4 Ekim 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Bir vuslat hikâyesi...


Üç ay süren tatilinin ardından, her türlü tatmin eden bir bölümle yeni sezonuna merhaba dedi; Kiraz Mevsimi. Öykü ve Ayaz evliliğinin gerçekleşmesi bir yana, ikilinin o çok merak edilen tren sahnesinin de en iyi ihtimalin bile ötesinde sonlanması enfesti. O andan itibaren aşk yeniden bacayı sardı ve biz de, bir elimiz gözlerimizde işaret parmağımızı aralayıp ekrana bakmaya başladık. Evet, çok utandık. Ama nedense izlemeye de doyamadık...

52. Bölüm


Bunu her zaman dedim yine diyeceğim, Öykü çocukça hareket eden ve sonraki adımını düşünmeden atan bir karakter. Resmen esen yelden nem kapma potansiyeline sahip ve bu özelliğiyle Ayaz'ı çokça zorluyor. En başından beri ilişkileri için en büyük fedakarlığı yapan Ayaz'ın bir sınırının olmadığını da kanıtlamasını sağlıyor. Tam balayına çıkacakları gün, yaşanılan tüm tersliklerin ardından Ayaz'ın gerginliğini bambaşka yorumlaması ve bavulunu alıp da ortalardan kaybolması beni hiçbir şekilde tatmin etmedi ne yazık ki. Ne demek, tavır yapıyor diye bulduğun ilk otobüse atlayıp gitmek?..


Tabi Öykü'nün cephesinden de bakmak gerekir. Körü körüne bir erkek olarak, erkek tarafını savunmayacağım. Düğünlerinde yaşanan bir sürü gerginlik ve Öykü'nün gelgitli hali Ayaz'ı çokça etkiledi. Haklı da... Ancak kafasının karıştığı, yaşanılan olumsuzluklardan etkilendiği ortada olan Öykü'ye biraz daha ılımlı yaklaşabilirdi. Höt höt cevaplar vermese, bambaşka bir serüvenin içerisine düşerlerdi. Lakin her ikisinin de ortak olduğu bu suç, aşklarının kıymetini anlamaları için iki ay boyunca cezalandırılmaları ve masalsı bir İtalya macerası izlememizi gerektirdi. Aslında sonuç itibariyle bize yaradı...




Metelerin ortak bir akılla hareket edip Öykü'nün nerede olduğunu öğrenme biçimleriyse gerçekten enfesti. Öykü'ye kimseye söylemeyeceği sözünü veren Meral'in onların oyununa, içerisine düştüğü aşk sebebiyle malzeme vermesi ise gerçekten komikti. Bülent'le en başından beri olmaları taraftarıyım ve şimdilik gizliden götürdükleri belli olan ilişkilerini, kısa zamanda herkesin duyması süper olur. Meral'in de mutlu olmaya, en önemlisi senaryoda çokça öne çıkmaya hakkı var... Ha bu arada değinmeden geçemeyeceğim, mahallelerinin kentsel dönüşüme girmesi sonrası taşındıkları evi aklım hiç almadı. O nasıl bir kentsel dönüşüm? Bildiğin 360 derecelik bir dönüşüm olmuş. Herhalde kokusu çıkar yakında...


Öykü'nün çekip gitmesinin üzerinden tam tamına iki ay geçmişken, Ayaz'ın bir aşkla bir sinirle değişen fikirleri tehlikeli de bir hâl almaya başladı. En son, "artık boşanmak istiyorum" kıvamına da geldi ki, Metelerin Öykü'nün nerede olduğunu öğrenme fikri imdadına yetişti. Bir iş görüşmesi için gittiğini sandığı İtalya'da, adrese teslim bir vaziyette Monica'nın hoteline varan Ayaz ve onunla konuşmaya hazır olduğunu düşünerek, İstanbul'a gitme kararı alan Öykü'nün karşılaşması çok tatlıydı. Gözlerinden aşk akarken, yine inatlarından birbirlerine girmeleriyse şaşırtmadı...




Onların bu tavırlarına haliyle çokça alıştık. Çok şükür ki dizinin bundan sonraki hikâyesine tümden etki edecek bir karakter olarak ilk ve son kez gördüğümüz Nazmi ile Monica'nın işbirliği ikisini de yola getirdi. En son tren sahnesinde yine kopma aşamasına geldiler ama Ayaz her şeyi bir kenara bırakarak onun yanında olmayı seçti. Bu andan sonrası ise öpücüklerle süslendi...


Öykü de Ayaz da düştükleri ayrılığın içerisinde olmayı hak ettiler. Lakin, tek başına Ayaz'ın yeniden bir araya gelmek için çabalaması da gerekmezdi. Hele hele o dillendirilen evlenme teklifini, sanki bu ayrılığın asıl sorumlusuymuş gibi üstlenmesi yersizdi. Öykü kusura bakmasın ama bazen bencil olabiliyor çokça. Şükretsin ki Ayaz gibi bir erkekle birlikte de, bu bencillikleri tolere ediyor.


Eğer tanıtımlardan herhangi birinde evlenme teklifinden en ufak bir kesit dahi dillendirilseydi, herhalde ortalık savaş alanına dönerdi. Öykü'nün barışmalarının şerefine tekrar bir evlenme teklifi istemesine yoracak kişi sayısı da bir elin parmağını geçmezdi zaten. Güzel bir taktik uygulanmış, devamı da güzel geldi. Zira bu sahnelerin sonunda, tek gecelik balayılarını bir vuslatla sona erdirdiler...


Diziyi annesiyle, babasıyla, çocuğuyla, bilumum utanacağı aile ferdiyle izleyenler için biraz etkisi büyük bu vuslat sahnelerinin sonunda sanıyorum bir çocuk da görürüz. Ateş 39 dereceye çıkmışken, olmazsa olmaz mâlum. Aman bir daha vuslat görmeyelim bir de, varlığından haberdar olsak yeter efenim... (aslında istiyor)


Önem'in bir kaynana ya da oğlunu çokça seven bir anne olarak, terk edip gitmesi ardından Öykü'ye cephe almasından daha doğal bir davranış olamaz. Asıl görmezden gelse ve hiçbir şey olmamış gibi davransaydı sorun olurdu bana göre. Lakin, işin suyunu çıkartma eğilimlerine girmesini de istemem. Eskisi gibi cadaloz bir Önem izlemek benim için çok da keyifli olmayacaktır. Tabi, Öykü'nün Nazmi sayesinde içerisine dahil olduğu dünyayla Önem'in gerginliğini zamanla yumuşatması olası... 


Mâlum, ikilimizin vuslata erdiğinin sabahı Nazmi hayatını kaybetti ve Önem'in satın almak için didindiği şirketi Atlantist'i de Öykü'ye miras bıraktı. Buraya kadar her şey pembe bulutlarla örülü bir dünyayı resmediyor. Lakin, Nazmi'nin bir kızı olduğundan bahsetmesini unutmayalım. O bilgi bize boşuna verilmez. Muhtemelen bir gün çıkıp gelecek ve miras üzerinde hak iddia edecektir. İşte o zaman Önem'in nasıl davranacağı çokça önemli. İlgiyle takip edeceğim...


İlgiyle takip edeceğim bir diğer nokta, Sibel ve İlker'in durumu. Geçtiğimiz sezon bıraktığımız yerden devam ediyorlar. Zaten hiçbir zaman birbirlerine tam aşık değillerdi, şimdi tamamen koptular. Boşanma davaları Öyküler sayesinde ileri bir tarihe atıldı da, barışıp boşanmayacakları garantilendi. Şimdilik ayak diretseler bile, ikisinin de kahrını kendilerinden başkasının çekmeyeceği bariz. Bunu onlar da anlayacaktır... 


Gelecek hafta fragmanından, Öykü Önem'in asıl çekişme ve mücadelesinin başlayacağını gördük. Bu mücadelede bir saf belirlemek zorunda kalan Ayaz'ın aşkı seçeceği de kesin... Ve son olarak kendi sesiyle Ayaz'a hayat vermeye başlayan Serkan Çayoğlu'nu kutluyorum. Ses tonu ve diksiyonu, Ayaz'ın üzerinde hiç sırıtmadı. Tabi tek sıkıntısı eski dublajlı bölümleri izlemek olacak... Sezona Demet Akalın'ın yeniden seslendirdiği jenerik müziğinin eşliğinde, muhteşem bir bölümle merhaba diyen dizinin hep böyle devam etmesini diliyor; bunda toplu iğne başı kadar bile olsa emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başarılı bir sezon olsun. Bol şans ve reytingler...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder