21 Şubat 2016 Pazar

Güneşin Kızları: Çıkmazlar...


Bazen dağıldığımız dönemler oluyor. Bir şeyleri toplamaya çalışırken, arkamızda daha büyük enkazlar bıraktığımız da... Yine bazen çıkmazlardayız sanıyoruz ama çıkış tam karşımızda durduğu halde kendimizi kurtarmaya çalışmadan bekliyoruz. Neyi, neden beklediğimizi bilmeden... Şuan Güneşin Kızları'nda da bunun yaşandığını açıkça düşünüyorum. Bazı noktalar öylesine umut verici ki, neden o umuda yol alınmadığını anlamakta zorlanıyorum...

35. Bölüm


Ali ve Selin, -bence- hiç olmaması gereken bir şekilde evlendi. Evlendi evlenmesine ama bu iki karakter hiç mi tek başlarına kalamayacak; her şeyi unutup, birlikte olmanın huzurunu yaşayamayacak anlayamıyorum. Nazlı ve Savaş'ı her sahnede yanlarına katmanın bir anlamı yok ki. Sanki ayrı ayrı sahneler yazmaya eriniyormuş gibi, bir arada olsun bitsin her şey hissi uyandırılıyor. 


Tamam, evlendiler ve Güneş'le Haluk'tan kaçıyorlar; peki neden Savaş'la Nazlı da onlarla birlikte kaçmaktalar? Bizim tanıdığımız Nazlı'nın yapacağı şey, Güneş'in başında durup yaşadığı duygu yoğunluğunu hafifletmek olmalıydı. Ali'yle Selin'in peşinde Suudi Ahlâk polisleri gibi dolanmalarını anlamak zor. Bırakın bir hasret gidersinler. Evlendiklerini anlasınlar. Tamam halvet yaşamasınlar ama en azından bir an için mutlu olsunlar. Bölümün sonuna iliştirilen o iki dakikalık sahneyle tatmin de beklemesin kimse. Karakterleri everiyorsak, ona yakışır bir bölümle de taçlandırılmalıydı her şey. Sürekli Selin'in evliliklerini ve Ali'ye olan sadakatini sorgulamasına hiç girmiyorum bile...


Nazlı ve Savaş'a da yazık gerçekten. Yarattıkları etki, "Ali ve Selin'in peşinden hiç ayrılmayan ikili" çünkü. Onlar da bunu hak etmiyor. Gösterdikleri barışma eğilimlerinin, bu evliliğin gölgesinde kalması da büyük handikap. O konuda da sonunda iş nereye varacak bilemiyorum ama ikilinin Yiğit mevzusu hissettirildiği gibi eğer kapandıysa artık barışması şart... "Savaş'ın burnu sürtsün" dedik, ortaya Yiğit çıktı. Gayet ılımlı, herkesin gönlünü kazanan bir karakter olarak da sunuldu. "Nazlı ile kısa flörtleşmeler yaşıyorlar, yoksa şimdi YiğNaz mı olacak?" derken hop; birden yok oldu o da. Telefon konuşmalarında ya da mesajlaşmalarda sürüyor varlığı. Bir zaman sonra onların da kesileceğini düşünmeden yapamıyoruz haliyle.


Tam da bu sebeple, Savaş'ın hiçbir tehdit ve duygu sömürüsüne kanmadan, Nazlı'nın "gitme" dememesine de takılmadan Melisa'nın Amerika mevzusunu reddetmesi gerekmekte. Bu saatten sonra hiçbir şekilde Savaş'ı elinde tutamayacağını artık Melisa kabullenmeli. Amerika masalını da sırf bu hayâlle benimsediği de zaten çok belli. Ve eğer Savaş da beraberinde giderse, arkasından helvasını kavururuz herhalde... Yiğit ortadan kaybolmasa hafif bir endişe taşıyabilirdim bu noktada ama gitmeyeceğini biliyoruz. Bakalım nasıl reddedecek duygu sömürücüsünü... 


Yeterince isyan ettiğime göre, şimdi biraz da genele değineyim... Açık konuşmak gerekirse, seyretmekten en zevk aldığım karakter Haluk, mevzular ise onun çevresinde dönenler. Çünkü genel akışı belirleyen ve hikâyeyi sürükleyen genelde onlar oluyor. Çok uzun zamandır açıklığa kavuşmasını istemeye istemeye beklediğimiz tecavüz meselesi de bunlardan biri. Mâlum, Savaş bu gerçek yüzünden Nazlı'dan uzaklaştı, Ali ise evlilik teklifini Selin'i ondan korumak için yaptı. Yani dizide Haluk sadece Selin ve Nazlı'nın değil, tüm kötülüklerin de babası ve yarattığı etki de buna eş. 


Gerçek ortaya çıkmasın diye bu zamana kadar elinden geleni yapmış olarak, Güneş'in öğrenmesi ardından olacaklar da tam bir kırılma yaratacak. Zira artık eskisi gibi olabilmeleri pek mümkün görünmüyor. Ortada çok büyük bir kaos doğmak için bekliyor ve bu kaosun psikolojik etkisiyle Haluk'un yapabileceklerini tahmin etmek güç. Sanırım beni cezbeden kısmı da tam olarak bu. Zira Haluk bilinmez tepkiler veren bir adam oldukça, dizinin seyir keyfi ve heyecanı daha da artmakta. Emre Kınay şahane bir oyuncu ve Haluk'u ondan başkası giyse, karakteri bu kadar benimseyebilir miydik gerçekten çokça merak etmekteyim. Kendisinin eline, emeğine sağlık...


Güneş'in alacağı kararlar, atacağı adımlar çok önemli. Bu bölüm duygu yoğunluğu bakımından müthiş bir anne izledik ve bundan sonraki aşamada daha korumacı olacağı açık. Bu da yine Selin ve Nazlı'nın başına patlayacak bir mesele. Selin'in uzun zamandır bildiği tecavüz meselesini Nazlı yeni öğrendi ama ikisinin de haberinin olmadığı tecavüzü yapanın aslında Haluk olduğu kısmı, tüm dengeleri değiştirecek. Gelecek bölüm fragmanında Savaş ağzından bir şeyler kaçırıyormuş gibi dursa da, son anda bir şekilde toparlayacaktır. En azından Güneş durumu sindirene kadar Nazlı ve Selin'in Haluk gerçeğini öğrenmemesi lazım. Bu kadarı üst üste çok fazla olur ve ilerleyen zamanlar için de elde kalan mevcut kaos sayısı azalmakta. Reytinglerin artacağı umudunu koruyorken, eldeki her şeyi hemen tüketmenin de manası yok gibi durmakta. Bakalım...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Yazılarınızı keyifle okuyorum, elinize sağlık. Bu dizi nedense hak ettiği ilgiyi bi türlü göremedi.

    YanıtlaSil