8 Ekim 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Farklı bir bağ...


Aksiyonun, olayın, aşkın, ihanetin, hesap sormanın ve yeniden dara düşmenin bölümüydü diyebiliriz dün akşam yayınlanan için. Poyraz Karayel, çok da uzun sürmeden bir sürü düğümü kucağımıza bırakmaya başladı ve o düğümleri çözmenin pek de kolay olmadığı mâlum. Poyraz'ın yeniden dara düşmesinin ise kimse için şaşırtıcı olduğunu sanmıyorum...

26. Bölüm


Poyraz için dara düşmek bir gelenek. Hiçbir şey bulamasa, kendini ateşin içerisine atar herhalde. Geçtiğimiz bölüm vurulan Sinan'ın başına gelenlerden sorumlu tuttuğu örgütün peşine düşmesi ve kısa sürede onları bulup hesap sorması enfesti. Oraya kadar her şey normal ancak, içlerinden her pisliğe hakim olanı alıp da kendi sorgusunun peşine düşmesi yine başını ağrıtacak bir sürü enstantaneyi izlememizi sağladı/sağlayacak.


Adamı konuşturabilmesinin tek yolu buydu, evet. Aslında en doğrusunu da yaptı bana sorarsanız ama mâlum ki, o söz konusu olduğunda hem polis teşkilatı hem de mahkemeler tam bir adalet kılıcı kesiliyorlar ve sonuç da ortada. Adam aşağıya düştükten sonra büyük bir şaşkınlıkla arkasına bakması, olayın içinde başka bir iş olduğunun mesajını verdi bize lâkin bunu nasıl kanıtlar bilemedim. Yine, yeni, yeniden polisliği kaybetmesi olası yani. Müdürü pek de tekin bir adama benzemiyor, güveneceğini sanmıyorum ona. Bu sayede de Poyraz yeniden Bahri'nin yanına döner. Sardık mı başa?. Oh ne âlâ!..


Onun başına ne gelir şimdilik sadece tahmin yürütebiliyoruz ancak, Sinan'ın durumu iyi. Açık konuşmam gerekirse, ilk başta öldürülebileceğini düşündüm. Hafta içinde sosyal medyada gördüğüm bazı açıklamalarla da yanıldığımı anladım. Riskli bir bölgede olan kurşun, Ayşegül'ün telkiniyle oradan alındı. O ameliyat sırasında ölme ihtimali vardı ama yaşasa da sakat kalacaktı. Profesyonelliğinden zerre ödün vermeden takındığı ciddiyetiyle konuşan Ayşegül'e bir kez daha vurulmuş olmamın yanında, Poyraz'ın Begüm'ün söylediklerine değer vermemesine de bozuldum. 


Tamam Begüm'ü pek de sevdiğim söylenemez ama yine de o çocuğun annesi ve onun başına gelebilecek herhangi bir şeyden sonra en büyük acıyı yaşayan şüphesiz o olacak. Poyraz'ın körü körüne, "Ayşegül'ün dediğini yapalım" demesinden hoşlanmadım bu sebeple. Sonuç olarak Sinan kurtuldu belki ancak, Begüm'ün psikolojisi daha da bozuldu. 


Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, Sinan'ın ameliyat olurken gördüğü rüya, enfesti. Hele sözde öbür taraftaki memurun, "Sorgu Suâl dairesi yukarıda" dediği yerde koptum!. Sinan'ın çocuk aklıyla her şeyi birbirine karıştırmasına mı güleyim, yoksa içinde olduğu durumun komikliğine mi bilemedim. Poyraz'ın ameliyat olduğundaki mahkeme sahnesi gibi unutulmaz ve olağanüstüydü. Tebrik ederim...


Bahri ile Poyraz'ı barıştırmak için yaratılan Sinan'ın vurulma kurgusunun sonunda hiçbir karakterimizi kaybetmediğimize sevindim elbette. Bir ara Begüm'ü -psikolojikman- kaybedeceğiz sandım ama o da Sinan'ın iyileşmesiyle toparlamış olarak gösterildi. Bu arada Sinan'ı vuran da o terörist grup değil, Poyraz'ın henüz varlığından haberdar olmadığı kardeşiydi... 


Ne derdinde olduğunu anlayamadığımız bu hacker kızımızın, yeğeninin canına bilerek mi yoksa bilmeden mi kast ettiğini ayrıca merak ediyorum. Eğer bilerek bunu yaptıysa, yuh!. Bilmeden ve kazayla yaptıysa da derdi ne!? Şimdilik hepsi muamma. Bilinen sadece iki şey var; birincisi Sinan'ı vuranla ilgili dosyayı Poyraz'ın evinden çalarak kendini açık ettiği-başkası için bu riske girmez sanıyorum-, ikincisi de Zülfikar'la gelecekte büyük bir aşk yaşayacağı... 


Poyraz'dan çaldığı dosya ile birlikte kaçarken sığındığı araba şansa Zülfikar'ın çıkmasın mı?. O da karşısında bir kadın görünce, centilmenliği tuttu ve belki de beş dakika önce birini kesmiş olup olmadığını sorgulamadan istediği yere bıraktı. O sahneye baştan sona inanmadığımı, not düşmeden geçemeyeceğim. Üzgünüm...


Üzgün olduğum bir diğer konu da, Sema'yla ilgili... Annesini geçtiğimiz sezon kaybeden Sema, onun ölümüyle birlikte hastalığını miras almış anladığım kadarıyla. Tamam bu hastalığın onda görülme ihtimali yüksekti de, bunun en azından bir yolu yapılsaydı keşke. Hapishanede ne yaşayıp aizhaimer başlangıcına tutuldu bilemiyoruz. "Belki başlı başına hapishanede olmak tetiklemiş olabilir" diyebilirsiniz lâkin, bin bir kargaşa ve sorunun içerisinde yıllar geçirdiğini unutmayın. Yani bu duruma da gayet alışkın olması gerekir. 


Tam, "Sefer'in aşkına karşılık verdi, evlilik maceraları ve aşklarının -bize- komik gelen yanlarıyla eğleneceğiz" derken; bambaşka bir sorunun kapısını aralayacaklar. Hafif hafif gösterdiği belirtiler, bakalım ne zaman kuşkulandıracak diğerlerini...


Sema'nın birden hortlayan bu talihsiz(!) hastalığının nedeni olarak ben, Mete'yi görmekteyim. Hikâye içerisinde hiçbir yere koyamadığımız kendisi, Sema'nın hastalığının ilerlemesiyle birlikte Bahri'nin avukatlığını yapmaya başlayacak ve hepten aileden biri olacak kesin. Eğer Poyraz da bu bölümde olduğu gibi, sırf ona yakın olduğu için canı yanmasın diye Ayşegül'ü kendinden uzak tutmaya devam ederse; seyreyle cümbüşü. İleride çok Poyraz-Mete çatışması izleyeceğiz...


"Her şeyin bişeyi var" diyerek, bu bölüm ne dediğini kendi bile anlamayan Songül'e değinelim biraz da... Başkasının spermiyle hamile kalıp, Sadreddin'i aile reisi yapmayı başardı ama tahmin edemediği şey, bunun ucunun elbet kendisine dokunacağıydı. Dosyalarını devralan yeni doktorun Sadredin'in raporlarına ulaşmasıyla da, ta taa!.. 


"Songül bir kayık içerisinde ya ölecek ya da yaşamayı başaracak..." yazıp, sizi de kendimi de heyecanlandırmak isterdim lâkin bugüne kadar her türlü dertten yırtan Songül'ün yeniden kendini sağlama alacağından eminim. Sadreddin'e kendisini öldürürse ve gerçekte oğlu olmadığı ortaya çıkarsa aile reisliğinden Bahri'nin onu şutlayacağını söylemesi, bunun için yeterli. Sonrasında yeniden güllük gülistanlık hayatına döner. Sadreddin zaten ona hiç kocalık yapmadığından, bundan sonrasında da yokluğunu hissetmez; olur, biter...


Poyraz'ın ailesinden karşımıza ilk çıkan, kız kardeşi oldu. Bakalım Adil, ne zaman ortaya çıkacak ve çıktığında ilk ne yapacak?.. Özellikle merak ettiğim şey, Poyraz'ın onun oğlu olduğunu saklayıp saklamayacağı. Eğer saklamazsa Bahri ile Poyraz'ın baba-oğul ilişkisine yeni bir gölge düşebilir. Tabi her türlü Poyraz'ın, Bahri'den vazgeçmeyeceği kesin. Onların arasında farklı bir bağ var çünkü... (aslında laf soktu)

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Meltem le poyrazın yolu ne zaman ayrıldı acaba.geçen sezon bununla ilgili hiç bir ipucu vermemişlerdi.adil meltem poyraz hikayesini aşırı merak ediyorum. İnşallah güzel bir şey çıkar.Son olarak da hiç umut olmasa da Songül ölür inşallah :-)

    YanıtlaSil