18 Ekim 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Bir sen eksiktin...


Aşkın en eğlenceli anlarıyla, rekabetin ne denli karmaşık olduğunu vurgulayan bir bölümle ekrana geldi bu hafta; Kiraz Mevsimi. Öykü için her şeyin iyi gittiği zamanların hemen sonuna gelmişken, bundan sonrasında sadece Önem'le değil, Nazmi'nin kızı Naz'la da mücadelesini izleyeceğiz onun. Tüm bu mücadelesinde ilgilendiğim tek şeyse Ayaz'ın ne tarafta duracağı...

53. Bölüm





Yeni evli olmak, birçok çift için sancılıdır. Birlikte yaşayan insanların bile 'evliliğin' üzerlerinde oluşturduğu manevi baskıyla ne tür zorluklar yaşayacağını tahmin etmekse hiç güç değil. Öykü ve Ayaz'ın da yaşadığı bu zorluk, çok şükür artık yerini katıksız bir aşk ve mutluluğa bıraktı. Yeni evlerindeki hayatları, evliliklerinin aşkları üzerindeki etkisini izlemek şahane. Hatta durum daha da ateşli bir hâl aldı ki, ikisini neredeyse her an daha şiddetli bir aşkın etkisinde görüyoruz... "Evliliğin aşkı öldürdüğü" savı, 'cicim ayları' henüz geçmemiş olsa da çiftimiz için pek de geçerli olmayacak gibi. Onların arasındaki bağı öldürebilecek tek şeyse, bu bölüm anladığımız üzere sadece Önem olabilir; ne yazık ki...


Önem'i geçtiğimiz sezonda da bir iyi, bir kötü izlemiştik. Kibrinin karşısında dağların duramadığı, çoğu zaman Ayaz'a bile sırf bu özelliği sebebiyle duvarlar ören olarak; onun katıksız iyi olmasını beklemek zor. Tamam, Öykü'ye evliliklerinin hemen ardından kaçması sebebiyle kızgın olmakta çok haklı; bunu geçtiğimiz bölüm yorumumda da belirtmiştim. Lâkin, bu kızgınlığın bir rekabetle nefrete dönüşümünü izlemek ne yazık ki katlanılır gibi değil. 


Satın almak için didindiğin şirketin sahibinin kısa süre önce öldüğünü, üzerine bir de artık o şirketin başında gelininin olduğunu öğreniyorsun; insan biraz zaman vermek istemez mi Öykü'nün durumu sindirmesi için?.. Hemen, "Sen bu işleri beceremezsin, bana sat" kafası neden?.. Böyle davranan annesine 'mimar' kimliğini bir kenara iten Ayaz'ın hiç karşı çıkmaması da ayrı bir mevzu. 


Bir durun bakalım, kız bir sindirsin içinde olduğu durumu. Görsün, ölçsün, tartsın... Bugüne kadar el attığı hangi işte başarısız olduğuna tanıklık ettiniz ki, "Sen yöneticiliği beceremezsin" kafasıyla yaklaşıyorsunuz? Öykü'nün beceremeyeceği hiçbir şey yok, yeter ki rahat bırakılsın. Hem Önem tüm rakiplerini, piyasada tek başına kalıncaya dek satın mı alacak?.. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Ben şahsen hiçbir zaman Önem bu kadar büyük satın almaların içerisine girebilecek birisi olarak gösterilmediğinden, bu durumdan şikayetçiyim. O yüzden de şimdi, -batık durumda olsalar da- koskoca şirketlere göz dikmesine bir mana veremiyorum...


Mana veremediğim durumlardan bir diğeri de, Mete ve Ayaz'ın onunla ortak olması... Yahu biz sizi mimar tanıdık, sevdik. Aranıza kara kedi girdi, batma noktasına dahi geldiniz. Yeniden barıştınız, iş kovalayacağınıza Önem'in emrinde satın alacak şirket peşinde geziyorsunuz?.. Ne oldu o deha dolusu mimari fikirlere?.. Umarım en kısa süre içerisinde fark ederler hatalarını ve onları ofislerinde eski formlarında izlemeye devam ederiz. Ama öncesinde, bir olup Öykü'nün başını dertten kurtarmaları gerekmekte...


Belki şu zamana kadar Ayaz'ın, Önem'in ortağı olmasında bir sakınca yoktu. Aralarındaki rekabetin, evdeki tatlı-sert yaşamlarına uyumu da şahaneydi. Ancak, bu saatten sonra Ayaz'ın tüm mücadelesi Öykü'yü içerisine düştüğü dertten hasar almadan kurtarmak olmalı. Zira Nazmi'nin kızı Naz, tam da tahmin ettiğimiz gibi çok uzun sürmeden ortaya çıktı ve dişini de ilk dakikadan göstermeyi ihmâl etmedi. Onun Mete ile bir aşkın içerisine girip girmeyeceğini bilemiyorum ama Mete'nin Ayaz'la  bir olup Öykü'nün kanatsız melekleri olması gerektiği kesin. Tek başına hem Önem hem de Naz'la mücadele edebilmesi zor ne yazık ki...


Mete'nin geçtiğimiz sezon, havada uçan sineğe dahi meylettiği bir dönem olmuştu hatırlarsanız. Beyindeki tümör gidince durum düzeldi ama o çapkınlık halen baki kalmış üzerinde... Şeyma ile yaşadıkları sorunlardan sonra arkadaş kalabilmeleri elbette şahane. Bu sezon tamamen iyi olarak izleyeceğimiz Şeyma'nın, ona yaklaşımı da enfes ama kıza 'kanka' muamelesi yapmakta nesi?.. Her şeyin de bir sınırı var neticede. Şahsen ben onları halen bir çift olarak görmek isteyenlerdenim. Şimdilik Naz faktörü var gibi ortada lâkin, Mete'nin ona ayak uydurabileceğini uzun vadede hiç sanmıyorum...


Ben Emre'nin bu inadıyla bir yere varabileceğini de sanmıyorum, bak... Hadi İlker ve Sibel arasında bir çatışma hali söz konusu. Şimdi seyyar köfteciliğe soyunup, Sibel'i çıldırtıyor. Çok da tatlı adam vesselam İlker ama Mete'nin teklifini reddedip, onun peşinde köfte ekmek satması artık gururun gelebileceği en dip noktayı resmediyor. Biz o madden rahatlasın, Burcu ile arasında bu durum sorun olmaktan çıksın derken; her seferinde daha trajik bir noktaya sürüklenişini izliyoruz. Bu kadar gurur gerçekten fazla. Mete'nin teklifini reddetmek maharet değil, kusura bakmasın ama tam olarak salaklık. İlker elbet dönecek restorana geri, o zaman köfte ekmek satmaya devam eder. Burcu ile de bol bol karşı karşıya gelişlerini izleriz. Aman ne tatlı...


Gelecek hafta yine aşk ve neşe dolu bir bölüm bekliyor bizi, fragmandan anladığımız kadarıyla. Şahsen bu son ikiyi 'geçiş bölümleri' olarak saymak istediğimden, eleştirmek noktasında da çok ileri gitmeyeceğim. Mâlum cumartesi günleri çok büyük bir rekabet söz konusu ve bu rekabetten alnının akıyla çıkmak için ayrı bir çaba sarf etmek gerekiyor. Öykü ve Ayaz'ın cilveleşmeleri iyi hoş da, geri kalanlar biraz sallantıda. Şahsen ben senaristlerimize güveniyorum, bakalım kalemlerini nasıl konuşturacaklar bundan sonra...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder