17 Aralık 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Bazen acıyan sadece kalp olur...


Sürekli sınırda yaşadıkları aşklarıyla, bizi bir kez daha mest eden Poyraz'la Ayşegül'ün ödediği yeni bedeller serisiyle örülü bir bölümdü izlediğimiz. Her hafta başka bir konu o bedellere dahil olurken, geriye dönüp baktığında dağ kadar çok dertle boğuştuğunu anlayamaz bile insan. Bundan sebep, Poyraz'ın umursamaz ve sarsak halini mazur görüyorum. Ama aynı ateşin içerisine Ayşegül'le birlikte girdiğinde de böyle mi davranmalı, bilemedim...

36. Bölüm


Geçtiğimiz bölümün sonunda Bahri nihayet, Adil Topal'ın kim olduğunu öğrenmişti. Tabi onun öğrendiği bu gerçekle birlikte Poyraz'ın harlı bir ateşin içerisine çekileceği ise kesindi. Lâkin bölüm sonunda verilen fragmanla gördük ki, ilk bedel ödeyen isim Poyraz değil de Ayşegül olacaktı... Nitekim öyle de oldu... Şu zamana kadar yarattığı tüm sorunlara karşılık, naif ve her durumda sevgi dolu yaklaşmaya çalışan Bahri'den ilk defa tokat yedi Ayşegül. Aşkı uğruna ateşlerde yanmayı o da tıpkı Poyraz gibi çoktan kabullendiğinden, acıyan yeri de sadece kalbi oldu... Bahri'nin ötesini-berisini düşünmeden hareket etmelerine alışkın değiliz. Bu tokattan duyduğu büyük bir pişmanlık barındırdığına da eminim. Ama Ayşegül'ü kolay kolay affedebilir mi, işte orada bir tıkanmıyor değilim...


Düşünmeden hareket ettiğinden önce kızdım ona ama yerinde kim olsa, farklı bir tepki vermezdi sanırım. Sonuçta hem dedenin hem de kardeşinin katilini koruyor gözüküyorsun böyle olunca. Öyle, "Yaa iyiymiş" diyip geçilmesi zor. Belki de bundan Ayşegül de öyle çok yükselmedi. Hatta Poyraz tüm korkusuzluğunu bürünüp de malikaneye gelip onu eve götürdüğünde, daha çok kendi yaptığından pişmanlık duyuyordu. İlk defa babasından tokat yediği için kırgındı. Ama en çok da kendisine kızıyordu... İddialı bir laf etmiş olmayayım şimdi ama Ayşegül'ün Bahri'ye karşı böylesine 'baba' sevgisiyle yaklaştığına ilk defa tanık oldum. Genelde, kötü yönlerini ortaya dökmeyi daha çok sever mâlumunuz...


Ayşegül'ün ödediği bu bedelin bir karşılığı olmadı tabi. Evet, Poyraz tüm korkusuzluğuyla malikaneye gelip onu korumaya çalıştı. Suçsuz olduğunu, gerçeği söyleyemediğini ve Ayşegül'den de söylememesini istediğini haykırdı ama ardından yeniden Adil Topal'ın ekmeğine yağ sürecek girişimlerden de kaçmadı. "O da onun babası sonuçta" dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu zamana kadar ortada babalık yapmış biri olmadığını da unutmamanızı öneririm. Bu arada saldırı sırasında kullanılan görsel efektlerden bir ara gözlerimin kanadığını hissettim...


Poyraz, Sadreddinlerin tuzağından onu kurtardı lâkin bilmediği şey, aynı sırada Bahri'nin de kendisini takip ettiğiydi. Bu saatten sonra Poyraz'a asla ve kat'a güvenmeyeceği de böylece ortaya çıktı gibi... 



Evde Adil'in kendisini masumlaştırma çalışmalarına ister istemez kansa da, Poyraz'ın bir tarafının hâlâ ona güvenilmeyeceğinden emin olduğu da kesin. Küçükken bir bacanın içerisinde sakladığı anılarına daldığı sırada, babasının kan kartını bulup baktığında bir şimşek çaktı kafasında ama onu da ben şimdilik bir şeye yoramadım. Altından çıkacak olan şeyle paralel olarak, Bahri'yle tekrar yakınlaşması sağlanabilir Poyraz'ın. Bakalım...




Tek uğraş vermesi gerek mesele, Bahri-Adil çatışmasını önlemek ve Ayşegül'le aşkını kurtarmak da olmayacak... Begüm'ün hastalığının geldiği boyutla, bir de iftiralarla boğuşacak bundan sonra... Kadın tam bir manyağa bağladı sonunda. Deliliğinin bir sınırı olmadığını gösterircesine, her seferinde daha yüksek bir perdeye çıkıyor performansı. Sinan'ı yanına almak ama en çok da Poyraz'ı köşeye sıkıştırmak için para verdiği bir ayyaşa kendini ölesiye dövdürtmesi, geldiği sınırın ne kadar uçurum kenarı olduğunu da gösteriyor aslında. En azından Ayşegül gerçeği biliyor diye avutabiliriz şimdilik kendimizi. Ama diğer ikisi kapanmadan peydah olan üçüncü vukuatın ardından, Adil bile kurtaramaz sanırım onun polisliğini... Tebrikler Bergüm; bir sonraki sefer yüksek bir tepeden atlarsın sanıyorum. Biz de kurtuluruz senden, ne güzel!.. 


"Adil bile kurtaramaz" dedim değil mi?.. Bölümün sonunda ikili karşı karşıyaydı. Ama elbette, Bahri bir zarar veremeyecek şimdilik Adil'e. Ya Poyraz son anda yetişir ya da Meltem bir hışımla tuvaletten fırlayıp müdahale eder; ne olur bilemiyorum lâkin Adil'e bir süre daha bir şey olmayacağından eminim...


Halbuki Bahri onu öldürmeye çok hazırdı. Bu uğurda sevmeye başladığı Despina'dan bile vazgeçti-ki, düşünün içerisindeki kinin derecesini. Kendine bir şey olması durumunda üzülmesin diye ondan uzaklaşacak kadar centilmen oluşu da ayrı mesele tabi. Bahri'ye bu bölüm Ayşegül ve Poyraz aşkına set çekmeye çalışması sebebiyle çokça kızdım evet, ama gerçeklerden de kaçamayız neticede. Ah Despina, vah Despina ne çektin sen...


Dizinin gerçeklerinden biri de, Songül'ün kurduğu plânın yakında eline ayağına dolanacak olduğu gerçeği... Sadreddin'i ayartsın da, yüklü bir tazminatla boşansın diye tuttuğu kızla kuma olma yolunda ilerlerken, kendin ettin kendin buldun demeden edemiyor insan. En ağırı da, saklandığı yatağın üstünde ikilinin birlikte olmasıydı. Müstehak... Bundan sonra olacaklar da müstehak, zira Sadreddin kızın gerçek yaşamını artık keşfetti. Bakalım, Songül hanım bundan sonra neler neler yapacak...

Sezonun diğer bölümlerine nazaran biraz durgun, yer yer çokça sıkıldığım bir bölüm oldu itiraf etmem gerekirse. Başka başka şeylerle çokça uğraştığım da oldu. Bunu bir geçiş bölümü olarak görmek en iyisi. Bundan sonraki bölümlerde, eski hazzı tekrar yakalayacağımıza inanmak istiyorum. Ha bu arada, belirtmezsem olmaz. Ümran'a eğer kocası bir şey yaparsa, rica edeceğim o adamla Taş kafa ilgilensin. Pekmezini akıtsın da, gül gibi karısına daha hapisten çıkar çıkmaz hayatı cehennem etmeye meyletmesinin bedelini ödesin...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder