13 Kasım 2015 Cuma

Muhteşem Yüzyıl Kösem: İlk bakış


Muhteşem Yüzyıl'ın final bölümünün hemen ardından gösterilen tanıtım fragmanıyla, ilk adımı atılan Muhteşem Yüzyıl Kösem'e uzunca süren hazırlıklar ve çalışmaların sonrasında dün akşam merhaba dedik. Kadrosunda kimlerin olacağı, kimin çekeceği, kimin yazacağı o kadar çok konuşuldu ki, bugüne gelmiş olmak garip geliyor haliyle. İlk bölüm itibariyle tatmin eden bir açılış yaptığını da inkar edemeyeceğim, tam da bu sebeple...

Osmanlı ile imtihan...

Osmanlı tarihini açıkçası pek de sevdiğim söylenemez. Zaferlerle dolu, süslü, şaşalı hayatları bir kenara ittiğimizde hep kendi içerisinde bir dram saklı çünkü. Taht uğruna dönen oyunlara kulak vermek, bunları öğrenmek de şahsen benim için can sıkıcı. Bu, bugünde yaşayan ben için böylesine sancılıyken; o zaman tam da bu düzenin içerisinde yaşayan hanedan üyeleri için nasıl bir durum teşkil ediyordu gerçekten çok merak ediyorum. Düşünsenize, ya tahta çıkacaksınız ya da kaybeden olup boğdurulacak, iyi ihtimalle de sürgüne gönderileceksiniz... 

Böylesine ağır şartlar altında, şehzadelerin yaşamlarının çok zorlu olduğunu tahmin etmek hiç de güç değil. Kimileri için saadet gözüken şeylerin, kimilerine işkence gelmesi gibi... Dışı beni, içi seni yakar misali bir dünya düzeni...

Dramlar adamı Sultan Ahmed 

Sultan Ahmed'in hikâyesinde de biraz bu dram gizli... Babası III. Mehmed Sultan olduğu gün on dokuz kardeşinin katledilmesine hükmederek, Osmanlı'nın en kanlı olaylarından birisine imza atmış. Bebek yaşındaki çocuklar bile taht uğruna, onun isteğiyle öldürülmüş. Ahmed de tahta çıktıktan sonra kardeş katlini vacip gören yasayı, hanedan veraset sistemini değiştirerek kaldırmıştır... Artık çocukken gördüğü o trajedinin onda nasıl bir etki doğurduğunu siz düşünün...

Diziye geçersek...


Muhteşem Yüzyıl Kösem'de, adından da anlaşılacağı üzere asıl Kösem Sultan'ın taht oyunlarını izleyeceğiz ama Sultan Ahmed ölene değin de hikâyenin nasıl şekilleneceğini çokça merak etmekteyim... Sultan Ahmed rolünde izlediğimiz Ekin Koç'un her geçen bölüm performansıyla biraz daha göz dolduracağına ise eminim. 13 yaşında biri için oldukça büyük gözüktüğü doğru. Tıpkı Beren Saat gibi o da, daha sonra hikâyeye dahil olabilirdi ama bu durum dizi için büyükçe bir riski doğururdu... Böyle bir yol izlenmemesini bu sebeple oldukça mazur görüyorum. 


Ekin Koç'u bu rol için çok modern bulanlar olduğunu gördüm. Ayrıca içinde bulunduğu durumu iyi yansıtamadığını da söylüyorlardı; yani padişahlığı beceremediği... Ancak şuan 13 yaşında bir karaktere hayat verdiğinden haberi yok sanıyorum bu kişilerin. Korkusu, korkusuzluğa ulaşmak için verdiği mücadele bence çok başarılıydı. Karakter yaş aldıkça o da şahlandıracak elbette performansını. 13 yaşında birinden, "Anam, kılıcımı getir hemen savaş meydanına gidem. Ya Allah!" demesini bekleyemeyiz. Tam da ondan performansı bu ölçüde değerlendirmek gerekir.


Bunun dışında, genç Kösem'e hayat veren Anastasia Tsilimpiou'yu hiçbir şekilde Beren Saat'e benzetemediğimi not düşmeliyim. Birçok kişinin benzettiği gerçeğine şaşırdığımı da... Bir sararan bir koyulaşan saçlarına ise hayret ettim. Tabi bunları geride bıraktığımızda, rolünün üstesinden çok güzel geldiği açık. Ayrıca Türkçesi çok başarılı. Dizinin devamında da o rol alsaydı kusursuz bir Türkçe performans vaat edeceği kesin. Yetmiş küsür yaşına kadar aksanlı konuşan Hürrem Sultan vak'ası yaşamazdık yani. Beren Saat ne zaman diziye dahil olacak bilemiyorum, lâkin Anastasia için Türkiye'de oyunculuğun önü şimdiden çokça açık...


Sanırım herkesin ortak olarak Safiye Sultan'a hayat verecek Hülya Avşar noktasında bir endişesi vardı. Şunu söyleyebilirim ki, Safiye Sultan olmak ona çok yakışmış. Tek sorunu, etkili konuşmayı başaramaması. Daha sert ve kendinden emin bir ses tonu arıyor kulaklarım. Sesini kullanmak noktasında değişik bir yol izlerse, gözümüzle birlikte kulaklarımız da bayram edecektir. Yok böyle kalırsa, oynadığı son bölüme kadar aynı şeyi söylemekten zinhar(!) bıkmam...


Safiye Sultan ve Sultan Ahmed'in annesi Handan Sultan arasındaki mücadelede, açıkçası şimdilik Safiye Sultan'ı tutuyorum. Handan Sultan'ı çok gelenek görenek düşkünü olarak gördüğümüzden hoşlanmadım. Ha bu arada, Şehzade Mustafa'nın ölümü için diretmesi sebebiyle bu kanıda değilim. Orada düşündüğü tamamen oğluydu ve bir anne olarak, çok haklıydı... Tülin Özen kumaşı şahane bir oyuncu, zamanla Handan Sultan'ı döktürecektir inanıyorum. Duygu tamam da, adını koyamadığım bir şey ilk bölüm için biraz eksikti bence... 


Taht için tek sorun Şehzade Mustafa değil. Giray kardeşler, Şahin ve Mehmed de tahtın peşinde. Osmanlı soyunun kuruması halinde, varislik kendi soylarına geçeceğinden bu uğurda türlü dümen çevirecekleri kesin. Şimdilik birlikte hareket ediyorlar lâkin, emellerine ulaşsalar ilk birbirlerinin gırtlaklarına çökeceklerinin de farkındalar. Kim bilir, onlar için sonun başlangıcı da belki bu olur... Kadir Doğulu, Berk Cankat'la birlikte 'günümüz' bulduğum ikinci isim. Sıfatını gördüğüm her seferinde gözümün önüne Kemal Doğulu'nun gelmesi dışında herhangi başka bir sorun da yok şimdilik. Erkan Kolçak Köstendil için söyleyecek sözüm yok. İlk bölümden döktürdüğünü kabul etmeliyim... 


Oğlu Mustafa'yı ölümden kurtarmak ve tahta geçirmek için kaçırma girişimleri içerisinde gördüğümüz Halime Sultan'ın ise sonu kötü gibi. Aslıhan Gürbüz karakterin duygusunu çok iyi yansıtmış. Karanlıklar içerisinde parlıyor. Öldürülmez ya da sürgün edilmezse, sarayda birçok entrika çevirme olasılığı var ve yakışır!.. 


Bölümde en çok kimlerden etkilendiniz derseniz, Ekin Koç, Aslıhan Gürbüz ve Mete Horozoğlu derim... Yeniçeri ağasına hayat veren Horozoğlu'nun yine kendine yakışır bir rolde ekran karşısında olması büyük şans. İlerleyen bölümlerde daha da açılacağına eminim...

Timur Savcı'nın nasıl emeklerle Muhteşem Yüzyıl efsanesini bugünlere getirdiğini çok iyi biliyoruz. Meral Okay'ın şahane kalemiyle başlayan dizinin, bugün Netflix'de yer alan ilk Türk dizisi olması da bu sebeple şans değil. Muhteşem Yüzyıl Kösem'den de bunu herkes bekliyor. Yılmaz Şahin'in kalemi, Yağız Alp Akaydın ve Mert Baykal'ın rejisiyle dizinin ilerleyen haftalarda bir ekran klasiği olacağına inancım tam. Tüm ekibe başarılar diliyorum. Bol şans ve reytingler...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Bu sezon merakla beklediğim tek dizi MY Kösem'di. Akşam çayımı çekirdeğimi alıp hemen dizinin başına oturdum ve ilk bölümü, ardından da (kaçırdığım bazı detaylar olduğundan, bilirsin ilk bölüm önemlidir) tekrarını izledim. Yorumlara falan da bakayım derken bütün gecem MY Kösem ile geçti. Bir yerde yorum yazmak istiyordum. Ekşi hesabım yok, sosyal medya da kullanmıyorum -ki bu yorumu kaç twit'e sığdırabilirim bilmiyorum- onun için yorumumu buraya geniş geniş yazmaya karar verdim.

    Öncelikle şunu belirteyim; Muhteşem Yüzyıl, son bölümüne kadar ayıla bayıla izlediğim bir diziydi ki ben çoğu zaman başladığım dizilerin devamını getiremem. Son yıllarda bu durumun iki istisnası oldu biri MY, diğeri de İşler Güçler, her neyse... MY'yi izlememdeki belki de en önemli faktörlerden biri kadrosunda Mehmet Günsür, Okan Yalabık, Ozan Güven gibi çok sevdiğim oyuncuların bulunmasıydı. MY Kösem'de de aynı durum Mete Horozoğlu, Nadir Sarıbacak, Aslıhan Gürbüz ve Tülin Özen için geçerli. Neyse şimdi böyle dağınık dağınık yazmak istemiyorum onun için sırayla gideceğim.

    Oyunculara değinmek istiyorum.

    Anastasia Tsilimpiou (sanırım böyle yazılıyor, okunuşu da Çilimbiyu'dur) iyi kız hoş kız, oyunculuğu da iyi denecek düzeyde ama Beren Saat'e cidden benzemiyor. Üstelik bir yerde Kösem Sultan'ın saçlarının gece kadar siyah olduğundan bahsedildiğini okumuştum. Şimdi Beren Saat'in saçını sarıya mı boyayacaklar, yoksa "Ben küçükken sarışınmışım" söyleminden yola çıkarak siyaha mı boyayacaklar? Yoksa olduğu gibi mi bırakacaklar? İyi de o "Ben küçükken sarışınmışım" söylemi daha çok bebeklik ve çok küçük yaşlar için geçerli değil mi? Ama bu kız (dizide) en az 13 yaşında? 13 de çok küçük bir yaş sayılmaz? MY'de Pargalı İbo'nun gençliği-yetişkinliği, Şehzade Bayezit'in çocukluğu-yetişkinliği ve daha bir çok oyuncu benzerliğine bu kadar dikkat eden TIMS'e bu alakasız bir seçimi yakıştıramadım açıkçası. Ama kız Beren Saat'ten bağımsız olarak bakıldığında gerçekten güzel ve de yeteneği var. Dizideki rolü bittikten sonra bayağı teklif alacağını düşünüyorum.

    Ekin Koç tip olarak hoş çocuk, bu rol için de iyi bir seçim olmuş bence. Herhalde kendisini kadroya Zeynep Günay Tan soktu (Benim Adım Gültepe) Ama yaşıyla ilgili bir sorun olduğu ortada. Role böyle kazık kadar birini getirmişseniz o zaman sünnetsiz olması detayından bahsetmeyecektiniz agalar, adamın göğüs kılları var lan! O "sünnet bile olmadı" repliğini duyar duymaz gülmem geldi "Herhalde testereyle keserler" dedim yorumlara baktım ve yalnız olmadığımı gördüm (birisi de balta demiş hahaha) Ama rolüne göre sesini, jest ve mimiklerini gayet iyi kullanıyor. Yolu açık olsun...

    Hülya Avşar hakkında benim de şüphem vardı ve bunda ne kadar haklı olduğumu dün akşam itibariyle anlamış bulunuyorum. Kadını sadece giydirip süsleyip koymuşlar oraya, oyunculuk sıfır! Botokstan mıdır bilmiyorum artık mimik yoktu suratında, sesini kullanamıyordu... Umarım zamanla daha iyi olur. İster istemez kendisini Nebahat Çehre ile karşılaştırdım ve aradaki koskocaman farkı görüp hüzünlendim. Benim için şimdilik kadrodaki tek fiyasko kendisi...

    Mete Horozoğlu çok sevdiğim bir oyuncudur sanırım o da Zeynep Günay Tan tarafından kadroya dahil edildi (Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Kayıp, Benim Adım Gültepe) ama ilk bölüm biraz arka plandaydı. Zamanla daha da öne çıkması dileğiyle... Bu güzel adamı bu güzel dizide daha fazla görmek istiyorum.

    Aslıhan Gürbüz yıllardır beğendiğim bir oyuncudur, MY'de önceleri Şah Sultan'ı kendisinin oynayacağı söylenmişti sonra ne oldu bilmiyorum rolü Deniz Çakır oynamıştı. Bu arkadaşımız da yoluna bu dizide devam ediyor. Eski dönem kostümleri kendisine inanılmaz yakışmış, saçı-başı makyajı her şeyiyle 10 numaraydı! Karakterini de üzerine iyi giymiş gibi görünüyor, bakalım...

    YanıtlaSil
  2. Tülin Özen de tıpkı Aslıhan Gürbüz gibi çok yetenekli bulduğum, sevdiğim bir oyuncudur. Eski dönem kostümleri içinde ise çoğu kişinin düşündüğünün aksine bence gayet iyi olmuş. Oyunculuğunu da her zamanki gibi beğendim şu an için nema problema.

    Mehmet Kurtuluş'un gurbetçi bir oyuncu olduğunu, Abdülhamit Düşerken ve Pars: Kiraz Operasyonu'nda oynadığını biliyordum ama iki filmi de izlemediğim için oyunculuğu hakkında fikrim yoktu. Ama dünkü bölümde kendisini Sultan Ahmet'in yaveri Derviş Efendi rolünde bayağı başarılı buldum.

    Nadir Sarıbacak, ah ne yetenekli adamdır bu. Öyle naif ve farklı bir oyunculuğu var ki... Sesini kullanımı, bakışları vs. eğer kendisi için iyi bir rol yazılırsa Selim Bayraktar gibi adından söz ettirebilir ama Bülbül Ağa'nın Sümbül Ağa'dan çok daha farklı bir karakter olacağını düşünüyorum. Kendine özgü olsun, çakma olmasın da farklı olsun.

    Giray Bros'u oynayan Erkan Kolçak Köstendil ve Kadir Doğulu'ya gelecek olursam. Açıkçası Kadir Doğulu hakkında da tıpkı Hülya Avşar'da olduğu gibi şüphelerim vardı ama dün itibariyle bu şüphelerim gitti. Umduğumdan daha iyi oynamış rolünü. Erkan Kolçak Köstendil de "Ben kötü karakterim, bakın Osmanlı'nın kuyusunu nasıl kazıyorum hihi" triplerini azıcık azaltsın derim. Tip olarak ikisi de bana pek hipstermış gibi gelmedi ama. Ya da ben pek dikkat etmedim.

    Esra Dermancıoğlu Cennet Hatun rolüne cuk oturmuş. Daha iyi bir seçim olamazdı herhalde. Oyunculuğu da yerinde ve dozundaydı, bu kadar.

    Ezgi Çelik'i görür görmez "Ben bu kadını nerede izledim arkadaş acayip tanıdık geliyor" deyip durdum. Tekrarındaki jenerikte adını görünce Ben de Özledim'de Serkan Keskin'in deniz kızı olduğu kafamda çakıverdi.

    Şehzade Mustafa'yı oynayan şeker şeyi ben de çoğu kişi gibi çok sevdim, fındık burnunu yerim onun!

    Diğer yorumlarıma gelecek olursam:

    Dizinin yeni müziklerini eleştiren çok kişi olmuş. Ben açıkçası yeni müziklere pek dikkat etmedim, ettiğim kadarı ise bana facia derecesinde kötü gelmedi. Okuduğum kadarıyla bu dizi için 30 yeni beste yapılmış. İlerleyen bölümlerde bu besteler daha çok ön plana çıkarsa belki o zaman tam bir yargıya varabilirim.

    Olaylar gayet akıcıydı, etkileyici replikler de vardı. Ekipten Hülya Avşar ve Kadir Doğulu'dan sonra şüpheli yaklaştığım üçüncü isim senarist Yılmaz Şahin'di. MY'deki Firuze saçmalığı, Mihrimah'ın ergen tripleri, hiç evlenmediğini söyleyen Barbaros'un ne zaman nereden geldiği belli olmayan kızı Mihrünnisa falan hala aklıma geldikçe gıcık oluyorum ama Şahin bu kez bu işi tek başına sırtlanmamış ve senaryoyu Nükhet Bıçakçı ile götürmeye başlamış. Çok da iyi etmiş çok da güzel etmiş.

    Dizi, beklediğimden de iyi başladı diyebilirim. Hele ki bu daha ilk bölümdü, zamanla karakterler, senaryo daha da oturup ilerleyince dizi efsane bir hale gelebilir. Şimdiden merakla bekliyorum. MY'den daha iyi bir dizi izlersek şaşırmayalım.

    Eyyrolamam bu kadar...

    YanıtlaSil