15 Kasım 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Vedaya doğru...


Her güzel şeyin bir sonu vardır derler ya, o eşiğin bir adım gerisinde olduğumuz bir süreçteyiz; Kiraz Mevsimi için... Türkiye'de romantik komedi akımının patlamasına sebep olan, tam da bundan ardında sadece "zamanında iyi reytingler alan bir diziydi" imajı değil; büyük de bir akım bırakan olarak hiçbir zaman unutulmayacağı, iyisiyle kötüsüyle daima akıllarda yer edeceği kesin... Finalin ayak sesleri gelmişken, tam da düşen reytinglerin "dank!" ettirdiği açılışın gerçekleştiği bir bölümle ekrandaydı bu hafta. Hem eğlendik, hem güldük, hem de birbirimize moral verdik Kirazcan'larla...

57. Bölüm


Ayaz ve Öykü arasındaki aşkın nasıl da güçlü olduğundan dem vuruyorum her yazımda. Bu hafta, tamamen onu kanıtladılar bizlere. Yine sürtüştüler, yine didiştiler, yine birbirlerine kırılacak şeyler yaptılar ama sonunda, öyle güzel bir anda aşk itirafıyla karşımıza dikildiler ki, o enerjiyle kalpleri sanki yeniden atmaya başlamış gibi bir umutla kavuştular. Aşk sonsuz bir güçle çekerken birbirine, daha fazla direnmeleri de beklenemezdi tabi...


İkisi de birbirinden inat ve geçimsiz olabiliyor yeri geldiğinde. Yönlendirilmeye de pek açık değiller. İllâ ki bir musibet olmalı ki anlasınlar birbirlerinin kıymetini. Bu hafta da, Atlantist'in bitmek bilmeyen dertlerinin Öykü'yü yeniden en dibe çekmesi ve Şeyma'nın bu çöküşten çıkmak için giriştiği plânla aydılar duruma. Mardin'in bağrından kopup gelen Ayşe ve Hüseyin çifti, hem aşklarının gücünü sınadı hem de bizimkilerin inadını kırmayı başardı...


Evdeki geçimsizlikleri, kabul edilmeli ki çok komikti. Özellikle de kızlar ve erkeklerin bir araya toplaşıp, hayatı birbirlerine zindan etme girişimleri... Sırf Öykü'nün inadına dev ekran bir televizyon alan Ayaz'ın, erkekleri toplayıp eve geldiğinde karşısında küçük ekran bir tüplü televizyon bulması neresinden bakarsak bakalım trajedi. Daha trajik olansa, azimle onda maç izlemeye çalışmalarıydı ki; bu da aslında inatlarının nasıl da güçlü olduğunun bir diğer kanıtı. 


Öykü'nün hain planları tıkır tıkır işlerken, eve kızların yaptığı baskın durumu iyice karmaşıklaştırdı. En karmaşık olanlarıysa, 'kızlar' grubunda üzerinde pembe pijamayla bulunan Olcay'dı. Onun bu bölüm grubun içerisine farklı bir renk olarak katılması çok şık bir hareket oldu. Olcay karakteri için de bir milat bu. Geç gelen doğru bir hamle. Yalnız gerçekten o pijama hiç olmamıştı...


Evdeki çekişmenin sonu, Ayaz'ın hafif patavatsızlığıyla biraz dramatikleşti. Ama çok da uzun sürmedi etkisi. Hele de Ayşe ve Hüseyin'in evlenmekten vazgeçtiklerini öğrendiklerinde, yeniden yekvücut olmak kaçınılmazdı. Tabi en çok olan Ayaz'a oldu yine. Öykü'nün yapmadığı kalmadı bu çocuğa, yazık yahu... Kafasını çiğnemek de nesi? Adam uzansın da kulunçlarını çiğne insafsızın kızı!.. 


Son kertede 'Bay ve Bayan Dinçer' olarak otelde çevirmedikleri dolap bırakmayan ikili, sonunda hem kendileri barıştı hem de Ayşe ve Hüseyin'i barıştırdı. Üçüncü kazanımsa Atlantist'in şimdilik yeniden kurtulması oldu. Bunu kutlamak için bir zafer öpücüğü ise kaçınılmazdı...


Her şey yoluna girmiş gibi gözükürken, bir derdin peydah olmamasını beklemek zor. En azından Kiraz Mevsimi'nde. İdeal kaynana çizgisinden çok uzak olan Önem, yine yapacağını yaptı ve bir iş için lazım diye Ayaz'dan aldığı imza ile Öykü'ye boşanma davası açtı. Tabi bu benim kafamda kurguladığım durum. Ayaz'ın öyle gerekçelerle boşanma davası açmasını beklemek, karakterine insafsızlık olur. Önem'e ise baya yakışır. Kendisine nefretlerden bir demet...


Onunla birlikte Naz'a da nefretlerden bir demet göndermek istiyorum müsaadenizle. Mete ile hiçbir şey olmamış gibi aşklarını(?) yaşamaya devam etmeleri çok garipti. Mete artık nasıl aşık olduysa, dostu Ayaz ve -zamanında yürüse de- kardeşi yerine koyduğu Öykü'yü ezerek Naz ile birlikteliklerine kaldığı yerden devam edebiliyor. Gerçekten hayret edilesi bir durum. Sırf bu yüzden bile onunla iletişimi kesmeleri gerekirdi ya, yine her şey kaldığı yerden devam ediyor şükretsin. Şeyma diye seslenip pek sevgili Naz'ı kızdırdı ama onlar birbirine müstehak; evlensinler hatta...


Çöle düşse, kutup ayısı ile kanka olacak kadar şanssız olan Şeyma ise Tankut defterini kapatmışa benziyor. Görmeden yazıştığı, tam da aradığı ilgiyi bulduğu bir adam çıktı karşısına dedik; o da pek sağlam temeller üzerine oturacak bir ilişkiyi vaat etmiyor. Sonuç olarak, Şeyma halen bu sezonun en şanssız karakteri. Bakalım sona yaklaştığımızda, değişecek mi kaderi...


Kaderinin değişmesini tam iki sezondur beklediğimiz Emre cephesinde hem kıskançlık hem de belirsiz bir müzik kariyeri adımı var. Aras Aydın'ın Sen Çekimi şarkısını dinlemek, kulaklarımızdaki tüm pası sildi attı ama Emre'nin şansına bir etki yaptı mı şimdilik muallak. O stüdyonun gerçek sahibinin bu sesi es geçmemesi gerekir. Haftaya ne olup bittiğini anlarız sanıyorum... Aşklarının geldiği noktada ise ilk defa Burcu'ya hak veriyorum. Araya set çekmesini öğrenmeli Emre. Geçmişten gelenin nasıl bir değer taşıdığının önemi yok. Deliler gibi sevdiği kadını yüceltmeli sadece...


İlker ve Sibel cephesinde ise yine bir karamsarlık hakim. Artık çok uzadığını düşünüyorum bu küs halinin. Barışmaları gerekiyor. Hep bir şeyler onları birbirine çekiyor ama sonra nedensiz yeniden karşı karşıya geldiklerini görüyoruz. Garip bir durum yaşadıkları. Belki yeni senaristlerimiz bir çözüm bulur, durumlarına; kim bilir... 


Evet, tam tamına dokuzuncu kez senaristi değişti Kiraz Mevsimi'nin. Diziyi ikinci bölümden, yirminci -dahil- bölüme kadar yazan Aksel Bonfil ve Hakan Bonomo yeniden senaryoyu devraldı. Ve Asena Bülbüloğlu'nun açıkladığı final tarihine kadar üç bölüm boyunca diziyi, onların kaleminden izleyeceğiz. Açıkçası heyecanlıyım. Az biraz da umut taşıyorum. Dilerim reytingler gözle görülür bir toparlanma yaşar da, alınan bazı kararlar unutulurlar. Bekleyip göreceğiz hepsini...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Her zamanki gibi cok guzel yazmissiniz. Kiraz Mevsiminin en sevilen bolumlerini yazan senaristler geri gelmisken final yapmasi cok yazik olur. Herkesin destegiyle bu final kararinin degismesini yurekten diliyorum. Sizin de altini cizdiginiz gibi Kiraz Mevsimi bir akim yaratti, her hangi bir dizi gibi degerlendirmemek lazim. Boyle bir ekip ve boyle icten bir seyirci destegini goz ardi etmemek lazim. Zaten bu sezon Kiraz Mevsimini daha yakindan taniyan, ruhunu anlayan bir senarist ekiple baslasaydik reytingler boyle dusmezdi ve biz de bu final haberleriyle sarsilmazdik. Yeni senaristler uc bolum icinde reytingleri eski hale donduremez ama biraz zaman verilirse ben reytinglerin tekrar yukselecegine yurekten inaniyorum. KMden hic cekmediginiz desteginiz icin bin tesekkur. Iyi ki varsiniz.

    YanıtlaSil