13 Ocak 2016 Çarşamba

Gecenin Kraliçesi: İlk bakış


Çok uzun zamandır dillendirilen bir proje daha. Onlarca sorun yaşayan, onlarca kez olumsuz diyebileceğimiz olayla haber olan ve yine onlarca kez senaryosu değişen; nadir yapımlardan. Arkasında güçlü Arap ortaklı O3 Yapım olmasa bunca yaşanandan sonra yayına çıkabilir miydi, açıkçası pek sanmıyorum. Ama belki de bu güç olmasa, daha farklı bir hikâye ve daha az sorunla şimdiye çoktan uzunca süredir aramızda olurdu. Bu konuda teoriler de, ihtimaller de bitmez. Lâkin gerçek olan şu ki, bunca uğraşa çok da göz dolduran bir başlangıç izlemedik Gecenin Kraliçesi'nden...

Kadro

Dizinin kemik kadrosu, Meryem Uzerli (Selin), Murat Yıldırım (Kartal), Uğur Polat (Aziz), Funda Eryiğit (Esra), Seda Akman (Hüma), Selim Bayraktar (Hakan), Burak Deniz (Mert) ve Deniz Celiloğlu'ndan (Emre) oluşmakta. Yönetmen koltuğunda Durul-Taylan Biraderler otururken, ilk bölüm senaryosu Ozan Aksungur ve Cüneyt Aysan'a ait. İkinci bölüm ve sonrası mı? Şimdilik muallak. Zira, birinci bölümün çekimleri sırasında Aksungur ve Aysan da diziyle yollarını ayırdılar. Bölümün tamamı ellerinden çıktığı gibi çekildi ki, jenerikte sadece onların isimleri yazmaktaydı. Senaryoyu kimin devraldığını da herhalde gelecek bölüm jeneriğinde görebileceğiz. 

165 dakika mı?..

Klişelerle örülü bir hikâyesi olan dizinin, bölüm başladıktan hemen sonra gösterilen ilk sahneyle reklama girip en az 7 dakikalık bir reklam kuşağı yayınlamasının nasıl bir öz güven ürünü olduğunu bilemiyorum. Gönül almak için olacak ki, ardından hiç reklam girmedi ve tam tamına 165 dakikalık bir bölüm izledik. Sinema filmi için bile ne kadar uzun bir süre olduğunu tahmin edebilirsiniz. Hani ilk 80 dakikası ultra sıkıcı olmasa tuvalete gidemedik diye şikayet bile ederdim. Ama o sıkıcılık sebebiyle, sık sık başka şeylere fırsat bulabildik. Senaristlerimiz ilk bölümden gideceklerini kestiremeden bizimle arayı sıkı tutmak istemiş muhtemelen... (laf soktu)

Kısaca hikâye


Kartal, babasının katili Karadenizli iş adamı Aziz'in yanında büyümüş ve her işin üstesinden gelebilen başarılı bir iş adamı olmuştur. Ama tüm bu kazanımlar, kendisine takık olan Aziz'in kızı Esra ile zoraki bir evlilikle bedel ödemesini gerektirmiştir. Bir gün iş için gittiği Fransa'da ise ilk görüşte aşık olduğu Selin'e tutulur. Lâkin bu tutulma, onu daha sonra büyük bedeller ödeyeceği bir yola doğru sürüklemektedir... 


Çeşit çeşit ürettiği kokuları sattığı bir parfümerisi olan Selin de, karşısına çıkan bu adama ister istemez tutulur. Ve hemen ardından da gelsin halvet. Kartal işi bitip de İstanbul'a döndüğündeyse, ikisi için tam da o bedellerin kapısı aralanır. Zira Kartal evli olduğunu Selin'den saklamış, takık karısı Esra ise onun boşanmak istemesi sonrası sinir krizi geçirerek kullandığı arabayı bir direğe toslamıştır. 


Kazayı öğrenen Selin'in İstanbul'a gelmesi, Aziz'in kızını bırakmaması için Kartal'ı üstü kapalı tehdit etmesi ve zarar görmemesi için tüm gerçekleri trajik bir şekilde Selin'e anlatan Kartal'ın çaresizliği... Selin öğrendiği gerçekler karşısında yıkılır ve bitap bir şekilde ülkesine geri döner. Ardından hamile olduğunu öğrenir ve çocuğu doğurur. Aradan beş yıl geçer ve bir gün Karadeniz'e, babasının memleketine gitmeye karar verir. Şansa bakin ki, tam da o sıra Aziz de oradadır. Ve Selin'e -bizim bildiğimiz- ilk görüşte aşık olan ikinci adam olur. Artık nasıl bir çekim gücü var siz düşünün...


Sonrası ise "Ben sana da çocuğuna da bakarım" temalı bir sürü olaydan başka bir şey değil. Selin, olgun ve bir o kadar da sevgi dolu gözüken Aziz'i geri çevirmez. İstanbul'a giderler ve aile fertleriyle tanışma anı gelir. Sıra en son Kartal'a geldiğindeyse, ŞOK ŞOK ŞOK! Aşkın ızdırabı başlamak üzeredir...

Eleştiri-yorum-

Hikâye çok ama çok tanıdık. En yakın örneği, şuan yayında olan Acı Aşk. Orada da buna benzer bir aşk çıkmazı söz konusu. Özcan Deniz'in yazıp yönettiği Su ve Ateş'e de benzer yanları yok değil. Yani burada önemli olan, bu klişelerle dolu tanıdık hikâyeyi nasıl sunacak oldukları. İlk 80 dakikasında dev sıkıldım. Ancak ne zamanki Kartal-Esra sahneleri geldi, dizi o andan itibaren açılmaya başladı. Sonraki zaman dilimi de bir o kadar uzun olmasına rağmen, ilk 80 dakikada olduğu gibi bir rehavet söz konusu değildi. 


Meryem Uzerli ve Murat Yıldırım'ı hâlen yan yana bir çift olarak yakıştıramıyorum; üzgünüm. Tamamen Uzerli üzerinden yapılan tanıtımları da, diğer başrol oyuncularına büyük saygısızlık olarak görüyorum. "3 Sezon aranın ardından dönüyor" temalı reklamlarsa tam bir fecaatti; yine üzgünüm. Kimin aklına geldiyse, keşke orada tutmayı deneseymiş. Kabul edenlerin de, diğer isimleri yok saydığını görmemesi ayrı sorun. Meryem Uzerli belgeseli kısmına ise hiç ama hiç girmiyorum...

Uzerli'nin aksanı sorun. Arkam ekrana dönük olsa, dinlediğimde Muhteşem Yüzyıl'ın tekrarı yayınlanıyor bile sanabilirdim. Onun dışında bir ışığı ve seyirciyi çeken tarafı olduğu doğru. Umarım zamanla diksiyon problemini de çözebilir... Murat Yıldırım, Kartal'ı üzerine dört dörtlük giymeyi başarmış. Olumsuz tek bir şey bile yazamayazağım sanırım. Karakteri nereye taşıyacak göreceğiz. Özellikle de Aziz'in oğlu Mert ile çekişmelerini izlemek keyifli olacaktır... Uğur Polat için söz söyleyenin dili lâl olur. Sadece "Büyüksün!" demekle yetiniyorum. Burak Deniz de hakeza, ezik gibi gözüken bir karakter olsa da Mert'in içinde volkanlar sakladığı belli. Üstesinden rahatlıkla gelecektir. Peki ilk bölümden aklımda en çok kim kaldı? Esra... Funda Eryiğit nasıl güzel canlandırmış karakteri. Resmen onunla birlikte tüm enerjimiz yerine geldi. Bundan sonra da bin bir çılgınlıkla, aileye hayatı zehir edecektir. Özellikle de Selin'e, bekleyip göreceğiz...

Sonuç olarak, bunca zaman beklediğimize değmedi. Ama "kötü" demek de acımasızlık olur. Zaman tanımak istiyorum en azından. Bundan sonra hikâyenin nasıl evrileceği ve karakterlerin nereye savrulacağını görmek gerek. Ondan sonra kesin bir çıkarımda bulunabiliriz. Tüm ekibin emeğine sağlık. Bol şans ve reytingler...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder