26 Mayıs 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Baba olmak...


Kazanmak da kaybetmek de insana dair. Mücadele ettiğin sürece ayakta kalabileceğin bir dünya düzeni içerisinde, kazanmaya mı odaklanmalı yoksa sadece yaşamaya mı; orası da muamma işte... Ölümden, öldürmekten kaçan düşmanının dibine dibine girerek mücadele mi etmiş olursun peki? Yoksa bildiğin salak mı?.. Nedir mücadeleyi kabul edilebilir kılan?..

59. Bölüm


Bahri izlediğimiz ilk bölümden beri, baba gibi baba bir imaj çizmekte. Birkaç kez falsosunu gördük ama hepsinin kendi içerisinde mantıklı birer açıklaması vardı. Onu böylesine 'baba' yapan bu bozuk düzenin, diğer herkesi dayılanmaya ittiği gerçeği ortadayken; nereye kadar sakin kalabilir ki? Sevdiği kadının yanına gelmiş caka satıyorsun. Bir şeyler gönderip, varlığını hatırlatıyorsun. Her an gözünü üstlerine dikip, rahatsız ediyorsun ve onun 'baba'lığına güvendiğin için bunu yapıyorsun. Biliyorsun çünkü başkası olsa çoktan sıkar kafana... Aaa bu arada Bahri de sıktı kafasına değil mi böyle bir dangozun? Ne oldu da peki, o 'baba' figürü karısının yanında cinayet işleyecek kadar dellendi?


Bahri'nin olaylar karşısında olabildiğince sakin kalmaya çalıştığı malumunuz. Her zaman en doğru yolu seçmek için mücadele eden bir karakter. Çok büyük paralar kazanabilirken, uyuşturucuya açtığı savaş bile onu gözümüzde devleştirmek için en güçlü nedenlerden. Bu bölüm işlediği cinayet de, biraz "geliyorum" demişti zaten. Zira kendisi tehdit etmez, uyarır. Ya söylediğini yaparsın ya da bedelini ödersin. Bizim çakma mafya babasının başına da bu geldi. Bahri şehri terk etmesi için uyardı. Şans tanıdı ama gitmedi. Yetmedi, Despina ile yemeğe çıktıkları restorana gelip rahatsız etti. Masaya bir şeyler gönderdi, "Bak buradayım, senden korkmuyorum" dedi ve sonunda Bahri'yi çizgisinin dışına çıkartmayı başardı. Onun bir şey yapmaz nasılsa diye güvendiği 'baba' halini konuşturdu yine aslında. "Sen babanın sözünü dinlemezsen, başına neler neler gelir de bilemezsin" demeye getirdi ve sıktı kurşunu. Sonra da onu öldürmeden biraz önce tüm müşterilere de dağıttırdığı helvayı yedi. Afiyet olsun baba... 


Böylesine karakterli kötülerin de olduğunu bilmek iyi geliyor insana. Kötü ama kötülükle mücadele eden bir kötü. Keşke herkes Bahri gibi olabilse. Birazcık feyz alabilse. Mesela Neşet de... Ama onun ne feyz almakla ne de başka bir şeyle işi olmaz. Onun takıntısı haline getirdiği Ayşegül'ü ve yeni bir krallık kurmasını sağlayacak uyuşturucu düzeni var. Başkasında da gözü yok. O ikisi zarar görmesin diye dünyayı yıkabilir sadece. O kısmı ise biraz can sıkıcı. Zira bir takıntısının ucu dönüp dolaşıp, diğer takıntısına takıldı... 


İhsan'ın başına gelenler zinciri öylesine eğri ama bir bütün olarak bakıldığında da öylesine doğruydu ki, Neşet Ayşegül'le ilgili gerçeği öğrenemeyecek ve İhsan da ölecek sandık. Sevdiği kadınla yat macerasına açılmışken, son anda ölüm fermanını imzaladığı adamla konuşası gelen(!) Neşet'in bu hamlesiyleyse yıkıldık... İhsan yine kurtuldu, topun ağzınaysa Ayşegül kondu. Gelecek bölümde ne olur bilemiyorum ama Neşet'in Ayşegül'e bir şey yapabileceğine inanmıyorum. Yapacak olursa da, Poyraz atladığı gibi bir yata çoktan yola çıkmıştır bile. Kurtarıverir onu. Bakalım, neler olacak gelecek hafta o konuda...

Neşet'in de Ayşegül'ün gerçek plânını öğrenmesi, savcı Hakan'ın herkesi hiçe sayan plânlarının sona erecek olması açısından önemli. Bence bunu bildiğini Ayşegül'den saklamasına hiç gerek yok. Ayrı bir karaktersiz çıkan Hakan'ın her şeyi kendi başına çözme zamanı geldi bence. İstediği kadar da tehdit etsin, hukuksuzluğu şiar edinmiş birisine en büyük cevap yine hukuksuzlukla verilir haliyle. Bahri ona pabuç bırakmaz...


Geçtiğimiz bölüm geçirdikleri trafik kazasından sonra, çok çok Begüm'ün başına bir şey gelebileceğini düşünüyordum. Nitekim öyle oldu. Ölmedi ama ölmekten daha beter bir sorunla karşı karşıya. Yüzünde oluşan çiziklerin bundan sonra hayatını negatif anlamda etkileyeceği açık. Karakter için de, kırılma noktası olacaktır. Bu kırılma ne yönde kendini gösterir onu ise kestiremiyorum. Daha fazla fevri, daha çok can yakmak isteyen birisine de dönüşebilir. Begüm bu, tahlil etmesi oldukça zor. Bakalım, başına gelen bu olay onu nereye götürecek... Bu arada yüzünü gören Begüm'ün ruh halini şahane bir şekilde yansıtan Şebnem Hassanisoughi'ye kocaman alkış...


Bekledik, bekledik; yer yer ümidi de kestik ama sonunda barıştı, Poyraz'la Ayşegül. Hem de ne barışma, kameraya müdahale edecek kadar kendilerinden geçtiler. Sonuç mu? Yakında yeni bir küçük Poyraz haberi alırsak şaşırmam...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Ayşegül ile Poyraz sahnelerinin güzelliği diyorum...

    YanıtlaSil