10 Mart 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Yok olan itibar...


Yaramıza sürekli bir yenisini eklemenin kime ne faydası var bilemiyorum ama Poyraz Karayel'in son iki bölümdür özenle bunu yaptığı bir gerçek. Bir hiç uğruna harcanan Sefer'i bu kadar fazla kullanmak açılan her yaraya oluk oluk tuz basmaktan daha beter ancak derdimizi kimseye anlatamıyoruz. Evet, tüm hayâller suya düştü ve Sefer'in öldüğüne artık ikna olmuş durumdayız. Neye hizmet ettiğini bir türlü anlayamadığımız bu ölümün ardından, bakalım nereye savrulacağız...

48. Bölüm


Sefer'in öldürülmesi ardından tekrar tekrar kullanılması bana göre biraz doz aşımı oldu ama senaristimiz bu konuda bir mahsur görmemiş olmalı. Geçtiğimiz bölümün sonunda Adil'in kurtuluşu için sarf ettiğinden emin olduğumuz Sefer yalanı, tam da istediği gibi işe yaradı. Herkesin yumuşak karnı ama özellikle Sema'nın yumuşak karnıydı Sefer. Yaşadığı yüksek bunalım içerisinde, onu umuda sevk edecek her şeye tutunmaya açıktı ve Adil'e anında kandı. Fazlaca gözünün dönmesi ve tek başına bir maceraya atılması gereksizdi lâkin, gerçeği kabullenebilmesi için de bu gerekliydi... Bundan sonra yasını nasıl tutacağını, geçirdiği bunalımın etkisinden çıkmayı başarıp başaramayacağını göreceğiz.

Merak ettiğim önemli konuysa Anıl'a ne olacağı?.. Zaten herkesin Sefer'in öldürülmesinin ani bir gelişme olduğunu düşünmesinin sebebi, yurttan çocuk alma girişimine dayanıyor. Böylesi bir hamlenin çok önceden plânlanmış bir ölüm varken atılmasını şahsen ben mantıklı bulmuyorum. Zira çocuk geçtiğimiz bölümün ardından, bu bölüm içerisinde hiç yoktu. Sema bir kez olsun adını anmadı. Eğer en başında plânlanmış bir kurguysa bu, o çocuk da senaryonun bir yerine eminim iliştirilirdi. Ne oldu ne bitti bilemiyorum. Dört bir yandan bunun en başından kurgulanmış bir ölüm olduğu söyleniyor ama bu sorulara verilen bir cevap da yok... Anıl geldiği gibi gerisin geri gönderilemeyeceğine göre bari bir yerlere iliştirin. En azından kreşte olsun, evde bakıcıyla kalıyor olsun. Bir şey olsun...

Bilgi: Dizinin 16. Dakikasında Sema ile Ümran arasında diyaloğu geçmiş ve Ümran uyuduğunu söylemiş. Bilgiyi veren arkadaşa teşekkürler... 


Ölen sadece Sefer olmadı aslında. Bahri'nin tüm itibarı da onunla birlikte öldü... Düşünsenize yıllardır sizden köşe bucak kaçan bir adam, birden ortaya çıkıyor ve gösterilenlerden tatmin olmadığınız gerekçelerle sevdiklerinizi tek tek elinizden alıyor. Sen şehre, hatta ülkeye nam salmış bir adamken; yıllarca fare gibi bir delikte saklanan o kişi gelip şanını yerle yeksan ediyor... Bahri için her şey o kadar saçmalaştı ki, karaktere gerçekten üzülmeye başladım. Adil yüzünden geldiği son radde, birbirinden lüzumsuz bir sürü adamın elini öpmesiydi ama şükür ki Poyraz son anda içeriye dalıp, Adil dahil herkese boyunun ölçüsünü gösterdi. Adil'in de artık kabul etmesi gerektiği gerçek, Poyraz'ın asla onun istediği gibi bir evlat olmayacağı ve Bahri'yi asla ardında bırakmayacağı... 

Kabul edilmesi gereken başka bir şeyse, Bahri'ye fazlaca acımasız davranıldığı. Adil tüm itibarını bitirdi. Herkesin yüzüne yüzüne dalga geçtiği biri oldu çıktı. Bu imajın bozulduğu gibi düzeltilmesi şart. Dev bir karakteri, böylesine küçük göstermek de hoş değil. Öyle bir şey yapsın ki, Adil'in artık biraz olsun yerinde durmasını sağlasın. Bunu izlemek gerçekten katlanılır değil...

Gelelim dizinin ne olursa olsun bir türlü başı derde girmeyen karakterine... Songül gibisi gerçekten gelmez. Böyle bir dolap çevirme potansiyeli, böyle bir kedi gibi dört ayağı üzerine düşme durumu gerçekten yoktur. Bunu her zaman dile getiriyorum ama bu bölümde artık durum arşa çıktı. Kadının öylesine gözü dönmüş ki, oğluna bir an için olsa dahi kötü bir şey olması ihtimalini aklına getiremiyor ve büyük bir tehlikenin içerisine atıyor. İpek'in lanet sevgilisi dört yüz bin lira para istiyor, o "hazır para gelecekken beş yüz bin olsun" derdine düşüyor. Sırf derdine düşmekle kalsa yine iyi, istediğini de başarıyor. 


Tam Despina'nın bankasının müdürü bir katakulli olduğunu anladı polislere haber verdi onlar da parayı geri alacak dedik, lanet sevgili birden ortaya çıktı parayı aldığı gibi kaçmaya meyletti. Şansa bakın ki, o an evde olan Songül, polislerin baskın yaptığını öğrenip otoparka geri gitti ve bizim sevgili Selçuk da -eğer Songül ışınlanmadıysa-, o gelene kadar otoparkta saklanmaya karar vermiş ve tam çıkıp gitmeye meylettiğinde de Songül gelip çarpmasın mı? Ah ne tatlı şans sendeki be Songül... Parayı elinle koymuş gibi geri alırsın da artık. Selçuk'a daha verme geri, nasılsa Ethem bey seni bir şekilde kurtarır ondan da...


Adil'le mücadelenin bir diğer boyutu olacak kısma gelelim... Poyraz'ın safında yer alır mı, Adil'e düşman mıdır tam olarak bilemiyoruz ama Neşet'in, Bahri için bir umut olduğunu düşünmek istiyorum. Mâlum biz Sefer'i, Adil'in oğlu sanıyorduk ama o ölünce yeni bir oğlan gerekti... Ortalarda dolaşan habere göre, bölümün sonunda elini gördüğümüz zat, Tolga Güleç'miş. Kimileri halen onun Sefer çıkacağını söylüyor ya, ben kardeşinin acısından ne yapacağını şaşıran Zülfikar misali kendimi derbeder edecek bir umuda tutunmak istemiyorum. Bakalım, göreceğiz...

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. Anıl konusunda cok haklısın gercekten. Boslukta kaldı simdi bu tema.

    YanıtlaSil
  2. yanlış bilgilendirme yaptığınızı söyleyince silmek çok demokratikmiş..yanlış bilginizi destekleyen yoruma izin vermek çok daha demokratik.. tebrikler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bu mesajı yazmadan önce yazı içeriğine baksaydınız. Eğer onda da isimsiz yerine kullanıcı adınızla yazsaydınz yorumu zaten çıkartmazdım. Tekrar bilgilendirme için teşekkürler. Sevgiler..

      Sil