14 Nisan 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Ölüyoruz...


Durağan, yer yer yoran bir bölümdü izlediğimiz. Poyraz Karayel'i izlerken, eskisi gibi tat alamadığım için oldukça mutsuzum. Yeniden eski formuna döner diye de çaresizce bekliyorum. Eğer Neşet ve yarattığı 'kötülükler' olmasa, izleme keyfinin daha bir düşeceği açık... Şu zamana kadar, dizide en iyi işlenmiş kötü kendisi. İnandırıcılık noktasında zerre sıkıntısı yok ve her geçen bölüm üzerine bir şeyler daha koyulması, karakteri daha bir öne çıkartıyor. Tabi bu yaptığı/yapmaya çalıştığı kötülükleri görmemiz için bir engel teşkil etmiyor...

53. Bölüm


Kötü karakterleri oldum olası sevmem. İzlerken de sıkılır, söylenirim. Ama bazı kötü karakterler vardır ki, kendisini izletir; büyük de zevk verir. İşte Neşet, onlardan birisi. Benim için tek kusuru Ayşegül takıntısı ve o takıntının bilemediğimiz geçmişi. Onun dışında, karakterin işleniş şeklinden oldukça memnunum. Zafer, İsmail Karayel ve Adil'in ardından tam olmuş bir kötü yaratıldı nihayetinde. Tabi yaptıkları, yapacakları ve doğuracağı sorunları düşününce de için için üzülmüyor değilim hani diğer karakterlere. Ayşegül'ü çok rahat manipüle edebiliyor mesela. Poyraz ondan hafif işkilleniyor ama diğer dertlerinden, üzerinde duramıyor. Her yere istediği gibi özgürce girip ortalığı karıştıracak adımlar atıyor, kimse işkillenmiyor. Kim böyle bir kötü olmak istemez ki? Tam olarak karda yürüyüp izini belli etmeyen cinsten. Gerçek yüzü ne zaman ortaya çıkar bilemiyorum ama o zamana kadar diğer karakterlerin çokça çekeceği var elinden. Özellikle de kendini bir şey zanneden ama hiçbir şey olamayan Sadreddin'in...


Her ne kadar Neşet'in hedef tahtasında Bahri ve -Ayşegül takıntısından beslendiği/besleneceği üzere- Poyraz olsa da, onun en büyük zararı vereceği kişi Sadreddin'den başkası değil. Kendini kullandırdığından habersiz, 'Baba' olduğunu sanan Sadreddin'in başına ne çorap örecek göreceğiz. Özellikle de Ayşegül'ün vurulmasına sebep olduğunu öğrenince sergileyeceği tepkiyi çok merak ediyorum Neşet'in. Takıntısının sert bir yansıması olacaktır herhalde. Bakalım, Sadreddin de bu son yaptığından sonra nasıl bakacak Ayşegül'ün yüzüne...

Kendi yetersizliklerini görmeden, kendini hiç yargılamadan, sırf kıskançlıktan beslenen Sadreddin, Poyraz'ı öldürseydi eline ne geçecekti gerçekten? Tamam kıskanırsın da, bu nedir? Sen öne çıkmak, kendini ispat etmek için uğraşsana? Rakibini çekip vurarak herkes galip olur. Tüm bunlar yetersizliğini daha iyi kanıtlamıyor mu? Dövün dur şimdi Sadreddin efendi... 


Ayşegül'e bir şey olacağını sanmıyorum. Başkarakterleri öldürme merakı var senaristimizin ama o kadar da uzun boylu değil... Bu Sadreddin için bir akıllanma olabilir. Pişmanlıkla, başladığı noktaya geri dönmesi için. Neşet'in gerçek yüzünü ortaya çıkartma ihtimali de yok değil. Sadreddin'in karşısına geçip de hesap sormaya kalkarsa, ta daaa! Sadreddin de bunu kendine saklayacak değil, her şey değişir ve Neşet'in kaçak dövüşü son bulur. Bu vurulmanın hastanede çekilecek iki dramatik sahne vede Poyraz'ı daha büyük bir kinle doldurmaktan başka hizmet etmesi gereken önemli bir nokta olmalı yani. Bekleyip, göreceğiz onu da...


Poyraz, bir antikahraman. İlk sezon boyu kendisini sevmememiz için elinden geleni yaptı. Bu sezon ise oldukça değişmiş ve tam bir aşk adamı olmuştu. Ama şimdi yeniden, ilk sezondaki o Poyraz olmaya başladı. Bahri'nin hapse girmesi ardından 'Poyraz Baba' olmak kolay değil de, Ayşegül'ün hassasiyetlerine de daha iyi dokunması lazım. Zamanında babasının soyadını dahi reddetmiş birisinden bahsediyoruz; sırf bu dünyanın içerisinde olduğundan. Şimdi her şeye biraz daha adapte görünüyor lâkin bu demek değil ki, Poyraz'ı sonuna kadar destekleyecek. Evet, Poyraz'ın işi çok zor Sırtındaki yük de az buz değil. Ama hiçbir şey de Ayşegül'den değerli değil. Bir yığın aforizmayı önüne yığıp da her şeyin olağan akışında devam etmesini beklemesin.

Bu konuda da ayrıca bir yakınmam olacak. Karakter ilk sezondan beri birçok aforizmayla bizi mest etmekte. Ama artık, özellikle de Ayşegül'le karşılıklı sahnelerinde bu durum sıradanlaşmaya başladı. Eskisi gibi etkilemiyor, kendisine çekmiyor. Buna nasıl bir çözüm bulunabilir bilmiyorum ama Poyraz'ın sıradan bir karaktere dönüşmeyi hak etmediği bir gerçek. O çılgın, o yenilikçi, o şaşırtan biri. Yeni kelimelerle süslenmiş, aynı tarz aforizmaları sürekli satan biri değil; en azından olmamalı...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder