8 Aralık 2015 Salı

Güneşin Kızları: Baba olmak, olabilmek...


İnsan kendisine en çok da çaresizken, konacak bir dal arar. Umutsuzluğunu, mutsuzluğunu gidermek için çaba sarf eder. Kimi zaman da yaşadıklarının ya da düşüncelerinin içerisinde kaybolup, çaresizce her şeyin geride kalmasını bekler... Ali bu yönüyle şanslı. Ailesinin daima başka bir yana savurduğu olarak, Selin sayesinde hayata tutunması daha kolay. Umut edebilmesi de...

25. Bölüm


Ali'nin, Haluk'tan ilk defa 10 yaşında dayak yediğini öğrendik bu bölüm. Yine annesine zarar verdiği için karşı çıktığından. Yine, başkasını savunduğu için. Yine başkası için... Ali'nin ruh hali Haluk'la eş. Ama bir tarafı hep, "Onun oğlu değilim" diye bağırıyordu. Bu sebepten ki, on bir-on ikinci bölümden beri Haluk'un öz babası olmadığını düşünüyordum. 


Geçtiğimiz bölümlerde böyle olduğu ortaya çıktı. "Haluk ne kadar erken öğrenirse, Ali o kadar geç öğrenecektir" dedim ama o da öyle olmadı... Her şey ama her şey bölüm boyunca onun gerçekleri sorgulaması için zemin hazırladı. Hiçbir şey, geçiştiremeyeceği kadar önemsiz değildi. Anlamadı, üzerine gitti, çözüme ulaşamadı derken; sonunda gerçeği o da öğrenmiş oldu. Şimdi oturup, yaşadığı her şeyi bambaşka bir gözle ölçüp tartacak. Bu Haluk'un, "Ali benim oğlum değilmiş" veryansınları gibi olmayacak. Daha çok koyacak. Çünkü zaten hep acı çekmiş bir çocuk. Çıta daha ne kadar düşebilir ki?..


Şanslı ki, Selin var. Her durumda ve daima onu sevmek için yaratılmış gibi. Kızgınlığı, kırgınlığı, pişmanlıkları hep kısa vadeli. Ali'nin, yüzüne bir gülümsemesiyle her şeyi anında unutuyor. Sanırım bu da Ali karakterinde biri için en büyük şans. Zira, çok da tutarlı birisi değil. Vurdumduymaz bir tarafı var. Ailesinden gördüğü sevgisizliği böyle yok saymaya alışmış. Çabuk sinirleniyor. Bazen de gereksiz çıkışlarda bulunuyor. Selin gibi naif biri için, Ali de biraz fazla hırçın yani. Ama bir şekilde birbirlerini tamamlıyorlar da; yan yana geldikleri her an aşk fışkırıyor gözlerinden. Ve ne olursa olsun yine en başa, o tutkulu aşka dönüyorlar.






Elif yüzünden yaşanan, yine böyle bir gerilimin ardından Ali kendini çok güzel affettirdi. Selin, haklı olarak biraz şımarık davranıp üste çıkmayı da ihmal etmedi. Hem misâlen de değil, bariz sırtına çıktı çocuğun. Hatta, "yük hayvanı" bile dedi!.. Ali de biliyor suçunu, ne derse desin ağzını açmadı. Güzeldi... Uzun zamandır çokça eksik olan AlSel ruhunu yakalamış olduk. Bundan sonra onları daha çok yan yana görürüz sanıyorum. Mâlum, Ali'nin hiç olmadığı kadar çok ilgiye ihtiyacı olacak...


Haluk haklı mı peki?.. Teorik olarak evet. Lâkin Sevilay inatla evlendiklerinde hamile olduğunu bilmediğini söylüyor. Pratikte aldatıldı sayılmaz yani. Yine de, psikolojisi öylesine bozuk birinden daha tutarlı bir yaklaşım beklenemez. Kendisine hemen Ali'yi hedef alması ama onun içerisinde olduğu Levent'in mekanının yakılmasına izin veremeyecek kadar da duyarlı olması arasındaki ince çizgi belirleyecek bundan sonrasını. Artık baba-oğul gibi olmaları imkansız. Ama birbirleriyle sürekli savaş halinde olmayacakları da kesin...


Dizide iki çiftinde, bölüm bittiğinde mutlu bir sonu gördüğüne ne zaman tanık oluruz bilmem. Ama şimdilik pek de öyle olacak gibi durmuyor. Senaristlerimiz, "size katıksız mutluluğu sunmayacağız" demekte açıkça. Kendilerine göre haklılardır belki ama bunun yolu, bu hafta Melisa'nın zaferinden geçmemeliydi mesela. Çünkü artık gayet sıradanlaştı. 'Nazlı ve Savaş aşkı bir çıkmaza ya da yeni bir yol ayrımına girer, hoop Melisa anında orada biter. Her şeye tanık olur, çözer. İçerisine dahil de olur ve ta daa, Melisa kazanır!..' Dedim ya çok sıradan...


Savaş'ın Nazlı'yı ilk defa kıskandığına tanık olduk. Ama aynı şekilde umursamazlığını da gördük... O, Ali'ye göre daha bağlı tutunduğu şeylere. Öyle kolay kolay arkasında bırakmak meraklısı değil. Ne zaman ki büyük bir olay olur, tepkisini o zamana saklamakta. Şimdi Nazlı'yı yok saymakla yaptığı hatanın bedelini ödemesi şart yani. Böylesi bir davranışı gerektirecek hiçbir şey yok zira ortada. Nazlı evet, o da abarttı ama karşılığı da bu olmamalıydı. Bakalım, Savaş hatasının farkına varacak mı?. Yoksa biçare motorcu formuna mı dönecek, göreceğiz...


Sanırım yakında Nazlı ve Selin'in babasının aslında Haluk olduğunu da göreceğiz. Rana'nın da zihninde bir şeyler çakmaya başladı. Özellikle de, Güneş ve psikiyatristin söyledikleri ardından. Tabi altından bambaşka bir şey de çıkabilir, bilinmez. Lâkin, görünen köy de kılavuz istemez. Zafer'in, Güneş'i götürdüğü o evin etrafında Haluk'un işi neydi yoksa?..

Bunların hepsini göreceğiz. Dilerim, daha fazlasını da görürüz. Güneşin Kızları, bağlandığım dizilerden birisi halini aldı. Her hafta beklediğim ve izlerken de gerçekten mutlu olduğum işlerden. Yani sadece hakkında yazmak için izlemiyorum. Bu dizilerden birini-Kiraz Mevsimi- iki hafta önce yolcu etmişken, umuyorum Güneşin Kızları ikinci sezonunu görmeyi başarır. Bol bol reytingler...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder