23 Eylül 2015 Çarşamba

Aşk Yeniden: Kaotik bir başlangıç...


Oldukça radikal bir şekilde sezona giriş yapan ve ilk anda hepimizi büyük bir ters köşeye yatıran Aşk Yeniden'i sanırım her haliyle fazlasıyla sevmeye hazırız. Bundaki en büyük etken de nasıl bir döngü içerisine girerse girsin, bir şekilde kendini bulmayı başarıyor olması. Zira tam da o andan itibaren dizi yeniden keyif veren haliyle karşımızda duruyor... Açık konuşmam gerekirse, büyük bir şok dalgası kapladı sezona başladığında etrafımı. "Bundan sonra ne olacak?" endişesi her ana hakimken, salı akşamki bölümde bu duruma birden adapte olduğumu fark ettim. Hatta bunun üzerinden gelişecek yeni olayların sunacağı keyif daha bir cezbetti diyebilirim...

Geçtiğimiz sezonun en başarılı romantik komedilerinden birisiydi şüphesiz, Aşk Yeniden. En önemli özelliği de her halukârda katıksız bir keyif sunmasıydı bizlere. Zeynep ve Fatih'in ailelerini kandırmak için başvurdukları evlilik oyunu, pek de fire vermeden tam gaz sürerken; dizinin verdiği aranın sonrasında her şey tam da bir arapsaçını resmeder olmuştu. Herkes ama özellikle de Gülsüm kıyıya vurmuş balıkçasına sersemlemiş ve durum da pek parlak görünmüyordu. Tabi bu bir an için zihni kaplayan endişeler serisiydi. Dizinin bir sonraki bölüm fragmanı, her şeyin biraz buruk da olsa eski tadında gideceğini hemen gözler önüne sermiş ve umut vaat etmişti.


Fatih ve Zeynep'in evlilik oyunu, rahat bir sezon daha dizinin senaryosuna fire vermeden malzeme çıkartırdı. Zira asıl tadı biraz da bu kaçak dövüş hali veriyordu. Lakin böylesi bir risk almak da her yiğidin harcı değil. Bundan daha güzel olaylara gebe bir süreç hazırlanacağına da eminiz... Aslında gerçeğin ortaya çıkmasına üzülmemin tek sebebi tamamen Fatih'in yeniden kaybeden olmasıydı. Ne yaparsa yapsın yaranma sorunu yaşayan, herkes tarafından mutlaka bir kere hakkı yenen Fatih; yeniden hedef tahtasındaki yerini aldığı için üzüldüm... Ailelerin her şeyi öğrenmesiyle birlikte sezonun bahtsızı olarak, herkese yine de gülümsemeyi seçiyordu ama içten içe yanıp kavrulduğunu anlamak hiç de zor değil.

Sevdiği kadın ve ailesi arasında seçim yapmak zorunda kalan insan sayısı tahmin edilemeyecek kadar çoktur elbette. Ancak karşı karşıya kalınan bu durumların çoğunda, en azından büyük bir kısmında iki taraf da bir şeyler için emek verir sanıyorum. Önce ikili bir mücadele olacakmış gibi gözükürken, daha sonra her şeyi tek bir tarafın sırtlamasını beklemekten büyük haksızlık olabilir mi zaten?.. İşte tam da bu yüzden Zeynep'e sıra sıra laflar dizebilirim durmaksızın. Oldukça bencil bir karakter olması, bazen sadece "ben, ben" dediği için kaybeden de olmasını sağlamalı ama karşısında Fatih olduğu için çok ama çok şanslı. Ağzının içine bakan, ne derse desin kabul etmeye açık birisi. Tam da Zeynep'in karakterine uygun yani... Hâl böyle olunca da, onun için üzülmek bir gereklilik halini alıyor.


Evet, birbirlerini sevdiklerini tam olarak ispat etmeleri için böyle bir sınavdan geçmeleri gerekirdi. Zeynep'in de en az Fatih kadar bedel ödemeye açık olduğu en başında açıktı, peki. Ama Şevket ve Meryem'den hiç de beklemediği ölçüde iyi bir geri dönüş alması, birden onun için geriye kalan her şeyi önemsiz kıldı. Fatih'in ailesinin haklı olarak ona sırt çevirmesini bile, "Olsun, biz hiç ayrılmayalım; beni hep sev" gibi bir istekle bencilliğine meze yaptı. Böylesi bir karaktere kimsenin normal şartlarda kolay kolay katlanamayacağı oldukça açık ne yazık ki...

Her konuda suçlamaya hazır olduğum Mukaddes'e bile bir ara hak verdim. Gülsüm hanımın nasıl derbeder olduğunu gördükten sonra Zeynep'e biraz daha bilendim. Bu gerçeğin Orhan'la Selin aşkına da mani olmasıyla ayar seviyem arttıkça arttı. Lakin, dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Sonuç olarak bu gerçek ortaya elbet çıkacaktı... Sadece beklenenden erken olması ve Zeynep'in bencil hali durumu biraz dramatikleştirdi o kadar. Verilen tepkiler de tamamen yerinde ama zamanla Mukaddes olmasa da Zafer ve Gülsüm hanımın onları affedeceği açık. Ondan sonrasındaysa, değmeyin keyfimize.

Bu süreçte en önemli mesele sanırım Fatih'in kendini ailesine ispat etmesi. Zira ancak o zaman gerçekten Zeynep'e ne kadar aşık olduğunu onlara kanıtlayabilecek. Sonrası ise çorap söküğü... Eğlenceyi, gülmeyi, sevinmeyi ve yer yer de dramın içerisine girmeyi kabul etmiş olduk, Aşk Yeniden'i bir kere izledikten sonra. Her şeye her an hazırlıklı olmak lazım. Ve bir de çokça şikayet etmemeli. Bakalım zaman Zeynep ve Fatih'e senaristlerimizin kalemi aracılığıyla neler getirecek...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder