2 Haziran 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Akıllı bir delinin bitmeyen oyunları


Düşmanının nasıl biri olduğunu bilmen çok önemlidir. Ona göre kendini koruman, ona göre hareket etmen şarttır. Düşmanına göre hareket etmiyor ve her seferinde bir yenilgiyle karşılaşıyorsan da, suçu onda değil kendinde araman gerekir. Tıpkı Poyraz'ın yapması gerektiği gibi. Evet henüz daha yeni, Neşet'e gerçek yüzünü kabul ettirdi. Ama bu zamana kadar yapmış olduklarını düşünmesi bile, olan biten her şeyi birçok açıdan değerlendirmesi ve ona göre hareket etmesini gerektirirdi.

60. Bölüm


Neşet'in akıl sağlığı çok yerinde olmasa da, zeki biri. Atacağı her adımın bir sonrasını düşünüyor ve her seferinde sonunda galibiyeti kendi hanesine yazdırıyor. Böylesi bir insanla mücadele etmesi, diğer herkesle mücadele etmesinden daha zorlu kabul etmeli ki. Hele küçük görüyorsan, işin iki kat daha zorlu. Zira sen onun tırnağının ucuna zarar verdim diye sevindiğin sırada o, senin parmağını kopartmış götürüyor olabilir... Poyraz'ın bu yönüyle Neşet'i bundan sonra iyi analiz etmesi gerekmekte. Daha akılcı davranması ve onun gücünün farkına varması şart. Onu ve aklını yok saydıkça, daha büyük yenilgiler alması kaçınılmaz çünkü. Beceremiyorsa da ipi tümden Bahri'nin eline versin. O Neşet'in dilinden de aklından da anlar. İnsan bazı zamanlar yenilgiyi de kabul etmeli sonuçta...


Aysen Berk'in, kendisini Almanya'ya geri gönderen bizimkilere yaptığı iyilik paha biçilemezdi. Lâkin, kasayı açtıktan sonra Neşet deftere nasıl baktı ki o notla hiç karşılaşmadı anlamadım. İhsan'ın telefon meselesinde de böyle oldu. Şoförü, İhsan için "telefonu size getirmem için işaret etti ben de getirdim" dedi ama o "Acaba neden telefon bu kadar önemli?" diye düşünüp de karıştırmadı bile içini. Zekasının duraksadığı noktalar sanırım bunlar? Zira yok öyle değilse, ortada büyük bir tutarsızlık var. Karakterin büyük bir hin olduğunu düşündüğümüzde, başka bir argüman kalmıyor elde. Bakalım bundan sonra zekasının sınırlarını ne kadar zorlayacaklar...


Ayşegül'ün başına gelmeyenin kalmadığı mâlumunuz. Bunun sebebi de genelde başına buyruk hareket etme ya da başına bir şey gelmeyeceğini düşünmesinden. Bu sefer daha çok savcı Poyrazların nerede saklandığını biliyor sanmasın diye yalnız takıldı ama şahsen sonunda o helikopterde görmeyi beklemiyordum onu. Hakan "Ayşegül'ü getir" dedi, amir getirmeye gitti. O ara ne oldu da Ayşegül'ün son durağı helikopter oldu şuan için muamma. Gelecek bölüm flashback marifetiyle aydınlatılır sanıyorum. Ve tabi, Rusya'ya ya da başka herhangi bir yere gideceğini sanmıyorum. Neşet bence bunu yapmaz. Yaparsa da Ayşegül'ü tümden gözden çıkarmış demektir. Zorla kendinin olmasını isteyecek kadar gözünün dönmesi de iyiye işaret değil. Bunun Poyraz'ı cezalandırmak ile ilgili olan kısmı bu kadardı, alıp giderse işin rengi tümden değişecek yani...


Dördüncü bir Poyraz dönemi görür müyüz peki? Neden olmasın? Lâkin bunu nasıl yapacağı kısmı biraz karmaşık. Gidişattan Neşet'i uzun vadede, bir sonraki sezon da dahil alt edemeyeceğini anlamak hiç zor değil. Elde rafine bir kötü var ve uzun zaman kullanılmak istenecektir. Poyraz'ın geçireceği evrim, Neşet'e ne yaparsa yapsın büyük hasar vermeyecek demek bu. Sonuç olarak bir evrime gerek yok yani. Hem geçirdiği hiçbir evrimin bir işe yaradığını görmedik şimdiye kadar. Hepsi beraberinde yarardan çok zarar getirdi neticede...


Ha birinden intikam alacaksa o, Hakan'dan başkası değil. Gücünü, Sema'ya olan kinini dışa vurmak için kullanan o malın suçu zira Ayşegül'ün helikopterde olması. Onun ipini çekecek kişi de Sema olacak. O evi ziyaret, o öpücük hep bir sonraki adım içindi. Muhtemelen öpüşmeyi birine fotoğraflattı ve bundan sonra mallık sergilemesine engel olmak için kullanacak bu kozu. Hakkı! Sema ile arasında bir şey olması ihtimaline olur gözüyle bakıyordum birkaç hafta önce ama adamın böylesi mal çıkacağını tahmin edemedim ne yazık ki. Uzak olsun...


Yazının başında düşmanına göre hareket etmek gerektiğinden bahsettim ya hani; yine öyle bir mevzu geçti bölümde. Songül'ün baş aktör olduğu bir mevzu... Begüm bu zamana kadar alt etmeye çalıştığı hiç kimseye benzemiyor ancak o inatla bunu anlamıyor ve son kertede böğrüne saplanan bir bıçakla kaldı ortada öyle... Bundan böyle Begüm'le değil savaşmak, adını bile anmak istemese yeri. Peki yapar mı? Asla. Yine bildiğini okur ve yine zararlı çıkan kendisi olur...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder