1 Haziran 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Rus ruleti


Bir adım sonrasını düşünmek bazen cesaret ister. Zira atacağın adımın zararını da, sana dokunacak yaranı da ölçüp tartmışsındır. Düşünmeden hareket etmek ise tam bir Rus ruleti. Ya şansın vardır ya da yoktur. Yüzmeyi bilmediğin halde okyanusun tam ortasına düşmüş gibi kalakalırsın öyle. Kazandım zannetsen bile, aslında sadece geçici bir zaferdir seninki. Elbet hakkı olana teslim olunur, hak ettiği...

17. Bölüm


Böyle bir giriş yazdım diye sanmayın ki, kastettiğim Hülya. Değil, alakası bile yok. Filiz ve Zeynep'ten bahsediyorum... Ölen üvey babasının mirası kendisini nasıl hipnoz ettiyse, büyük bir yanılgı içerisinde Filiz. Hazıra dağ dayanmayacağından haberi yok belli ki. Buna güvenerek yaptığı her şeyin bir zaman sonra eline yüzüne bulaşacağındansa eminim. Fütursuzca para harcadığı kısmı Nurgül tarafından boşuna dillendirilmiyor bence. Bir zaman sonra bugünkü söylemler, "Bak sana demiştim!" olarak geri dönecek gibi. Geldiğine geleceğine, her şeyi ve herkesi birbirine kattığına pişman olacak da, bozulan dengeler nasıl toparlanacak peki?.. 


Mehmet'in sırrını bilenler Hülya, Kerim, Mahir, Filiz ve Nurgül'dü. Gelecek bölümden itibaren listeye Hüseyin de dahil oluyor ve fragmandan görüldüğü üzere bu sırrı ortaya çıkarmaya da çok hevesli. Eğer gerçek ortaya çıkarsa Hülya'ya olan güven, ilgi yerle bir olur. Bu bölüm hafiften kaynanalığa başlayan Süheyla'nın çok net tavır koyacağından ve Filiz'in tarafını tutacağından eminim. Bayram'ın aynı tavrı sergileyeceğini sanmıyorum ama bundan böyle eskisi gibi Hülya'yı-Müfit meselesini halletmiş olsa bile- el üstünde tutar mı muamma. Yani, eğer Hüseyin ağzını açarsa ne Filiz'in ne de Zeynep'in artık bir şey yapmasına gerek yok. Hülya harlı bir ateşin içerisine çekilmiş olur zaten. 


Peki Hüseyin söyler mi?.. Hiç sanmıyorum. Hiç kimse durduramasa, Melek durduracaktır onu. Ama sussa bile Hülya'ya olan tavrı 180 derece değişim de gösterecektir. Anlayacağınız Filiz bir geldi, pir geldi. Eninde sonunda kaybeden olacak ama beraberinde bataklığına da Hülya'yı çekmek için elinden geleni yapacak. Bir sahne bile yetti bu mesaj için. Hülya'nın tek şansı, ağzının iyi laf yapması. Onun için ters giden her şeyi lehine çevirebilecek tek şey şuan için o...

Gelelim Zeynep'e... İyice ne istediğini bilmez, tümden kendini de bilmez bir karaktere evrildi. Tamam, kendi içerisinde haklı. Aldatıldı, terk edildi, boşanma davası açıldı ama bunların hiçbirisi durduk yere olmadı. En başından tek ayağı sakat bir evlilikti onlarınki. Hiç bir zaman gerçeğe dönüşmeyecek bir hayâl. Zeynep bunu bir türlü kabullenemedi diye suç Hüseyin'in mi? Hem ne demek ailenin oturduğu eve kadar istemek? Bayram'ın da dediği gibi, oldu olacak holdingi de üstüne yapsınlar. Onunla bile yetinmez tabi kendisi... Onu durdurabilecek tek şey, babasını hapiste daha uzun süre tutacak bir kumpasın devreye sokulması ve bununla tehdit edilmesi. Müfit dışında hiçbir sebeple duracağa benzemiyor çünkü. Hüseyin ve Melek'in fotoğraflarını çektirmiş olsa da, hiç bir hakim onca uçuk isteği kabul etmez. Ve etrafa saçtığı zehir, sonunda en çok da kendisini zehirleyecek. Tıpkı Filiz gibi, belki koştuğu sürece iyi kazıklar atacak ama eninde sonunda nefes almak için durduğunda da yerle bir olacak. Ki, beter olsun...


Hülya'nın her hafta hayatı biraz daha zorlaşırken, Filiz tehdidinin geldiği boyutlar elbette korkutucu. Korktukları başına bir bir gelirken, nereye kadar sağlıklı düşünüp hareket edecek onu da hiç bilemiyorum. Bu süreçte en büyük şansı, Kerim. Tabi o da eğer bir gün, okulda yediği büyük iftiranın azmettiricisinin Hülya olduğunu öğrenirse vay haline. Yapa yalnız, bir başına mücadele eden bir Hülya görmeye henüz hazır değilim efenim... Her şeyin tepe taklak olması için erken. Her şeyin birden ortaya çıkıp, onu büyük bir cendere içine hapsetmesi de biraz haksızlık. Fazla empati yapıyorum muhtemelen ama düşününce, Kaya'dan farksız bir Hülya olmayacakmış gibi geliyor en sonunda. Ve bunu istemiyorum... Bakalım neler olacak gelecek haftalarda...

En sevmediği isimlerin başında gelen Kaya'ya bile böylesine derin merhamet besleyebilen, kanını taşımadığı çocuk ağlıyor diye hüngür hüngür ağlayan bir kadın; sonunda affedilmeyi hak ediyor bence... 


Mahir'in saf değiştirmediğini öğrendiğinde içinin rahatlaması ama bir türlü Filiz'in safında görünmesini kabullenememesi kısmına gelirsek, bence çok içtendi. Kim, en yakın dostunu düşmanının safında görmek ister ki? Filiz, Mahir'den intikam almaya geldi ama şu sıra, Nurgül yalnızlarken bile onun en iyi arkadaşı olduğundan bahsetmekte. Eğer durum kendi içinde de böyleyse, Mahir'in uyguladığı taktik dahiyane. Kaleyi içten fethetmek gibisi yoktur neticede...

Başından sonunda sıkılmadan izlediğim bir bölüm daha geçti bitti. Hülya için endişeleniyorum ama yaşanacak gerilimler adına heyecanlanmıyor da değilim. Bakalım, bundan sonra mücadelesi daha nasıl katmerlenecek ve her bir parçası yüreğimize nasıl işleyecek?..

Beklenen Kral

4 yorum :

  1. Hülya nın ne yapıp edip sonunda gönlümüzü kazanması... ben de Mehmet in ağladığı sahnede aynı şeyi düşündüm. O çocuğa nasıl güzel annelik yapıyor, bir yandan da Hüseyin bunları hiç görmedi mi ki dediğiniz gibi bu kadar hevesli bu sırrı ortaya çıkarmaya? Diğer yandan senaryo nasıl gelişir bilmiyorum ama Filiz, Zeynep ne yaparsa yapsın, Hülya ya karşı kazansalar da ben bir tek Mahir in Hülya ya ihanet ettiğini görmek istemiyorum. Onun "o benim en yakın arkadaşım" derken ki içtenliği yeter.. bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz Mahir ne yapar bundan sonra?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahir'in tavrı net, Hülya'yı bırakmaz bu saatten sonra asla. Şimdi Filiz düşünsün. :)

      Sil
  2. "En sevmediği isimlerin başında gelen Kaya'ya bile böylesine derin merhamet besleyebilen, kanını taşımadığı çocuk ağlıyor diye hüngür hüngür ağlayan bir kadın; sonunda affedilmeyi hak ediyor bence"... bu cumleyi coook sevdim

    YanıtlaSil