3 Aralık 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Aşk inkar edilebilir mi?..


İki çılgın aşığın, birbirlerine aşık olmadıklarını anlatırken girdikleri şekillerle beni benden alan bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Poyraz Karayel. Ayşegül'le Poyraz'ın bu mücadelesinde hem güldük hem de oyunculuklarının nasıl da parladığına tanık olduk. Her ikisine de kocaman tebrikler. Peki ya bölümün geri kalanı?.. En önemlisi de Sefer, artık Sema'nın gerçek derdinin ne olduğunu çözmeye çalışacak mı?..

34. Bölüm


Klinikten kaçan ve elindeki kırmızı saplı komik ekmek bıçağıyla korku filmlerinden çıkmış bir eda ile takılan Begüm'ün, Sinan'ı kaçırması ardından her şeyin arapsaçı olması kaçınılmazdı. Onun artık ruhsal bozukluğunun nirvanaya ulaştığı andı bu. Elinde bıçakla oğlunun da içerisinde olduğu bir yatağın başında takılması, neresinden bakarsan bak trajik. Direkt Sinan'ı alıp da götürmesini beklerdim. Olaya heyecan katılması açısından farklı bir dokunuş tabi.


Her şeyin sonunda, karakterin bu raddeye geleceği en başından belliydi. Poyraz'ın şimdiye kadar çokça kez Begüm'e biraz daha ılımlı ve en azından görünürde sevecen davranması gerekirdi. Hani bu duygusal bir karakter, Begüm'ün ruh halinin farkında. Geçmişte aşık olduğu kadın bir de, herhangi biri değil. Ne bileyim, ona karşı tavrı ve karakterinin çizdiği rotayı biraz tutarsız buluyorum... 


Begüm'ün kaçarken polise çarpması ardından peşine takılan gazeteciler, karşılarında Poyraz ve Ayşegül'ü bulunca tamamen ilgilerini farklı bir yöne kaydırmakta hiç gecikmediler. Ertesi gün ikisinin de manşet olması şaşırtıcı değildi yani. Şimdiye kadar zaten hep göz önünde olan ikilinin, nasıl olup da birden böyle 'dikkat çekici' oldukları da muamma tabi...


Tüm bu anlardan geriyeyse, şahane komik bir 'birlikte değiliz' gösterisi çıktı. Poyraz'ın bir mafya babasının kızıyla birlikte olduğu iddiası, müfettişlerin hemen olaya el atmasına yeter de artar sebep. İkilinin ne kadar uğraşsalar da, bir türlü onları ikna edememeleri ise tamamen aşklarından... Zaten bir yerden sonra o kadar teatral bir hâl aldı ki, bittiğinde müfettişler ayağa kalkıp ikisini alkışlayacak sanmadım değil. Gönüllerine sağlık... 


Poyraz'ın polisliği yine yeni yeniden bir sınavda yani. Zaten bir soruşturması vardı, iki oldu. Üzerine de Adil'in kurduğu tuzağı önlemek isterken Sadreddin'i vurdu, bambaşka bir hâl aldı olaylar. Hem son şansını iyi değerlendirememiş oldu hem de yeni bir gerilimin zemini hazırlandı. Bahri'ye olan biteni 'istihbarat aldım' ayağıyla anlatırsa o cephede durumu kotarır ama Adil bakalım polisliğini kurtaracak mı?..


Bir türlü kıyamadığım, Sema... Ona çokça üzülüyorum ama artık bir kızgınlık hâli de baş göstermiyor değil ben de. Olaylar o kadar dramatik noktalara taşınıyor ki, artık aşırı gereksiz duruyor hastalığını saklaması... Mete'ye hastalığını anlatması ardından, oluşan duygusal tepkimeyle sarılmalarını yanlış anlayan Sefer'e durumu mantıklı bir şekilde izah etmek varken, yangına körükle gitmek nedendir?.. Eline silah verip, kalbine dayayıp de öldürmesini istemek ne demektir?.. Tamam vursun, öl. Peki sonra Sefer ne olacak?.. Hele bir de gerçeği öğrenirse?.. Sema mantıklı bir karakter, hastalığının ruhsal etkisine veriyorum bu durumu. Ama artık uzatmamalı. 


Sefer'in, Sema'nın bakışlarından ve halinden başka bir neden olduğundan şüphe etmemesine içerlemiştim geçtiğimiz bölüm. Bu bölümse gayet güzel bir delil verildi eline. Gizlice girdiği yatak odasındaki gardropta asılı fotoğrafı ve yazan 'aşk'ı herhalde görmezden gelmez?.. Bir sorgulamaya girişir. Bu sefer de kestirip atarsa, Sema ne yapsa yeridir!. İnsan böyle durumlarda bir kaş kalkmasından bile mana çıkartır yani...


Yaptıklarından mana çıkartamadıklarımız da var, evet... Sadreddin'le sorunsuz bir şekilde boşanabilmek için kurduğu tuzağın Songül'ün canını acıtması yakındır. Ayarladığı kız felaket şekilde aşık olmaya başladı Sadreddin'e. Bir yerden sonra kendini kaptırdığında, onu saf dışı bırakmak için her bir şeyi anlatabilir. Songül de öyle ortada dımdızlak kalıverir. Tabi şimdiye kadar hiç dara düşmemiş bir karakter o. Kim bilir, belki de bu başlangıç olur...


Aşk, dizideki her karakterimize çok yakışıyor. Zülfikar ile Meltem aşkının geldiği nokta da, en az Poyraz-Ayşegül aşkı kadar eğlenceli mesela. İkilinin diyalogları kesinlikle görülmeye değer. Hele bu bölüm Meltem'in duygulanıp ağlamasıyla, Zülfikar'ın gözlerinin dolmasına ben ne diyeyim bilmem!.. Çok yaşa Zülfikar, sen iflah olmaz bir romantiksin!.. 

---

Bu arada Altın Kelebek ödüllerinde, En İyi Senarist ödülünü alan Ethem Özışık ve En İyi Çocuk Oyuncu ödülünü alan Ata Berk Mutlu'yu tebrik ederim. Her ikisinin de başarıları daim olsun efenim...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. baslik fotografi olarak ikimiz de ayni seyi secmisiz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında o müfettiş sahnenden bir kare aradım galeride ama bulamayınca, bubu aldım. İyi olmuş ama.. :)

      Sil