ise asıl sonu hazırlayan oldu. Yasemin'in tek derdi para, güç, mevki olduğundan karşısındaki insanın düşünceleri ya da değerleriyle hiç ama hiç ilgilenmiyor. Tam da bu sebeple, birazcık dahi Ömer'i tanıyor olsa bu yaptığına vereceği tepkiyi de kestirebilirdi. 


Bu sonu, sonuna kadar hak etti yani. Tabi bu kovuluşun bir de öç alma kısmı var. O konuda da güvendiğimiz isim elbette İso. Şu kızı tam olarak kendine bir aşık etse, yola da getirebilir herhalde. Lakin o da vur derken, öldürdüğünden işimiz yaş. Az yavaş be İsocum, lap diye gidip dudaklarına yapıştın!..


Sinan'ın yaşadığı hezeyanı düşününce, İso'nun da uzun vadede birkaç hezeyan yaşaması aslında olası ama o Sinan'dan daha sert oluşuyla, durumu lehine çevirebilir... Bir günde Yasemin'den soğuyan, aynı gün içerisinde Defne'ye olan ilgisi depreşen Sinan'a da bir gelin adayı şart. Kendisini çokça seviyoruz ama Ömer'le ikisinin arasına girmesini de kabul edemeyiz haliyle. Yani Neriman'ın kızı Amerika'dan artık dönse diyorum... Ayrıca Defne ile arkadaşça takıldıkları sahnelerde gerçekten çok eğlenceli oluyorlar. İkisinin de ultra çatlak oluşu süper elbette lakin, bu bir aşkın temeli olamaz... Ben de sanırsın aşk gurusuyum, ettiğim laflara bak hele...


Dizide aceleci olan bir diğer taraf, Serdar ve Nihan ikilisi.. Bu bölüm Nihan'ın annesinin hikâyeye dahil olması, durumu daha da renkli hale getirdi. İlk başlarda çokça çektirecekmiş gibi durduğundan, daha sonradan çabucak Serdar'ı kabullendiğini öğrenince içime bir oturmadı değil. Mümkün mertebe Serdar'ı süründürsün rica edeceğim...


Hiç olmadı Neriman sadece yarım günlüğüne Serdar'la yan yana getirilsin, o daha iyi gelir hakkından... Malum kendisi, çılgınlıklar kraliçeğine oynuyor. Ve başka tek bir rakibi de yok... Tek iyi anlaşabildiği kişi, gıybetdaşı Koray. İkili birbirini bulduğu her sahnede bir olay kesin var. Bu bölüm çok fazla yan yana gelmediler. Neriman da Koray da bölümün genelinde pek yoktu lakin, göründükleri her sahnede gülümsememiz garantiydi. Peki ya Necmi?.. Yakındır ofisin parti yuvası olması, benden söylemesi...


Bir dizi izlerken en sevdiğim şey, bölüm bittiğinde hemen sonraki bölüm fragmanının yayınlanmasıdır. Ve yayınlanan 12. bölüm -ilk- fragmanına ba-yıl-dım!.. Gelecek bölüm kaçamak yapacak Ömer ile Defne'yi bir sıcak bölgede göreceğiz. Artık bol bol güneşlenip, yüzüp, aşk yaşarlar herhalde. Bir öpücük gelir mi derseniz, neden olmasın!.. Tabi demekle de olmadığı kesin. Eyyyy senaristimiz Meriç Acemi, duyy sesimizi...

Beklenen Kral

1 yorum :