22 Nisan 2016 Cuma

Kısmetse Olur: Bir yarışmadan daha fazlası...


Başladığında, böylesine ses getireceğini kimse beklemiyordu muhtemelen. Klâsik bir evlenme programının, ev içerisinde geçen haliydi hepi topu. Ne kadar ilgi çekici olacağı ya da haftanın her gününe yayılacak kadar iyi reytingler alacağı tahmin edilebilirdi ki?.. Hem de Kanal D gibi, böyle formatlarla hiç de işi olmayan bir kanalda başlamıştı. Ya bildikleri bir şey vardı ya da günlük dizi furyasına katıldıktan sonra, evlilik programları furyası da beraberinde gelmişti. Bana göre ikincisiydi ve hiç izlenecek bir yanı yoktu. Ama yanıldım, yanıldık... Nokta atışı seçilmiş isimler, her birinin iç dünyası, çekinmeden çirkinleşilen kavgalar, evde kalmak için yaşanan sahte aşklar, ayrılıklar, iftiralar, karalamalar derken; artık karşımızda bir ekran fenomeni var... Kısmetse Olur, olabilecek en dişli rakibi Big Brother'a bile başını öne eğdirmişken, bu başarıyı görmezden gelmek aymazlık olacaktır...

Severiz biz kavgayı, dövüşü

Ülkemizin klâsik televizyon izleyicisi kavgayı, gürültüyü çok sever. Bunun içerisine hafiften aşk da kattın mı, tadından yenmez bir karışım elde ettin demektir. Ama bir dizinin/filmin iyi olabilmesi için nasıl sadece oyunculuklar ya da senaryo yetmiyorsa, böyle bir kargaşanın içerisinde de iyi kurgulanmış olaylar ve doğru seçilmiş isimler olmalıydı. Nitekim, Mehtap'ından, Melis'ine, Daniela'sından, Ayça'sına, Duygu'sundan, Cansel'ine, Emre'sinden, Tankut'una, Eser'inden, Serhan'ına, Murat'ından Adnan'ına doğru isimler seçilmiş, kendi özel hayatlarının dramatik ya da deşilebilecek yanlarının yanında, yaratılan kurgularla da başarılı bir iş çıkartılmıştı ortaya. 

Aman inandırıcılık arama

İlk zamanlar inandırıcılığının olmayışı benim için büyük bir sıkıntıydı. Sonuçta bir evlilik programı ve her şeyin gerçekçi olmasını bekliyorsunuz. Lâkin zamanla işin rengi değişti. Yarışmalıktan, programlıktan da çıktı hatta. Bir reality show, günlük dizi halini aldı. Her gün başka bir olay, başka bir gerilim var. Birbirlerinin yemeklerini boykot etmeler, arkadan konuşmalar, partner kapmalar derken; heyecan hep kapıda. Bu da ister istemez insanı arada sırada da olsa izlemeye itiyor. Hatta bazen öyle olaylar gelişiyor ki, birkaç gün üst üste takılıp kalıyorsun... 

Adalet mi demiştin? Gel dinle öyleyse...

Tabi böyle anlatıyorum diye, her şeyini desteklediğim sanılmasın. Haksızlıkların çokça yapıldığı da oluyor... Yarışmacıların isimleri, hayatları belki gerçek ama hiçbirisinin oraya evlenmek için gitmediğini biliyoruz. Birbiriyle kavgalı olanların, dışarıdan gelen fotolarda aslında dost takıldıklarını da görüyoruz. Evlenmeye gelen isimlerin dışarıda sevgilisi ya da nişanlısı olduğunu da...

Mesela Serhan bunlardan birisiydi. Evin en çok ilgi gören erkeğiyken, bu yükü kaldıramadı ve maço, kötü bir karakter giydi üstüne. "Ben sert bir erkeğim ve iş adamıyım" diyordu ama moda sitelerinde ayıcıklı pijamayla modellik yaptığı ortaya çıkmıştı-bu elbette kötü bir şey değil, sadece iş adamı olmakla ilintili değil-. Hatta İşte Benim Stilim'de yarıştığı da ortaya çıktı sonradan. Üzerine bir de dışarıda nişanlısı olduğu gerçeği ayyuka çıkmış, kendisine gösterilen ilgi de dibi görmüştü. Bunun üzerine yapım devreye girdi ve altın çocuklarını evde daha fazla tutabilmek için, -sözde eski olan- nişanlısını getirdiler. Kız sonra birden yarışmacı oldu ve Serhan'ın kendini affettirme mücadelesini, o aslanın bir kediciğe dönüşmesini izledik. Evet, ekranda rol yapıyordu ama karşısında gerçek hayatından birisi vardı ve çok afilli, dişli bir kadındı. Ona yalandan bile aslanlık yapmak yemezdi. Lâkin evin erkeklerinin kendine büyük rakip gördüğü Serhan'ın faturası Fatma'ya kesilince, kendisi de evden ayrılmak zorunda kaldı. Eminim böyle olacağını bilse, gelsin istemezdi. Zira hâlâ kendisini izliyor olurduk şimdi... 


Ayça meselesi de biraz böyleydi. Ama çok çirkin bir şekilde dramatize edildi. Dışarıda eski flörtlerinden birisiyle görüşmüş, vay efendim nasıl görüşürmüş! Bizim kibirli Emre, elbette böyle bir şeye gelemezdi ve kadını neredeyse namussuzlukla suçlayacaktı tüm yarışma ahalisi. Ne yapsa dinletemedi, inandıramadı. En sonunda elendi. Tekrar geri geldiğindeyse Emre çoktan yeni flörtler peşinde gezmeye başlamıştı bile. Ona da başka bir aday-Batu- geldi ve tümden koptular sonradan. Ancak aynı Emre'nin, meşk gecelerinde çekilmiş fotoları da çıktı ortaya. Eve taşındı ya da bir kişi bile bahsetti mi? Hayır. Çünkü, Serhan'dan sonra yapımın gözdesi kendisi oldu. Şimdi Hazal'la evlilik yolundalar. Zaten onların da eski sevgili oldukları söylenmekte. Yani ortada yine bir danışıklı dövüş var. Muhtemelen yarışmanın bitiminde evlenen çift de onlar olacaklar. Eğer Emre o zamana kadar, yapım tarafından korunma şansı olmadan elenmezse tabi. Mâlum daha önce yarışmacıların kameralar önünde verdiği oyların sayısını değiştirdiği bile oldu yapımın...

Kabak kimin başına patlıyor peki?

Yani  her şey güllük gülistanlık  değil. Bundan sebep, işin bir de sosyal medya boyutu var. Ateşli kavgalar, kızgınlıklar, öfkeler birbirini kovalıyor. Olay sadece ekranda değil, sosyal medyada da anında karşılık buluyor. Haliyle de yapıma sitem büyük. Kurban ise sunucu Seda Akgül... Kendisini haber sunucusu olarak tanıyorken, birden Kısmetse Olur'un her geçen hafta biraz daha fitleşen, fitleştikçe kendine cesareti gelen kraliçesi halini aldı. Edindiği özgüvenle, hali ve tavrı da tümüyle değişti. Bu durumu kontrollü idare ettiremeyince de, işin rengi değişti... Bana göre oldukça başarılı bir şekilde sunuyor programı. Yarışma içi dinamiklerini de, hangi damara basarsa nabzı yükselteceğini de iyi biliyor. Aslında sergilediği tam bir ekran matematiği ama bunu gel de yarışmacıların fanlarına anlat... Tabi tarafsız değil. Onu da açıkça görüyoruz, kimi yarışmacılara davranışlarından. Ama tarafsızlık yemini etmiş de değil. Etik olarak böyle olması şart lâkin, yapım kendini bu konuda sınırlandırmadıysa neden kassın ki o da?..

Uzun lafın kısası

Kısacası mantıkla izlemeye çıkarsanız beyniniz yanabilir, ancak keyif almaya, yaşanan gerilimlerle eğlenmeye bakarsanız da oldukça başarılı bir yarışma. Yani aslında her şey, hangi pencereden izlediğinizle âlâkalı... Yakın zamanda final yapacak deniyor hakkında. Ama açıkçası böyle bir kadroyu bir araya daha zor getirirler. Yenisini yapmaya çıktıklarında, İşte Benim Stilim hüsranı yaşamaları olası. O yüzden bu reality show tadındaki günlük diziyi gelecek sezonda da aynı isimlerle ekranda görelim derim ben.

Bitmedi...

Kısmetse Olur, içerisinde her türlü şeyi bulabileceğiniz renkli bir dünya. Bir sonraki yazıda da bu dünyanın çılgın karakterlerine tek tek değineceğim. Çoğuna da acımasızca giydireceğim. Çünkü, neden giydirmeyeyim?..

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Çalıştığım için zaten gündüz televizyon izlemiyorum. Survivor dahil hiç bir yarışma, reality show, evlenme programı izlemiyorum, sevmiyorum. Ama bu programın çoğu çiftine ve olayına ben de vakıfım sosyal medya dolayısıyla. Yazınızı da ilgiyle okudum.
    Bir de Tankut bizim şirkette çalışan birinin komşusuymuş. Evliymiş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli görüşünüz için teşekkürler. Tankut zaten reklam yüzü programın. Yakında onun da eşini yarışmacı diye getirirlerse eve şaşırmayız o zaman. :)

      Sil