13 Nisan 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Bir mücadele hali


Mutlu olmak gerçekten bu kadar zor mu?.. İnsanın attığı her adımda önünde başka bir engel mi belirmeli? Güldüğü her seferinde, ağlamasına zemin hazırlayan bir felaketin temelleri mi atılmalı? Aşık olmamalı mı? Sevmemeli mi?.. Birçok soru işareti dönüyordu bölüm boyunca Hayat Şarkısı'nda. Güldük, eğlendik, çokça da keyiflendik ama hiçbir şey bu kadarla sınırlı değildi...

10. Bölüm


Hülya'nın tatlı-ekşi hallerini izlemek ne kadar keyifliyse, dara düştüğü anları izlemek de o kadar can sıkıcı. Bölümün başı için yapabileceğim en hafif yorum bu olabilirdi ama öyle bir ters köşe olduk ki, değme keyfime... Kriz anlarında Hülya'nın nasıl döktürdüğünü de görmüş olduk bir kez daha böylece. Cem mevzusunu da aslında çok rahat bir şekilde atlatabileceğine inandırdı beni. Ama buna önce kendisini inandırması gerektiği de bir başka mesele... 


Para için ölmüş babasının arkasından bile ağır ithamlarda bulunabilecek bir adamdan, insanlık beklemek pek de akıllıca olmaz. O yüzden Hülya'nın bundan sonra atacağı her adımı çok dikkatli seçmesi lazım. Tahmin ettiği gibi Cem'i iki üç kez yüz binlerce lira ile başından savması kolay olmayacaktır. Ama elinin tersiyle bir kenara itmesiyse, şimdilik oldukça tehlikeli. Mâlum iş artık Cem üzerinden yürümüyor. Zeynep bu meseleyi deşmeyi kendine görev edindi ve Cem'in anlattığı hikâyeye de inanmadı. Elinde tapu, daha büyük bir kozla karşısına geçip gerçekleri öğrenmek istemesiyse, şaşırtmadı. Lâkin, Cem'in bir tapuya tav olup da geri adım atacağını hiç sanmıyorum. O yüzden dökülmeyecektir hemen. Bir şeyler daha kopartmaya meyleder ve Zeynep de saçmalamanın nirvanasına ulaşırsa, işin rengi  o zaman değişir işte. Sonrası, yandı gülüm keten helva...


Zeynep'in aslında iyi bir tarafının olduğunu az az da olsa görüyoruz. Ancak, söz konusu Hülya ve Melek olunca işin rengi çokça değişiyor. Kendini Cem olayını çözmeye odaklamışken, günün sonunda verdiği/vereceği büyük imtiyazlar sebebiyle eğer babasına hesap vermek zorunda kalırsa ne yapar onu ayrıca merak ediyorum. Bunun altında, evliliği kurtarma masalı da yok. Takıntı haline getirdiği Hülya'yı yok etmek arzusundan başka hiçbir şey yok... Hüseyin'i elinde tutmak ve Hülya'yı bitirmek üzerine kurduğu dünyasıyla ne kadar daha barışık olabilir onu da göreceğiz. Ancak, belirtmem lazım ki, yaptığı her şey için sonunda pişman olacak...


Onun için yapılacak en güzel şey, Mahir'i örgütlemek aslında. Bir şekilde o Zeynep'i durdurur gibime geliyor. Her durum için Hülya'nın yardımına koşan Mahir'in, bu teklifi reddedeceğini hiç sanmam. Akıllara durgunluk veren hikâyelerinden biriyle Zeynep'i kafalasa yeter zaten. Adamın her durum için bir kurtuluşu var nasılsa...Yalnız Hülya'ya olan ilgisinin bir tık ötesi olmasa ne iyi olur. İkilinin her sahnesinden resmen enerji fışkırıyor ve Mahir eğer aşk yoluna girer, Hülya da bunu hissederse kendini geri çekecek ve sahnelerinin enerjileri düşecek. Bunu da kimse istemez sanıyorum. Onların 'kanka' enerjileri yakıp yıkıyor. Öyle de kalsın... 


Eğer bir aşk yazılacaksa, en ateşlisinden Kerim ve Hülya ikilisine yazılabilir. Televizyon ekranına en yakışan çiftlerden biri oldular kesinlikle. Hele o kaçak dövüş halleri var ya hastasıyım. Hem birbirlerinin olmak için yanıp tutuşuyorlar hem de birbirlerinin inadından adım atmaya çekiniyorlar. İyi ki uyku denen bir şey var da, onunla birlikte mantık bir kenara itiliyor ve olması gereken yaşanıyor... Yalnız Hülya'ya "düzgün yat da üstüme çıkma" derken, kendisi sabah onun üzerinde ne arıyordu çokça merak ettim. Hınzır Kerim!.. 


Kerim, artık ilk bölümlerdeki adamdan çok farklı. Her şeyiyle... Bu bazı durumlar için oldukça iyiyken, bazı durumlar trajik boyuta taşıyabiliyor olayları. Misal Filiz meselesi... Hülya'nın öğrendiğinde nasıl tepki verdiğini, gelecek bölüm fragmanında gördük. Her şeyi yanlış anlayacak olması bir yana, şimdiye kadar katettikleri aşk mesafesi daha da uzayacak. Hele, ayda bir çocuğu gösterme meselesine hiç değinmiyorum bile. Bir ikincisi, şirkette çalışmaya başlaması daha ilk günden Bayram'ın başını ağrıttı... Bayram her şeyi usulsüzlükle yapmaya o kadar alışmış ki, karşısına usulüyle çözülecek bir mesele geldiğinde gözleri kararıyor resmen. Verilen mesaj günümüz Türkiye'sini çok güzel bir şekilde özetliyordu. Hüseyin'in açıklamalarınaysa şapka çıkartılır. Bu hayasız düzen içerisinde bir başına devam etsin o zaman Bayram efendi. Yiyin efendiler, yiyin!..


Hüseyin daha bir şoku atlatamadan ikincisinin kapısını araladı. Onun için şirketten kovulmuş olmak, Melek'i kaybediyor olmanın yanında hiçbir şey tamam da; olması gereken de bu. Melek'e ağır ithamlarda bulunulmasının önüne geçecek en doğru adım Kaya ile evlenmesi... Kaya, garibim bir hevesle evlilik hazırlıklarını sürdürüyor ama sadece sığınılan bir liman olduğunu unutmaması lazım. Elbet Hüseyin ve Melek birlikte olacak ve o zaman, onun üzülmesini istemem doğrusu. Safça bir karakter oluşundan değil, insan gibi insan oluşundan ötürü özellikle de...


Yine çok keyifli ve su gibi akan bir bölüm izledik. Gelecek bölümde ise görüldüğü üzere yine ortalık karışacak. Bakalım, Hülya'nın mücadelesi sonunda nereye varacak?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder