31 Mart 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Poyraz - Sadreddin savaşı


Birbirini kovalayan olayların ve onlarla beraber gelişen fenalıkların rutine bağladığı pek doğru. Doğru yanlış meselesi değil bu elbette ama insan ister istemez olanın bir anlamı, kötülüğün kazanmaması gerektiğini istediği oluyor. Poyraz Karayel'de ise kötülük sürekli, iyilik arada sırada kazanabiliyor. Her bölüm başka bir karakterin cenazesine yol almaya başlamak da yanında eşantiyonu gibi.

51. Bölüm

Bu bölümün fragmanını izlediğimizde Sadreddin'in yeniden kötülüğün tarafını seçecek olmasına saydırmıştım. Boşuna mı ölecek diye üzüldük bile dedim hatta. Ama bu bölüm olaylar öyle gelişti ki, karakterin ister istemez seçeceği bir taraf olduğunu fark ettim; karanlığın... Evet, Songül'ün doktorla anlaşıp başka birinin spermiyle bebek sahibi olduğunu herkesten gizledi. Evet, on yaptığından dokuzu olmaması gerek olaylar bütünü. Ve yine evet, Sadreddin kötü olmak için bahane arıyor gibi duruyor. Lâkin, iş pek de öyle göründüğü gibi ilerlemiyor. Daha kısa zaman önce ölümden dönmüş bir adamın değişmiş olmayacağına inanmak zor. Bahri'nin her şey üst üste gelmeye başlayınca, yine Sadreddin'i bir kalemde silmesi ise en kolayı. Yerine Poyraz'ın geçecek olması ise sıradan bir senaryo tekrarı. 


Bu sıralama iki sezondur beynimizde ve dizi içerisinde o kadar çok tekrar etti ki, sıradanlaştı da haliyle. Tam da ondan, Sadreddin için farklı bir yol çizilmesi bundan sonra daha doğru olabilir düşüncesindeyim. Neşet'in piyonu olacak Bahri karşısında ama o da öz oğluna karşılık Poyraz'ı seçmenin bedelini böyle ödemiş olacak. Poyraz ve Sadreddin savaşının bir kazananı olur mu o muamma tabi. Neşet'in atacağı adımlara bağlı biraz. Şimdilik saman altından su yürüten cinsinden, her kötülüğü plânlayan ve emeline ulaşan modunda. Sadreddin'e 'uzun vadede' koltuğunu kaptırmak istediğini de sanmıyorum. Maksadı, Bahri'nin sağlam kalelerinden biri kendi marifetiyle yıkılsın. Anlayacağınız Neşet, şimdiye kadar ki en sinsi kötümüz. Kendisi karşısında ister istemez insan şapka çıkartmak istiyor. Öleceği günü de tabi merakla bekliyoruz...

Poyraz'ın her şeye bu kadar kolay adapte olabilmesi de ayrı konu zaten. Eskiden böyle bir teklif geldiğinde Bahri'den ya da ima, hemen geri çekilirdi. Artık balıklamasına atlıyor. Sanırım Adil Topal'ın oğlu olduğu gerçeği artık farklı düşünmesini sağlıyor. Bahri'yi ve geri kalan herkesi korumak için elinden geleni yapacağına inancım tam. Lâkin bunların yeterli olup olmayacağı noktasında endişelerim var. Mâlum, en tepede olmak her zaman için en iyisi olmak anlamına gelmiyor. Hele de sinsi bir kötünün arka plânda her şeyi yönettiğini düşünürsek... Bakalım Poyraz'ın bundan sonraki mücadelesi nasıl olacak; özellikle de Ayşegül, bu mücadelenin neresinde duracak?


Sadreddin'in bugününün sebebi, Songül... Adamın başına açmadık dert, getirmedik bela bırakmadı. Bırakacağa da benzemiyor. Hastaneden çıktığından beri yüzü gülmesin diye yapmadığını bırakmadı deyim yerindeyse. Selçuk'un İpek'in aslında sevgilisi olduğunu söylemekle başladı ve devamı çorap söküğü... Hani Sadreddin hemşireye onun yüzünden, "Beni tekrar komaya sokar mısınız?" demişti ya; soksalar şimdi kesinlikle daha rahat olurdu başı... İşin garip tarafı durmuyor da. "İyi görüneyim, para versinler en azından" demiyor. Otellerde kalıyor, yangın merdivenlerinden kaçıyor. Malikanede her gördüğü yerde laf soktuğu Despina'dan yardım dileniyor ve malikaneyi polisle birlikte basıp çocuğunu almaya çıkıyor. Sıra sıra entrikalar geliyor kendisinden. Bahri'nin onu affetmesinin artık küçük bir ihtimali dahi olduğunu sanmıyorum. Bakalım onu bundan sonra nasıl bir macera içerisinde izleyeceğiz. Neşet'e kapak atsa da, o da belasını böyle bulsa demeden edemiyorum için için...


Neşet 'sinsi'. Neşet 'deli' bir akıllı. Çocukça oyunların baş kahramanı olmayı da seviyor. Ayşegül'ü elde etmek için hiçbir gereksizliği atlamayacağı da anlaşıldı. Zaten Ayşegül'ün gözüktüğü sahnelerin %90'ında yanındaydı. Evinde, malikanede, klinikte ve hatta ambulansta bile. Sanırım ikisini bir arada görmeye alışmamız gerekiyor. Ta ki Ayşegül, onun gerçek niyetini anlayıncaya kadar. Şimdilik sinsiliğiyle bu durumu maskeliyor ama eninde sonunda bir sinyal çakacaktır. Ondan sonrası da Neşet'in gerçek yüzünü ortaya çıkardığı an olur herhalde. Kısa vadede bunun olmasını ise şahsen beklemiyorum. Bakalım Poyraz, Neşet'in sürekli Ayşegül'ün dibinde olmasından ne zaman rahatsızlık duymaya başlayacak?


Uzun zamandır varlığı, 'uyuyor' olarak geçen Anıl'a da veda ettik bu bölüm. Başka bir aileye verilmesi mantıklı oldu. Çünkü öbür türlü biz her bölüm laf sokacaktık, "Anıl yine yoktu!" diye. Sefer'in sezon başında plânlandığı söylenen ölümünün tek açığıydı o. Şimdi gönderilmek suretiyle, plânlananın aslında pek de bu olmadığı garantilendi... Tabi sürekli bir Sefer imâsıdır gidiyor dizi içerisinde. En son o meşhur duvarda, "O gemi gelecek" yazıyordu. Sefer'dir belki de o gemi. Kim bilir, döner gerisin geri. Buna pek ihtimal vermesem de, insan ister istemez bekliyor yine de...


Poyraz'ın sanrılarının baş kahramanı Albaya gelelim... Parasını çarpan kadının sözleri karşısında resmen hayata küstü. Üniformasını giydi ve evin içerisine dolan gaz sesinden anlaşıldığı üzere, ölmeyi seçti. Son anda İsa kokudan şüphelenip eve dalsa da kurtarsa keşke onu. Ölümün kol gezdiği bir dizi halini aldı Poyraz Karayel. Çok rica edeceğim, artık öldürmeye dur deyin!..

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. super guzel yorumlar. iyi bir neset tasviri. eline saglik. albay hikayesine ben de "bu ne ya" dedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Görkem. Her hafta bazı şeyler biraz daha katlanılmaz olmaya başladı. Bu ölüm sevdası neye hizmet ediyo bilmiyorum ama artık çokça abartıldığı kesin.

      Sil