3 Kasım 2015 Salı

Güneşin Kızları: Tehlikeli bir kumar...


Bazen her şey çok zor ve katlanılmaz gelmez mi size de?.. İçinden çıkılamayacak yüzlerce soru sorarız kendimize. Bazen tamamı kuruntudan ibaret olur, bazen de içindeki gerçek bir acının dışa vurumudur; yaşadıkların. Neyin ne olduğunu bilmeden, korkarak ya da çekinerek yaşamak. Gerçek sandığın her şeyin aslında kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrenmek. Umut etmek ama her seferinde yeni bir engele hapsolmak. Sevmek ama korkuların uğruna, ondan kaçmak... Güneşin Kızları, başından sonuna etkileyici bir bölümle karşımızdaydı bu hafta. Merakın endişeye, endişenin korkuya, korkunun çaresizliğe, çaresizliğinse büyük bir yalnızlığa dönüştüğünü izledik hep birlikte...

20. Bölüm


Zorlu bir çocukluk geçirmiş, Savaş. Annesi gözlerinin önünde intihar etmiş ve hayatının geri kalanında o intiharın sebebini aramış. Çoğunlukla da kendinden bilmiş... Tuğçe'nin içeceklerine kattığı ilacın etkisiyle geçmişin biraz daha aydınlandığını fark edince de, büyük bir tehlikenin içerisine düştü. Ama o kadar haklı ve o kadar çaresiz ki, bu uğurda her yolu denemeye açıktı... Tabi önce herkes gibi ben de başına gelenlerinin sebebini öğrenmek istediğini sandım ama yanıldım. Tuğçe yeniden başı hiç derde girmeden, başkasının başına dert ola ola kurtuldu bu yaptığından da. Savaş ise merak ettiği geçmişin hırsıyla, başına gelecek birçok olumsuzluğu beklemek üzere Haluk'un boğazına eline dolamış bölüm sonunda durmakta... 


Haluk'un öleceğine inanmıyorum ama bu yaşananlardan sonra Savaş'ın orada yaşaması biraz daha zorlaşacak... Kadını o mu astı, yoksa son anda fark edip de cesedine mi ulaştı bilemem lâkin yeniden bir şekilde sıyrılacağına eminim bu meseleden de. Uzun lafın kısası olan, Savaş'a oldu. Bakalım nasıl dertler bekliyor kapısında. 


İki haftalık klinik sürecinden sonra daha ılıman ve daha sakin bir Haluk vardı karşımızda. Çoğunun kendi içerisinde yarattığı kurgu olduğunu tahmin etmek güç değil ama yine de yaptığı birçok şeyden pişmanlık duymaya başladığı kesin. Eğer Savaş'ın annesine bir zarar verdiyse, kendi içinde bunun hesaplaşmasını yaşayacaktır sanıyorum. Şahsen ben Haluk'un bu kadar ileri gitmemiş olmasını diliyorum. Her taşın altından onun çıkmasından gerçekten yoruldum... Peki kimin eseri olsun?.. 'Ölümüne sebep olduğu kişinin oğluna, kendi çocuğu gibi bakmayı borç bilmiş' Rana kurgusu nasıl?.. Fena durmuyor. Rana'nın da sağlam pabuç olmadığı bariz mâlumunuz...


İki haftalık o süreçte Haluk iyiye, Rana ise bir o kadar kötüye gitmiş. Nefreti, Sevilay'ı azdıracak kadar kinlenmesini bir yere koymak güç. Onun tüm bu değişiminin altından çok sancılı bir şey çıkacağı kesin yani. İzleyip göreceğiz hepsini...


Tıpkı Savaş gibi, hep bir uçurumun kenarında Ali de. Ne annesinden ne de babasından hayır görmüş. Birisi iyiyken bile, diğerinde mutlaka bir sorun oluyor. Üzerine bir de aşk acısı bindi mi, içinden çıkılmaz dertler bir bir artıyor... 


Haluk'la yüzleştiği, sevgisini daha önce dile getirmeyişinin üzerinde nasıl bir etki bıraktığını anlatışı enfesti. Bundan sonra araları düzelir mi? Sanmıyorum. Belki çok çok eskisi gibi dramatik boyutlarda yaşamazlar hiçbir şeyi; o kadar. O kemerin bir kez daha Ali'ye doğrultulduğunu görmek istemiyorum yani. Şimdi bir de özlük/üveylik meseleleri başlayacak ki, her şeyin yeniden arapsaçı olması şaşırtmaz kimseyi.


Bu yolda onun yardımına koşacak kişi, Selin olacaktır. Nasıl Nazlı başına ne gelirse gelsin Savaş'ı bırakmayacaksa, o da Ali'yi gerektiğinde koruyup kollayan olacak. Her ne kadar şimdi aşktan kaçsa ve Ali'nin de karşısına gözde bir aday koyulsa da, uzun süren bir mesele olmayacağına inanıyorum. Belirtmeden olmaz, Ali başından sonuna kadar haklıydı. Selin'in yersiz bir korku içerisinde olduğunu düşünüyorum. 


Tamam hiçbir şey kolay olmayacak ama şuan yaşadıklarından daha zor olur mu sanıyor bilmiyorum... Anlayacak, hatta belki de çoktan anladı ama Elif çıkageldi şimdi de. Yetmedi, onda kaldığını  öğrendi üstüne. Yeni bir çıkmazın kapısı aralandı yani. Tüm bunların kârlı çıkanıysa, Elif'ten Ali'yi tavlamasını isteyen kişi. Telefonda duyduğum ses Emre'ye çokça benziyordu. Bazı fanlarsa, başka biri olabileceğinden bahsetti. Onu da göreceğiz hep birlikte...


Bölümün oldukça renkli geçmesini sağlayan okul sahnelerinin keyifli olduğunu belirtmeden olmaz. Her ne kadar Melisa ve Tuğçe diktasında her şey Nazlı, Selin ve Peri için zorlu geçecekmiş gibi dursa da, Nazlı'dan bahsediyoruz sonuçta. İllâ ki hepsini yola getirmesini bilir. Selin'in de cazgırlığıyla üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmadığı düşünülürse, yakında bu bölümde yaşadıklarının hepsi Melisa ile Tuğçe'nin başına bile gelebilir. Biz de oturur büyük bir keyifle izleriz...


Tabi tüm bunlardan önce Nazlı'nın, Melisa'nın ne anlatmaya çalıştığının içinden çıkması gerekecek. Bölümün sonunda her karakter bir yere savruldu, Nazlı'nın payına da Mertoğlu gerçekleri düştü. Kısa vadede hiçbir şey öğrenemez belki ama bu andan sonra parçaları birleştirmeye başlayacağına eminim. Haluk noktasında özellikle öğrenilmesi gereken çok şey var. Belki de o kapıları tek tek açan da Nazlı olur, kim bilir...


Haluk demişken, bu bölüm ona bir ara hak verdiğimden bahsetmeliyim. Güneş ve Ahmet yersiz bir şekilde yakınlaştırılmıştı. Şahsen onu da bir yere koyamadım. Hadi Güneş'i anlarım, Haluk'un içini tam olarak bilmiyor ama Ahmet'in biraz olsun düşünmesi gerekirdi. Her cümleyi Güneş'e bağlaması, birlikte yemek yapmalar, sürekli bir övme hali falan; Haluk gibi ruh hastası olmasa bile, en doğal şekilde birisi tüm bunlarla karısını kıskanır. Yine üstesinden çabuk geldi Haluk. Tabi artarak devam etmesi durumunda Ahmet için tehlike çanları yeniden çala da bilir. Önce Haluk ölüm-kalım savaşını versin de gerisi kolay nasılsa... 


Oyunculuk dersleri aldığımız, sarsıldığımız, çokça karakterlerimize üzüldüğümüz bir bölümdü izlediğimiz. Sevilay'a bile acıdığım bir an oldu ki, normalde imkansız olarak görürdüm. Gerçekten büyük bir ustalık sahneleniyor her hafta dizide. Biz de bu ustalıkları izleme şansına sahibiz. Dilerim bu bölümün hak ettiği reyting hanesine yazılmıştır. Hiçbir şey için olmasa bile, bu şahane oyunculuklar için daha iyi sonuçlar gerektiği kesin. Reyting, tehlikeli bir kumar. Umarım Güneşin Kızları asla bu kumarın kaybedeni olmaz...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder