20 Ekim 2015 Salı

Güneşin Kızları: Kolay mı evlatlarından vazgeçmek?..


Daha birini kurtaramadan diğerini hapse göndermeye çok yaklaştığımız, sevgi gösterim şeklinin nasıl hatalı olabileceğini gördüğümüz ve en önemlisi de annelerimizin kıymetini bir kez daha hatırladığımız bir bölümle ekrana geldi bu hafta; Güneşin Kızları. Güneş'in başı daha dertten kurtulmamışken, Haluk'un onun uğruna cinayete meyletmesi; aşkını mı yoksa takıntısının geldiği son noktayı mı gösterir bilemiyorum ama bu işin sonunda zararlı çıkacak tek şeyin, Ali ve Selin aşkı olduğu kesin...

18. Bölüm


Bir anne için en önemli şey şüphesiz ki, evlatlarıdır. Onların iyi, sağlıklı, huzurlu ve en çok da dizinin dibinde olmalarını ister. Bir şekilde kendinden koparılmak istendiklerini öğrendiğinde, gözünün dönmesi hiç sürpriz olmaz yani. Zira dedim ya, en kıymetlileridir; paylaşamazlar. Gerekirse bu uğurda her yola da başvururlar... Güneş gibi yani... Onu hangimiz evlatlarını korumak istediği için suçlayabiliriz ki?. Çocuklarını kaybetmenin korkusuyla, ne kadar ileri gidebileceğini göstermedi mi?.. Sevgisinin nasıl her şeyi göze alacak kadar sonsuz olduğunu da mesela?.. 


Ben kendisine tam destek veriyorum. Gençliğinde yaşattığı onca olumsuzluğun etkisi yetmezmiş gibi, şimdi karşısına dikilip de "Kızlarımı almak istiyorum" diyen birine verilebilecek en doğal tepkiydi bana göre... Zafer, Sevilay'la anlaştıktan sonra yersiz bir girişimin içerisinde. Kızların velayetini aldıktan sonra ne yapmayı plânlıyor bilemiyorum. Onlara Sevilay'ın verdiği parayla mı bakacak?.. Peki ya yaşayabilecek mi?.. Haluk'un gözü döndüğünde nasıl bir insana dönüştüğünü hâlen anlayamamış mı?.. Nereden geliyor bu cesaret?..


Haluk, deli bir aşık. Takıntılı bir psikopat ve daha niceleri... Hangi olumsuz özelliğini yazsan, yine de tam olarak ifade edemezsin onun kişiliğini. Gözü döndüğünde nasıl bir canavara dönüştüğünü de anlatamazsın... Sevilay'ın ona olan aşkının, başına böyle bir iş açacağı kesindi yani. O aşk nasıl bir tutkuyla beslendiyse artık, tüm olumsuz özelliklerinin üzerine çıkmış. Tek emeli bu hastalıklı kişiliği yeniden kazanmak olan birine de pek akıllı denemez tabi. Onca şeyin ardından bir de Zafer'le kızların velayetini üzerine alması için anlaşması, gelebileceği en son noktaydı. O nokta da, Haluk'un boğazına doladığı ellerin mimarı oldu. Öleceğini pek sanmıyorum ama bu durumun en büyük etkisi, Ali ve Selin aşkına yeni bir gölge düşürmesi olacak...


Zira Haluk'un her şeyin sorumlusunun Sevilay olduğunu öğrenmesini Ali, Selin'den bilecek. Gidip de ona yetiştirdiğini sanacak. Nereden bilsin, her yerde biten İnci'nin kapı dinleyip de yerini sağlamlaştırmak için bu kozu kullanacağını?.. Hele bir de hiç sorgulamazsa-ki, annesinin o durumda olduğunu gören biri için peşin hüküm kolaydır; AlSel aşkına bir süre daha veda edebiliriz yani... Zaten bu bölümde Selin'in Emre ile Tuğçe'ye yaptığı açıklamalarda da vardı sakatlıklar. Kendi kuyularını, kendileri kazıp duruyorlar. Bakalım Selin onu bu işte parmağı olmadığına inandırabilecek mi?. En önemlisi de, inandırmak için çaba sarf edip etmeyeceği...


Açıkçası pek umudum yok. Onların bir mutlu, on mutsuz hallerinin bir gelenek olduğunu düşünüyorum artık. Yan yana geldiklerinde birbirlerinin yaralarına merhem oluyorlar ama bu durumun pek de kıymetini bildiklerini söyleyemem. Her ikisinin de ortak bir hatası oluyor zira her seferinde...


Sadece onların cephesinde de değil... Savaş ve Nazlı cephesinde de hep bir kavuşamama durumu söz konusu. Melisa'dan, Rana'dan çekiniyoruz ama onlar kendi hallerinde bile sevgili olmamak için yeterince ayak diretiyor. Hep bir pürüz çıkıyor ya da olumsuz gelişmelerin gölgesinde zıt düştüklerini görüyoruz... 


Annesini kaybetmiş bir çocuk olarak, sırf onlara olan sevgisinden birini bıçaklayan kadına nasıl böylesine sırt döndüğünü anlayamamakta Savaş çok haklı. Bunu deşmekte de... "Baba, baba" diye haftalardır bitip gitmeyen bu sevginin, nasıl bir raddeye geldiğine şahit olmak da bizim için yeterince darlayıcıydı. Nazlı'ya, annesinin başına gelenlerden haberi olmadığı için kızamıyordum pek-Tamam pekten biraz fazla kızdım-. Bu sebepten yaptığı yanlışlarla annesini uçurum kenarına iten o oldu ama kendi cephesinde de haklıydı. Lâkin, onun sırf kendileri için içerisine düştüğü durumu böylesine görmezden gelmesini bir yere koyamadım. Onun bu kadar gaddar olmaması lazım... 


Annesi hapse giderken bile onunla vedalaşacağına sırtını dönüp bir hışımla ortadan kaybolmamalıydı... İşin trajik tarafı tüm bunları kendini suçlu hissettiği için yaptığını açıklamasıydı-ki, onu da nereye koymalı bilemiyorum... Selin'den tecavüz gerçeğini öğrenmedi belki henüz ama Zafer'in gerçek niyetine erişti. Bundan sonra daha aklı başında davransın rica edeceğim. Dizinin ilk bölümlerinde aklı havada olan Selin, oturaklı olan da Nazlı'ydı; şimdi ne değişti, hiç anlamıyorum...


Olaya sadece Nazlı ve Selin cephesinden de bakmamak gerek. Savaş'ın da, Ali'nin de kendi içlerinde yüzlerce derdi var. Savaş annesinin intiharına tanıklık etmiş, Ali de babası tarafından annesinin nasıl boğazlandığına tanıklık etti. Sevilay'ın öleceğini sanmıyorum ama hem onun hem de Ali üzerinde bunun psikolojik etkisi bir süre devam edecektir. Peki ya yaşarsa, Sevilay akıllanır mı? Hayır... -Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, Berk Atan ne de güzel ağlıyor yahu... Gözlerinden sicim sicim akan göz yaşları bir yana, rahat bir şekilde bunu sunabilmesine hayran kaldım. Kutlarım kendisini...-


Zafer'in oyunu şimdilik tıkır tıkır işliyor. Güneş, velayeti paylaşmamak için inat ettiği sürece de işleyecek gibi duruyor. Ama Nazlı'nın öğrendiği gerçekten sonra alacağı tavır atlanmamalı. Ona bundan sonra yüz vereceğini hiç sanmıyorum. Hapisten çıkartması için her türlü baskıyı yapacağı da kesin... Annesini bu uçuruma iten olarak, oradan kurtarmak da ona yakışır. Senaristlerimiz bunu ona çok görmez umarım... 


Ve umarım artık Rana'nın Güneş takıntısını, Zafer'in hastanede Haluk'u gerçekleri Güneş'e söyleyeceği tehdidiyle köşeye sıkıştırmasının altında neler olduğunu öğrenebiliriz. Zafer'in yaptığı bu tehditten ortaya çıkan tek sonuç, Güneş'e asıl tecavüz edenin o olduğu ama Rana cephesi hâlâ büyük bir bilinmezlikle dolu... Her hafta ikizlerin Haluk'un kızları olabileceğine biraz daha yaklaşıyoruz lâkin, böylesine sapkın bir Haluk takıntısı varken Sevilay Ali'yi başkasından yapmış mıdır; artık emin olamıyorum. Selin ve Ali aşkına bir darbede bu yönüyle vurulmasın rica edeceğim...

Bakalım, Güneş hapisten çıkabilecek mi?.. Sevilay ölecek mi?.. Haluk, Ali ve Selin'in öpüştüğü videoyu gördü mü?.. Ali tahmin ettiğimiz gibi hemen Selin'i mi suçlayacak?.. Nazlı ile Savaş arasında artık matem dışında bir yakınlaşma olacak mı?.. Bekleyelim, görelim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder