16 Mart 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Ölmez yahu...


Ne yaparsan yap, geçmişin de kaderin de bırakmaz seni bazen. Ne kadar iyi olursan ol, ne kadar vefa sergilemiş, korumuş, kollamış, hep ezilmiş ya da hor görülmüş; yine de çekeceğin ızdırabı beklersin. Sen beklemesen de, o gelir seni bulur zaten... Tıpkı Melek'in başına gelenler gibi. O da az suçsuz değil, kendini geri çekmeyi, söz geçirmeyi, yaptığının yanlış olduğunu bile bile pes etmeyi hiç düşünmüyor. İçerisine düştüğü aşkın kendine ne kadar zarar verdiğinin farkında bile değil. Aslında farkında da, değil...

6. Bölüm


Zeynep aldatılmış bir kadın olarak üzülmekte ve bu hüznün acısını çıkartmak istemekte çok haklı. Oraya kadar bir sorun yok. Ama içerisinde olduğun durumu iyice gözden geçirmeden, attığın adımın sana nasıl geri döneceğini hesaplamadan hınç almaya çıkarsan, sonunda zararlı çıkan sen olursun. O bunun farkında değil. Melek'i babasını gönderip de eve getirmenin nasıl bir fayda sağlamasını bekliyordu bilemiyorum ama kendi kalesine gol atmaktan ileriye gidemedi. Zaten kendi içinde her şeyi bitirmiş olan Hüseyin, bu yaptığının hiddetiyle ayrılmak istediğini söyleyip, onu ve evliliklerini bir kenara atıverdi. Elbette, o kadar kolay ayrılmak olmaz. Hüseyin'in istekleri biraz hayâl dünyası gibi. İçerisinde olduğu gerçek dünyanın hiçbir köşesinde ona mutluluk verecek bir aşk yok. Bunu yenmek için ne kadar daha mücadele eder bilemiyorum ama bundan tek zarar gören sonunda Melek'ten başkası da olmaz. 

Şimdi ilişkilerini Hülya da biliyor. Zeynep'in kurduğu oyunun ona tek artısı bu oldu. Elbette ilelebet karşı çıkacak o da bu ilişkiye. Desteklenecek bir yanı olmayacak onun için. Kendisi istediğine, istediği gibi aşık olabilir ama Melek haddini bilmek zorunda. Ona göre mi hem Hüseyin? O ne anlar? Bu dünyada her şey Hülya'ya reva. Ona kalansa sadece çekilecek sıra sıra cefa...


Tamam, iyi yanından bakalım. Hülya da az ateşin harlı yerinde değil. Başındaki dertler bitmediği gibi her bölüm aralarına bir yenisi daha ekleniyor. Hep öteliyor, hiçbir sorunu tam olarak çözemiyor. Asıl sıkıntısı da bu zaten. Sonra hepsi bir olup da, altından kalkamayacağı bir raddeye gelirse ne yapacak çok merak ediyorum... 



Geçtiğimiz bölümlerde Kerim'le 'çocuk üzerine' bir konuşması sırasında hayâle dalan Hülya'nın geçmişte bir adama çaresizce bir şeyler anlattığını görmüştük. Melek'in baktığı bebeğin annesinin Hülya olduğu mâlumunuz, haliyle bebeğin babasının da o olduğunu tahmin etmek zor değildi bu durumda. O adamın bir yerden pat diye çıkacağı da tabi. Hatta geçtiğimiz bölüm yorumumda da değinmiştim buna, "Belki de çocuğun babası bir an da hatasını anlamış çıkagelmiş olur. Hiç olmadı, aslında Kerim'in yakın bir arkadaşı çıkar? Olamaz mı? Ne tesadüfler gördük biz, bu da hayli hayli olur..." diyerek. Kerim'in yakın arkadaşı değil belki ama o adam şirketin turizm işini üstlenen kişi çıktı. Zeynep'in arayıp da Bayram'ın artık o işi Hülya'ya yaptıracağını söylediğinde de halinden, tavrından aralarındaki bağ çok net anlaşılıyordu. Yani karakterin alt etmesi gerek konu az değil. Şimdilik köşeye sıkışıp sıkışıp kurtulsa da, elbet tüm bunlar başına patlayacak. Ben özellikle o adamı, yani Cem'i karşısında gördüğünde ne yapacak onu çok merak ediyorum. Muhtemelen şirketin turizm işini üstlenmekten hemen vazgeçmekle başlayacaktır. Ah Hülya, ah. Neler çekeceksin kim bilir...


Ama dediğim gibi tüm yaptıklarına rağmen Hülya'ya sefa, Melek'e ise tüm iyi kalpliliğine rağmen cefa düşüyor. Ve ne olursa olsun uzun vadede Hülya'nın başının derde girmesi, sırlarının ortaya dökülmesi ya da aile tarafından dışlanmasını beklemiyorum. Hem açık bir şekilde artık Kerim de ona karşı bir şeyler hissetmeye başladı. Her ne kadar kendi kendine bu dürtüyü yok etmeye çalışsa da, karşı koyamadığı bir şekilde Hülya'ya itiliyor. Sonunda kör kütük aşık olduğunda da Hülya'nın gerçek yüzü onu nasıl etkiler göreceğiz hep birlikte. Belki de dert etmez hiç birini, kim bilir?..


Gelelim asıl meseleye... Bayram her ne kadar örnek alınabilecek tek iyi yanı dahi olmayan bir karakter olsa da, dizinin mihenk taşlarından birisi. Şüphesiz ki içerisinde olduğu her sahne, ne kadar ağır bir dram barındırıyor olursa olsun, gülme garantili ve bir o kadar da sürükleyici. Bölümün sonunda umut kesilmiş bir şekilde Süheyla, "Babanız öldü!" dedi ama ben sanmıyorum ona bir şey olacağını. Hem ilk yardım müdahalesi etmeyi bilen hiç kimse yok mu orada? Bir kişi de neden hemen ambulansı aramıyor onu da hiç anlamadım... 7. bölüm ilk fragmanından anlaşılabilecek hiçbir durum yok. Bir ara ambulans sireninin kesilmesini 'öldü' olarak algılıyor gibiler ama rica edeceğim öldürmeyin karakteri. Bayramsız Hayat Şarkısı olmaz...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder