6 Nisan 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Pişmanlıklar...


Hayâl kırıklıklarınızın peşi sıra geldiği, tüm günahlarınızın bedelini bir çırpıda ödeyeceğinizi düşünün. Ayakta durmak için verdiğiniz tüm mücadelenin, dört bir koldan yok edilmeye çalışıldığını da. Desteklerinizin birer birer ellerinizden alındığı ve düşmeye mahkum gibi durduğunuzu da... Gerçekten zor olurdu değil mi?.. Hülya içinde durum tamamen bu. Yaşadığı hayatı hep arzu etmiş, sonunda da elde etti. Ama o süreç boyu edindiği günahların bedeli şimdi kapısında hesap sormak için sıra bile beklemiyor...

9. Bölüm

Hülya aslında bugün yaşadıklarının tümünü hak etti. Bu acı bir gerçek. Ama kalbimizi öylesine fethetti ki, üzülüyoruz düştüğü zor duruma. Geçtiğimiz bölüm yorumunda da bahsetmiştim. O, düşünmeden hareket eden ve yaptıklarını daha sonra tahlil ettiğinde hep büyük pişmanlıklar yaşayan bir karakter. Zaman içerisindeki değişimi günahlarını temizlemiyor belki lâkin yaşadıklarının kolay şeyler olmadığı da kesin. Hangi birinin peşinden koşsun, hangi birini dert etsin bilemiyor. Koyvermek de olmaz; işin sonunda canı büyük yanacak çünkü. O yüzden de harlı ateşe karşı, elindeki ince pamuk ipliklerle mücadelesini sürdürüyor. 


Yaptığı her şey için pişman. Kerim'e aşık olduğuna bile pişman. Küçüklüğüne geri dönse, belki de kalbine gömecek bu çok bilinmeyenli denklemi. Zira mutluluğu da, mutsuzluğu da, sevinci de, üzüntüyü de hep bu uğurda yaşamış. Hep bu uğurda yol almış ve büyük engeller aşmış. Bugünse, yolda bıraktıklarının ya da devam etmek için işlediği günahların bedeli hesap sormak için hazır. Nereye kadar pes etmeden yoluna devam edecek, onu da izleyip göreceğiz. 

Cem hadi para vererek susturulur. Susmada da geçmişte yaşanmış bir mesele sonuçta. Bugünü ilgilendiren bir tarafı da yok. Tabi Bayram'ın aşırı tutucu olduğu ve hamilelik mevzusunu duyması halinde Süheyla ile birlikte takınacağı tavır da belli. Lâkin Kerim'in bu konuda onlardan daha farklı davranacağı da belli. Hadi onu aştık diyelim; bu çocuk meselesini ne yapacağız? İkisini de, evet. Hem Hülya'nın kendi bebeği, hem de Filiz'in bebeğinin geçmişi az buçuk deşilse bile büyük kıyamet kopacaktır. Bu öyle Kerim gözardı etse bile hale yoluna koyulabilecek bir pozisyonda da değil. Ne yapıp ne edip Hülya'nın kendisini bir koruma kalkanı içerisine alması gerekmekte. Bu konuda nasıl bir taktik izler bilemiyorum ama Mahir iyi ki var. Muhtemelen Hülya'ya karşı boş değil ve ona bir şey olmaması için elinden geleni yapacak gibi duruyor. Bu da onun işine yarayacaktır. Mahir'in yan çizme ihtimali olduğunu pek sanmıyorum...


Kerim de bu çıkmazın tam içerisinde. Ve en suçsuzu da o. Çocuğun başına gelmedik kalmadı. Hayatı, beklentileri, istekleri tamamen şekil değiştirdi ve aklı da fikri de kalbi de artık Hülya'da. Bölüm sonunda hissettirildiği gibi Cem meselesine az buçuk kulak kabartmış olsa, elinden gelen desteği verir bence. Cem belki de açıkladığına/açıklayacağına pişman da olur. Ama onunla mesele bitmediği için, Hülya'nın korkularının taze kalması hep çok olası. Aşmaları gereken bambaşka sorunlar varken, sıra bunlara nasıl gelir o da muamma tabi. Daha Kerim'in aşkından emin olması, itiraf etmesi ve Hülya'yı bu aşka inandırması gerekmekte. Bu kadarla da sınırlı değil. Hülya'nın kendisinden soğumuş halini de düzeltmesi lazım. Cem ne kadar yaklaşırsa o, bir o kadar Kerim'den uzaklaşıyor ama zıt yüklü iki mıknatıs gibi her daim birbirlerini çektikleri ve çekecekleri kesin. Bu arada Kerim'in Hülya'nın dudaklarına kondurduğu öpücük her ne kadar kızımız bir 'soğukluk' yaşıyormuş gösterisi sunsa da, tüm hislerini bence açıktan belli etti bizim oğlana...

Melek-Hüseyin cephesi bu bölüm hiç deşilmedi. Hüseyin'in bu konuda uzunca bir süre adım atmaması da en doğrusu zaten. Evet, büyük bir aşkın içerisine düştü ama arkasında kocaman bir enkaz bırakmak isteyeceğini hiç sanmıyorum. Çünkü olan sadece kendisine olmayacak. Müfit'in tehditleri herkesi harlı bir ateşin tam göbeğine çekmekte. Melek'e karşı olan zaafı ve aşkı hep yaşayacaktır içinde de, bunu dışarı vurmak için neler yapacak onu da göreceğiz. Zira bu meselenin öyle kolay kolay rafa kalkacağını hiç ama hiç sanmıyorum. 


Zeynep de boş durmadığından, Hüseyin kendisinden uzaklaştıkça bir şekilde onun kapısına dayanacaktır. Melek'in çekecek derdi çok gerçekten. Kız zaten hayatını hep fedakârlıklar yaparak geçirmiş, hâlâ da bir sürü fedakârlık yapması gerekmekte. Tabi şunu da not düşmeden geçmem; ortada nasıl bir çile çekmişlik olursa olsun evli bir adamla birlikte olma fikrini asla desteklemem. Zeynep hafif bir gurursuz olduğundan, aşklarını nasıl kabulleneceğim onu da bilmem...

Düşünsenize intihara kalkışıyor sırf Hüseyin'i dize getirebilmek için... Aslında babasına söylese, o elindeki belgelerle zaten istediği gibi dizginlerdi; midesini tazyikli su ile yıkamaları da gerekmezdi. Bunu da öğrensin, zaten artık oradan yürür. Melek'den hıncını almaya çıkıp, bir süre sonra yetmediğini fark ettiğinde Hüseyin'in karşısına bu tehditle çıkar. Onu daha çok kaybedeceğini umursamadan, kafesleme keyfi... Ben onun bu kadar gurursuz olacağını düşünmek istemiyorum. Hem Melek, hem de Hülya'dan nefret ettiği ve bulduğu her fırsatta canlarını yakacağı kesin de, bir kadın ne olursa olsun bu kadar gurursuz olmamalı. 


Yine su gibi akan, oldukça keyifli bir bölüm izledik. Duygusal yoğunluğu yer yer fazla olsa da, bölüm içerisine -özellikle Bayram'la birlikte serpiştirilen- komedi dozu her şeyi dengeliyor. Bakalım Hülya Cem'e karşı daha ne kadar sessiz kalacak? Ve daha ne kadar aşktan yanarken, Kerim'den uzak duracak?.. 

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder