8 Kasım 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Oldu mu şimdi?..


Aman aman beğendim diyemeyeceğim bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Kiraz Mevsimi. Geçtiğimiz hafta yaşanan Öykü-Ayaz kavgasının klişe olsa da, farklı bir renkle bu bölümde yer bulacağı kesindi. Öyle de oldu ama tatmin etme noktasında çokça eksiği vardı...

56. Bölüm


Ayaz ve Öykü arasındaki aşk her türlü engeli aşar büyüklükte mâlumunuz. Ne zorluklardan geçtiklerini, nasıl fedakarlıklar yaptıklarını çok çok iyi biliyoruz. Lâkin bu bölüm bize sunulan tüm zorlukların biraz zorlama olduğunu düşünüyorum... 


Geçtiğimiz bölümün sonunda gerçekleşen Ayaz-Öykü kavgası, hikâyeye farklı bir renk katılması doğrultusunda başarılıydı. Ayaz'ın tüm birikmiş sinirini Öykü'den çıkarmasına kandık. Kendince de haklıydı. Ne annesine ne de Meral'e bir şey diyemeyeceğinden, nazının geçtiği Öykü'ye yöneltti sinirini. Ama bu bölüm öylesine yoktan bir şekilde sürdürdü ki tavrını, çözemedim gerçekten olan biteni...


Anlayışlı bir erkek o. Masal kahramanı gibi hatta. Erkek olarak, nefret etmem gereken bir karakter aslında. Çıtayı çokça yükseltiyor çünkü. Sanırım bunu çokça dillendirdiğim için, nazar değdirdim. Zira fazlaca değişmiş gösterildiği bir bölüm izledik. Soğuk, donuk ve olabildiğince mesafeliydi. Öykü'ye ders vermek istemesini anlarım ama bunun yolu, onu kırmaktan geçmemeli. Sonuçta Öykü anlayışsız bir kimse değil. İki elini avuçlarının arasına alıp, gözlerini de gözlerine hapsedip istediğini anlatsa her şeyin bambaşka olacağı da ortada. Ama Ayaz trip atmayı seçti bu hafta...


Öykü'nün sonradan yaşadığı pişmanlık, hatta Ayaz'dan özür dilemesi tam da bahsettiğim o 'anlayışlılığının' ayak sesleriydi. Lâkin Ayaz'ın inadından vazgeçmeme eğilimi, bölümün sonuna dek bitmek bilmeyen bir gerginliği içimize işledi... Öykü'nün önce kendini affettirme çabası, ardından da kıskançlık krizleri derken; bölümün sonunda da ayrılığın ayak sesleri geldi en derinden. Açık konuşmak gerekirse, bu kadarını üst üste kaldıramadım...


Tam Ayaz düzeldi, eski haline döndü dedik; hoop bu sefer de Öykü'nün devreler attı... İşle aşkı birbirine karıştırmamak, profesyonel açıdan başarılı bir hamle. Hele de aynı şirkette ya da sektörde çalışıyorsanız. Bu noktada haklı gördüğüm kişi Ayaz. Öykü çok fazla duygusal yaklaşıyor ve kaybetme eğilimlerinin sebebi de biraz bu. Naz'a şirketi devretmeye meylettiği süreçte de böyleydi. Düşünmeden, söylenen iki söze kanıp oturdu masanın başına. Ayaz son anda gerçeklerle yetişmese, şimdi evde kapı cam siliyordu muhtemelen. 


Her zaman son anda imdadına yetişen, hele hele zamanında "Kahramanım ol, kurtar beni" dediğin adama nasıl olur da şimdi sana yardım etti diye "Evliliği gözden geçirelim" diyebilirsin? Kendi ayakların üzerinde durmak istiyorsun ama şuan içerisinde bulunduğun düzende buna imkân yok. Ya biri elinden tutacak ya da herkes uçurumdan aşağı düşmeni izleyecek. 


Eğer Ayaz teminat vermeseydi, şirket tekrar batmakla yüzleşecek ve o zaman da bunun acısını yaşayacaktı. Üzgünüm ama burada da Öykü haksızdı. Teşekkür etmesi gerekirken, sarf ettiği cümleler kabul edilebilir gibi değil. Kocan sana yardım ediyor ve sen o yardımı elinin tersiyle ittiğin gibi bir de ayrılıktan bahsediyorsun. Bu ilk bölümlerdeki Öykü ile şimdiki Öykü arasındaki yaman bir çelişkiydi...


Anlayacağınız bu bölüm hem Ayaz'a hem de Öykü'ye ortak derecede kızdım. Her ikisi de haksız ve tutarsızdı. Reyting için böylesine gerilimler şart görülebilir, amenna. Ancak bu karakter tutarsızlığı olarak dönmemeli bize. Kirazcanların gözünden hiçbir şey kaçmıyor mâlumunuz...


Son anda yaşanan gerilimin tetikleyicisi Naz hakkında aslında tek kelime etmek dahi istemiyorum. Bildiğin dizinin trolü konumunda şu anda. Kime bulaşsa yakıyor ama Mete sağolsun, bir türlü uzak da kalamıyorlar. Benim Mete noktasında korktuğum çok önemli bir nokta var. Ve bu bölümden sonra daha bir ayyuka çıktı gibi. İçim parçalanıyor ama onun sadece uru alınmamış olabilir. Beyninin yarısından fazlasının alındığından şüphe ediyorum artık. Ve bunun bir çaresi de yok. Bizimkilere bulaştırmadığı sürece Naz'ı, çeksin onun elinden ne çekiyorsa; zerre umurumda da değil artık...


ŞeyMet fikrini falan tamamen attım ben zihnimden. Gerçekten Şeyma'yı artık hak etmiyor o. Böylesine bir karakterle 'hadım edilmediği sürece' Şeyma'nın mutlu olma imkânı yok. Karşısına geçtiğimiz bölüm Tankut çıktı ama o cephede biraz sancılı. Yüzünü o hale getirdikten sonra, Şeyma'nın onu bir daha görmek isteyip istemeyeceği bile muamma... Yakışıklı adam Tankut, bu bölüm yaşanan sorun hallolup tatlı bir çifte evrilebilirler. Yan yana oldukça yakışıyorlar zira...

Dedim ya, reyting için böylesi gerilimler gerekli. Kavgalar evliliğin, tuzu biberidir derler hem. Vıcık vıcık sürekli birbirine yürüyen bir çift görmek de sıkıcı olur neticede. Yani tüm bunlara açığım ama yeter ki karakterler tutarsızlaştırılmasın. Tek temennim bu...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder