25 Şubat 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Gerçekten mi?..


Ölümün daha kaç baş karakteri yiyip bitireceğini sorguladığımız bir bölümle ekrana geldi bu hafta Poyraz Karayel. Öyle afilli, iç burkan bir girişle başlayacak ruh halinde olmadığımdan direkt konuya gireceğim; Sefer gerçekten öldü mü? Yoksa camları açık arabadan çıkmayı başarabilir mi? Ama elleri de bağlıydı değil mi?.. O zaman soruyu şöyle sorayım; Sefer neden öldü?..

46. Bölüm


Hikâyenin görünen hiçbir noktasına hizmet etmeyecek bu ölümün neden gerçekleştiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Sema'nın hastalığının aslında iyi bir şey olduğunu göstermek için mi mesela? Yaşadığı şokla hastalık nüksedecek ve her şeyi, Sefer dahil unutacak... Bu değil mi? Eee? Neresinden tutayim, neresine tutunayim bilemiyorum ama bu ölüm gerçekten olduysa, mantığını hiç bir yere oturtamıyorum... Adil'in daha kaç karakterin başını yiyeceğini ise artık korkuyla izliyorum. Ethem Özışık, Instagram hesabından Alfred Hitchcock'un, "Kötü adam ne kadar başarılıysa film de o kadar başarılıdır. Bu en önemli kuraldır" sözünü alıntıladığı bir paylaşımda bulunmuş. O zaman çok içimden geldi sorayım; geçtiğimiz sezonun her plânı başarısızlıkla sonuçlanan kötüsü Zafer sebebiyle ilk sezonu çöpe mi atıyoruz?.. Adil'in bu kadar kötücül bir karakter olması, her hafta başka bir ana karakteri ölümle yüz yüze getirmesinin bahanesi bu kesinlikle olamaz. Bir karakter kötü olabilir, lâkin Azrail'le yarışamaz...


Hikâye bundan sonra nasıl yol alacak çok merak ediyorum. Büyük oranda şevkim kırıldı diyebilirim ve gidilecek yolun ne olursa olsun Sefer yokken anlamı olmayacağını düşünmekteyim. Adil, "Kesinlikle öldürmeyin" demişti onun için. Belki de oğlu olduğu tahmini gerçek ve bu ölümle birlikte onun için de duraklama dönemi başlayacak. Olmadı, gelecek hafta Zülfikar, sonra Taş kafa, Ayşegül, Bahri... derken dizide sadece Poyraz, Meltem ve Adil kalacak. Evet, hiç beklenmedik şekilde ana karakterleri öldürme cesareti göstermek bir risk ve başarıdır. Lâkin kötünün inandırıcılığı yoksa, geriye sadece bir hayâl kırıklığı kalır. Ethem Özışık'ı kutlarım. Çok güzel bir final sahnesi yazmış. Sefer'in -muhtemelen- son sözlerini çok anlamlı, ilmik ilmik işlemiş. Kanbolat Görkem Arslan da üzerine düşenin on katı misli iyi oynamış ve sesiyle de sahneyi taçlandırmış. Ama ortaya çıkan bu şahanelik o kadar temelsiz ki, gönlümde olmadı, olduramadım. 


O başarısızlık abidesi Zafer zamanı dahi herkes birbirinin arkasını koruyup kollarken, daha büyük özen ve dikkatle hareket ederlerken, şimdi her an birinin ensesinde boza pişiren Adil noktasında neden bu kadar boşladılar anlamıyorum. Adil'in bu kadar kötü olmasının altında yatan sebeplerden tatmin olmadığımız gibi, bundan da olmuyorum... Bahri yine kafasını arşa kaldırıp çığlık atsın. Sadreddin komadan çıkmış, Adil bir adamın gönderip yastıkla boğdursun. Lütfen o kötü, çok kötü...


Tabi bu ayrılığın altında ortaya çıkmayı bekleyen bambaşka sebepler de olabilir. Kulaklara az şeyler gelmiyor akşamdan beri. Çağrı Vila Lostuvalı'nın Instagram üzerinden yaptığı son iki paylaşımı da bu nokta da oldukça manidar buluyorum. Bakalım, bu en başından plânlanan bir şey mi yoksa şartlar mı öyle gerektirdi. Elbet çıkar kokusu...


Poyraz ve Ayşegül noktasında da isyana hazırdım. Ama ihbarın bir oyun olduğunu anlayınca içim rahatladı. Poyraz'ın kendisini ihbar ettirmekle ne plânladığına dair kafam hiç basmıyor şuan için lâkin şaşıracağımız bir detay çıkacaktır ortaya. Bu arada ikiliye yazılan her sahneye hayranım. Poyraz'ın "İstersen beni öldür ama elimi bırakma" sözüne ise vuruldum. İnsan aşkından ne gelirse en güzelidir diye sorgulamaksızın tatmaz mı zaten?.. 


Sefer'in ölümüyle 'aşk' sahneleri biraz yontulacaktır sanıyorum. Bir süre için her ikisini de derbeder bir vaziyette görmemiz olası. Ama ara sıra da olsa, aşkla yoğrulmuş romantik sahneler yazılsa hayır demeyiz asla...


Meltem bu sezon diziye katılan karakterler arasında açık ara en 'olmuş' karakter. Sırıtan hiçbir özelliği yok ve vaat ettiği her şey tatmin edici. Seferleri Adil'e ulaştırmak için yakalanma taktiği süperdi. Ben geçen bölüm yorumumda, "Zülfikar camdan içeri Superman edasında girse dahi fark etmez" demiştim lâkin Meltem'in zehir gibi zekasını atlamışım. Kız neyi nasıl yapması gerektiğini o kadar iyi biliyor ki, şapka çıkartılır. Adil'le olan yüzleşmesi ise daha sonra başına çok iş açacak gibi. Mesela Adil'i Zülfikar'a takmak gibi... Elimiz yüreğimizde bekleyelim madem biz de şimdi...


Songül için de tehlike çanları hiç olmadığı kadar yüksek tonda çalmakta. Bebek mevzusunun da ayyuka çıkmasıyla daha da köşeye sıkışmış görünüyor ama onun altından bir şey çıkacağını sanmıyorum. Karakterin diğer ana karakterlerden daha uzun ömürlü olacağından eminken ve bu gerçek muhtemelen eceli olacağından bir süre daha gizli tutulacaktır. Yani İpek'in ahlaksızlıkta nirvanaya ulaşan sevgilisinin başına daha 'sert' bir şey her an gelebilir. Sadreddin hazır kurtulmuşken, rica edeceğim onun cezasını o kessin... Yanında Songül'e de tek yöne bir bilet fena olmaz tabi...


Ne olursa olsun, nasıl bitmiş olursa olsun başarılı bir bölümdü. Yazanın da, çekenin de, oynayanın da eline sağlık. Hâlâ inanmak istemiyorum ama Kanbolat Görkem Arslan'a bu zamana kadar ki tüm emekleri için sıradan bir izleyici olarak sonsuz teşekkür ediyorum... Bakalım bundan sonra neler olacak, hep birlikte gerile gerile izleyeceğiz...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Dizinin finalinde tek sağ kalan Songül olacak bence.She is the survivpr.

    YanıtlaSil