8 Haziran 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Gerçek sanılan yalanlar...


Sonuçta her şey insanlar için. Kazanmak da, kaybetmek de. Gülmek de, ağlamak da. Güvenmek de, güvenilmez olmak da... Şimdiye kadar bildiğin tüm gerçeklerinin yalan olduğunu öğrendiğin bir kişiye karşı ne kadar sakin kalınabilirse o kadar sakin kaldı aslında Hüseyin. Büyük bir tepki göstermedi. Bağırmadı, çağırmadı. Elinden tutup kapıya koymadı Hülya'yı. Ama derler ya, "Bir baktı ki, çekse vursa canım daha az acırdı" diye; aynen öyle oldu. Hüseyin hiçbir şey yapmadı ama bölüm boyunca öyle nefretle baktı ki, binlerce şey yapmasına bedeldi her biri...

18. Bölüm


Kabul etmemiz şart ki, Hüseyin çok haklı. Hülya'ya karşı birden duvar örmesi şaşılacak ya da ayıplanacak bir şey değil. Kaç kere Almanya'ya gitti, her seferinde karşısında hamile bir kadın vardı. Ve şimdi hepsinin bir oyun olduğunu öğrendi ki, yerine kendimizi koyalım daha sert tepki verebilirdik de. Ama hepsi bir yere kadar. Eşiğin bir de öbür tarafını bilmek, durumu anlamak ve ona göre hareket etme doğruluğunu göstermek var. Hüseyin de bunu yapabilecek birisi çok şükür. Kerim'in konuşması, Hülya'nın içerisinde olduğu durumu anlamasını sağlamasıyla en azından kimseye bir şey söylememek noktasında mesafe katedildi. Ancak, Zeynep'in Cem'in ağzından aldığı gerçeklerin ardından ben bile oturduğum yerde kaskatı kesildim!.. 


Öğrendiğin diğer gerçeklerin üzerine bu biniyor ve bu zamana kadar hakkında bambaşka düşündüğün insanın, aslında büyük bir oyuncu olduğunu öğreniyorsun. Yıkılırsın, kırılırsın, incinirsin. Yetmez, hesap sormak istersin. Ben de bunu bekledim. Hüseyin'in o sinirle Hülya'nın karşısına çıkıp bağırıp çağırmasını ve bu sefer ipleri tümden koparmasını izleriz diye düşündüm ama o da öyle olmadı. Geçtiğimiz bölüm yorumumda bahsettiğim gibi onu durdurabilecek tek kişiye gitti; Melek'e. Onun Hüseyin'in söylediklerine karşılık olan biten tüm gerçekleri haykırma girişimiyse enfesti. Aynı zamanda da bu, büyük bir fren oldu Hüseyin'in kini için. Hülya'nın çocuk meselesinde neden öyle davrandığını anlayabilmek, aslında göründüğünden çok da farklı olmadığını ama şartların onu buna ittiğini kavrayabilmek için kullanılacak bu gerçekler. 


Hülya'ya artık kinle bakmayacağının göstergesi bu. Ona eskisi gibi davranmasının yolunu açacak bir gelişme. Tabi gelecek bölüm fragmanında gördüğümüz gibi Cem'in defterini dürmeye gittiğinde çekip de silahı vurmazsa onu iyi olur. O sıkılan kurşun, başka bir yere isabet etsin ve Cem'in gözünü korkutsun kafi. Zeynep'in önünü de babası üzerinden keser herhalde. Yoksa onu durduramaz hiçbir şekilde...


Filiz'in hamleleri bu zamana kadar hep küçük ve zararsız oldu. Lâkin devreye Nurgül'ün girmesiyle, Hülya için rahat nefes almak artık mümkün değil. Başındaki tek dert, Hüseyin'in her şeyi Bayram'a ve Süheyla'ya anlatması değil; başındaki asıl dert Nurgül'den başkası değil... Şimdi Kerim'e iftira attırdığı kızın peşinde. Ve buldu da izini. Eğer kıza para verip de konuştururlarsa, hiçbir şart altında kurtaramaz paçayı Hülya. O zaman, şimdi olduğu gibi Kerim yanında da olmayacak. Aksine, birden en büyük düşmanı kesilecek ve olacakları tahmin etmek de imkansızlaşacak... Hülya, Nurgül'ün ipini çekme girişimlerine kısa zaman içerisinde başlamalı. Yoksa günün sonunda kolundan tutulup kapıya konmaya bile duacı olabilir. Zira bu işin ucunda hapis var...

Bundan sonraki süreç kaotik. Hüseyin'i aşsak bile Hülya'nın dertleri daha yolun başında. Yokuş aşağı hepsi birlikte inmeye başladığında, durumu nasıl toparlar orası da muamma. Tabi olayların ileri derecede dramatikleşeceğini sanmıyorum. Hülya için dert olan her mesele, birileri ya da bir şeyler aracılığıyla kısa sürede çözüme kavuşuyor. Sonuçta bir baş kahramandan bahsediyoruz. Bu şartlarda başına ne kadar ağır şeyler gelebilir ki? Ama bu Hayat Şarkısı, yazan da Mahinur Ergun; o kadar emin olmamak mı lazım ne?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder