5 Eylül 2015 Cumartesi

Kiralık Aşk: Bakışlarla anlaşmak...


Su gibi akan bir bölümle daha karşımızdaydı, Kiralık Aşk. Söyleyecek bir kelime bulamıyorum deriz ya kilitlendiğimizde; tam da o duyguları yaşıyorum... Bu yazın en başarılı iki yapımından biri olan dizi, ne iddiasından ne de başarısından bir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Çıtasını her hafta biraz daha yukarıya taşıması ise artık kimse için sürpriz değil. Sadece bu da değil; karşımızda olabildiğinde mütevazi, sevgi dolu bir ekip var ve televizyon camının dışında da mükemmel bir ilgi alaka ile her cuma bizi ağırlıyorlar...

12. Bölüm


Defne ile Ömer'in aşkı her geçen hafta biraz daha evrim geçiriyor ve tam da istediğimiz kıvama gelmek üzere. İkilinin, özellikle de Defne'nin birbirlerine olan aşklarından kaçma durumu da sona erdiğinden şimdi daha huzurlu bir şekilde izliyoruz olan biteni... Ömer bizim ilk bölümlerde tanıdığımızdan çok çok uzak bir yerde mesela. Donuk bir kişiliğin, aşkla nasıl buzlarını erittiğini izlemek olağanüstü. Defne'den içerisinde olduğu zoraki oyun sebebiyle beklememiz gereken hamlelerin dahi ondan gelmesi, düştüğü aşkın en güzel göstergelerinden. Tam bir ergen kıvamında, kaçak köçek asansörde buluşmak arzusu ise nereye koyulur bilemiyorum. Asansör maceralarında yanlarında Koray varken dahi böylesi bir ateş saçıyorken, o olmasaydı herhalde sahnenin sonunda hepimize bir bardak buzlu su gerekecekti. 


Ömer'in olan biteni, yani gerçekleri öğrendiğinde aşırı tepki vereceğini düşünmüyorum. O konuyla ilgili bir tezim olduğunu daha önce söylemiştim. O tez elimde patlasa bile, daha önce sınadığı Defne'nin duygularından bence artık emin olmalı ve çaresizliğini de anlayabilmeli. Ömer bunu yapabilecek tiyniyette bir adam. Bir kalemde Defne'yi silmemeli... 


Defne de bu süreçte aslında ileride olabilecekleri düşünüp, aşkını daha bir kanıtlamalı bana sorarsanız. Çekingen ve tutuk hallerini artık attığı kesin. Ömer'in ilgili tavırlarına, arada gıcık tutsa da(!) aynı dozda karşılık vermeleri çok tatlı. Asansörde kendisiyle göz teması kurmak için yırtınan Ömer'e belki istediğini vermedi ama gözlerini kaçırması dahi onun için bir itiraftı. Onu bu utangaç ve çekingen halleriyle daha bir seven Ömer, böyle davranmasından belli ki memnun. Onu çekingen gördükçe, daha bir ateş bastığıysa bariz. İkilinin yan yana olduğu her sahne gerçeklikten yıkılıyor ve beğenmemek de imkansız.


Tabi artık aşklarını sonsuzluğa haykırmalarını istiyoruz. En azından Sinan daha erken davranmadan Ömer'in konuşması şart. Çıktıkları tatilin başlangıcında hayâl ettikleri araba yolculuğunu gerçekleştiremediler ama otel odasındaki sahne, hepsine yetti. Mâlum, onların göz göze gelmeleri bile birçok sorunun cevap bulmasını sağlıyor. Lakin arada konuşmalarını da istemiyor değiliz...


Serdar ve Nihan kadar olamadılar ya, yanarım da ona yanarım. Aşktan yana istediğini elde edebilen Nihan dizinin görünürde en şanslı karakteri. Ama Serdar gerçeğini düşündüğümüzde, hüsran bulutları sarıyor dört bir yanımızı. Yaptığı evlilik teklifi güzeldi de, eğer bir evlilik olursa iyi bir koca olur mu şimdilik muallak. Bir de o bere kafasına yapıştı; arada çıkarttığını görelim de onun yerine bizim içimiz ferahlasın yahu...


Defne adına güzel gelişmeler de olmuyor değil. Evet, belki bir evlilik teklifi şimdilik rüyalarda saklı ama en azından artık dişli bir rakip yok karşısında. Normalde egosundan zerre ödün vermeyen Yasemin'in İso'nun karşısında tam bir şaşkın kediye dönmesi ise bir garip. Artık onu yola getirebilecek tek kişinin İso olduğu bariz. Mükemmel bir karakter olması imkansız ama eskisi kadar kötü bir Yasemin izleyeceğimizi sanmıyorum ben. Bu arada İso eğer nikah masasına kadar uzarsa bu işin sonu, onu orada terk et kaç. Ne olursa olsun bu riske değmez bence...


Defne için bir diğer güzel gelişme, Hulisi'ye kendini sevdirmesi oldu. Başlarda çapkın ve pek de ipe sapa gelmez gözüken Necmi'nin aslında içerisinde olağanüstü bir adam yattığını gösterdiği sahnelerde, Ömer'in anne ve babası ile ilgili öğrendiği gerçekler onu çokça sarstı ve bunu içinde tutmayarak Hulisi'ye ayar vermesi enfesti. Zira duyduğu gerçeklerle, karşısında gerçekten torununu seven bir kadın olduğunu anladı. Mâlum ki yaptıklarından kendisi de pişman artık...


Dizide yaptıklarından pişman olmayanlar da yok değil. Mesela Yasemin, Koray ve Neriman... Bu üçlü aslında karakter olarak birbirlerine çok benzerler ama Yasemin'in yanında diğer ikisinin yunmuş yıkanmış olduğu kesin. Onun kovulduğunu öğrendiğinde odasına yerleşen, leopar desenli koltuğuna kadar alınmasını isteyen Koray; bu haberi Neriman'a verdiğindeyse karşımızda Mezdeke teklisi olarak durması aslında yeterdi. Bir de oynamaya başladı ki, zevkten nasıl da dört köşe olduğunu ancak dört bir yanını sallayarak gösterebileceğini düşündü demek ki. Dizide şüphesiz en sevdiğim karakter Koray, ardından da Neriman geliyor. Eğer Neriman ilerde Defne ile Ömer aşkına mâni olmaya çıkarsa, Yasemin'den beter nefret edeceğimi de not olarak düşmek isterim...


Başından sonuna nasıl geçtiğini anlamadığımız bir bölümdü dedim ya yazının başında, arttırıyorum; en güzel bölümüydü bu hafta izlediğimiz. Ömer ile Defne'nin o naif ve kaliteli aşkı, Koray'ın ele avuca sığmaz halleri, Neriman'ın çılgınlıkta durmadan level atlayışı, Necmi'nin iyice içinde sakladığı hazineyi belli edişi, Hulisi'nin hatalarını gidermek için elinden geleni yapacak görünmesi, Yasemin'in İso'ya kalbini teslim etmesi ve Nihan ile Serdar'ın girdiği evlilik yolu... Her şey tam kararında ve olması gerektiği gibi. Ne bir eksik, ne de fazla. Hatta gelecek bölüm fragmanında gördük ki, Ömer ve Defne daha bir yakınlaşıyorlar birbirlerine. Yani enfes bir bölüm daha geliyor haftaya. Tüm bu başarıda toplu iğne başı kadar emeği olan herkese, sonsuz teşekkürler...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder