25 Mayıs 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Dibe vurmak...


Kazanmanın yolu, bazen kaybetmekten geçer. Zira en dibe vurduğunda yukarıya çıkması daha kolay ve hızlı olur. Elde edebildiklerin artık daha değerlidir. Kat ettiğin mesafe kadar çok şey borçlusundur kendine ve artık eski hatalarını yapmaman gerekir. Önüne çıkan her engelde de ardında bıraktıklarından ders alman şarttır. Tıpkı bundan sonra Hülya'nın yapması gerektiği gibi...

16. Bölüm


Geçtiğimiz bölüm sonunda Kerim'i terk ettiğinde, aslında öyle yapmak istemediğini hepimiz biliyorduk. Nitekim bu bölümün başında Kerim, "Gidersen git!" dediğinde yüzündeki o ifadeyle bunu net hissettik. Evet, aslında deliler gibi Kerim'le birlikte olmak istiyor. Hep onunla kalmak, onu yaşamak istiyor ama neden sürekli ardına bakmadan giden kadın imajı çiziyor? Ne zamana kadar her dara düştüğünde bu yola başvurabilir ki? Bu sefer de tuttu taktiği ve Kerim'i kendine çekmeye başardı. Peki bir sonrakinin garantisi var mı?.. Kerim'i elinde sıkı sıkıya tutmak için gereken tek yol bu mu, yoksa Hülya'nın başka marifetleri de var mı?..


Şimdilik her şey biraz karışık. Ben Hülya'nın en ufak durumda arkasına bakmadan çekip gitmesinden hoşlanmıyorum. Hem de böylesine severken. Kerim her ne kadar şimdilerde değişmiş bir karakterle karşımızda olsa da, ilk zamanlar izlediğimiz adamın böyle bir tavra zerre tahammül etmeyeceğini unutmamalıyız. Yani yarın öbür gün, tekrar aynı şeyler yaşandığında canına tak ederse ipler tümden kopabilir. Hülya'nın artık farklı çözümler üretmesi bu sebeple şart. Suçlu olduğu her seferinde kendini haklı çıkartıyor tamam, ancak geleceklerinin kredisinden yiyor aynı zamanda...


Bu durumu bir kenara bıraktığımızdaysa, resmen şiir gibi bir 'kavuşma' sahnesi izledik. Baştan sona keyif veren, haz almamızı sağlayan bir kesitti. Artık Hülya Kerim'in, Kerim de Hülya'nın. Bundan sonra hayata da, birbirlerine de bakış açıları çok farklı olacak. En azından olması gerekir. Hülya mesela, artık Kerim'i kaybetmekten korkmamalı. Adam bildiğin kör kütük aşık. Hele Filiz, tehdidin 't'si bile olamaz. Onun tek mücadelesi Mehmet için olmalı. Kerim'i kaybetme endişesini bir kenara bırakıp, Mehmet'i kaybetmeme mücadelesi vermeli. Her ne kadar Filiz hem Kerim'i hem de Mehmet'i geri istese de, günün sonunda ikisini de elde edemeyeceğini çok iyi biliyoruz. Şimdilik kendine güveni, birden içerisine gömüldüğü servetinden geliyor. Birkaç adım daha atar ve yine başarısızlığa uğrarsa, çirkinleştiği kadar büyük bir hızla Mehmet'i kaybedecektir. Kerim'i mi? Dedim ya, onu çoktan kaybetti...


Mahir'i yeniden kazanmış olabilir mi?.. Aslında bölümün sonunda izlediklerimizden hiçbir şey anlamadım. Onun safında gözükecek ama yine Hülya'ya çalışacaksa bile durum sakat. Zira, Filiz onun bu özelliğini zaten keşfetmiş olarak geldi Türkiye'ye. Bir yerden sonra fire verir ya da bu durumdan haberdar olduğunu dillendirirse Mahir nasıl bir taktik geliştirir onu da göreceğiz. Her ne kadar şuan için her şey kaotik gözükse de, ben Mahir'in böyle bir şey yapacağına inanmak istemiyorum. Hele de anlattığı, içimize içimize işleyen o çocukluk anısı sonrası. Kardeşini çaresizlikten kaybetmiş bir adam, dostum dediği birine para için ihanet etmeyecektir. Hem de zaten onun sayesinde para içinde yüzüyorken... 


Cem ve arkadaşları meselesi de var... Mahir'in Hülya için yapamayacağı hiçbir şey olmadığının canlı kanıtlarından onlar da zira. Geçmişte ne olduğunu bilmeden, sırf Hülya istiyor diye büyük bir tehlikeyi göze alarak, adamların hayatlarını kararttı. Şimdi birden gözü dönüp de Hülya'nın hayatını karartmaz herhalde?..


Olur da tersi bir durum olursa, Filiz'in safına geçerse o zaman durum gerçekten vahim. Mâlum, ele geçirdikleri belgeler sadece bir kutudan ibaret değildi. Kerim'e kutuyu verdi ama ne Hülya'ya ne de ona çuvallardan ve içindekilerden bahsetmedi. Hadi olası kötü günler için kenarda dursun demiş olsun, eğer Filiz'le iş birliğine girdiyse o çuvallar kötü günler beklenmeden tek tek açılır söyleyeyim. Bu noktada bir muallakta kalmadım değil. Mahir'in bundan sonra nasıl hareket edeceğini gerçekten çok merak ediyorum.


Yıllarca insanları elindeki belgeler üzerinden, kukla misali oynatan Müfit'e gelirsek eğer... Biraz da Bayram onun karşısına geçip tehditler savursun bakalım. Belki o zaman anlar yaptığının nasıl bir his olduğunu. Pişman olmaz, daha da kinlenir o cepte. Ama bu sefer yapacağı her kötülüğün bir karşılığının olacak olması çok güzel. O çuvallardan da Müfit'in kirli çamaşırları çıkıyormuş sadece?.. İşte o zaman değmeyin keyfime. Sömürsün dursun Mahir, onu da Zeynep'i de...


Bayram'ın ve ailenin geri kalanın rahat bir nefes almasıyla rahatladık, evet. Ama unutmamamız da gerekiyor ki, Bayram da düzgün bir adam değil. Aslında büyük bir yanlışa rahatladığımız da ortada. Lâkin seviyoruz işte Bayram'ı. Ne ona ne de diğerlerine bir şey olsun istemiyoruz. Bakalım gelecek bölüm itibariyle bu konu nasıl ilerleyecek...


Deli gücü gelmiş Kaya misali bir hızla yazdım bu sefer bölüm yorumunu. Zira belirtmem gerekir ki, izlediğim en iyi Hayat Şarkısı bölümlerinden birisiydi. Gelecek haftadan itibarense daha tehlikeli bir halde kendileriyle uğraşmaya başlayacak Filiz'e karşı, Hülya ve Kerim nasıl bir mücadele verecek göreceğiz...

Beklenen Kral

5 yorum :

  1. Yalnız Cem in arkadaşlarindan alınan intikam çok hızlı gecilmedi mi sizce de? Iki haftadır bahsi geçiyor acele etme diyor Hülya acılı olsun diyor sanki sahne sönük kaldı biraz. Operasyonu bile tam izleyemedik bilmiyorum bana mı öyle geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısmın biraz aceleye getirildiğini ben de düşünüyorum. Ama konunun böylece kapanacağını da açıkçası sanmıyorum. Bu insanlar suçsuzlukları ortaya çıktığında peşine düşerler herhalde bu işi başlarına saranın. Böylece kalacaksa, fena...

      Sil
  2. Gördüğümüz en güzel aşk/ kavuşma sahnelerinden biriydi gerçekten şiir gibi demekte çok haklısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan izlerken hayret ediyor.. Ne estetik, ne gerçek çekmişler. Şimdi Cem Karcı bir de sansürsüz halini yayınladı. Resmen döktürmüşler. İnsan hep böyle iyi oyunculuklar görmek istiyor.

      Sil
  3. Bence de Cem'in arkadaşlarına yapılan operasyon çok sönük işlendi. Sözlü değil ayrıntılı sahneler bekliyordum ki, Mahir'in plan üzerinde ne kadar ince çalıştığını dakikalarca göstermişlerdi. Olmadı böyle...

    YanıtlaSil