28 Temmuz 2016 Perşembe

Aşk Laftan Anlamaz: Aşkın dile gelemeyişi...


İnsanın aşktan kaçabilmesinin ne kadar zor olduğu mâlumunuz. Platonik de olsa hisleriniz, engelleyebilmeniz de, kalbinizi susturabilmeniz de imkansız. Hele aşık olduğunuzu kabul etmemek gibi bir hataya düşüyorsanız, yandınız. Aşk ateşi daha güçlü içine çeker sizi, daha çok yakar, daha çok terletir. Tam da Murat'ın içerisinde olduğu durum gibi. Aşktan dört dönüyor ama asla belli etmek taraftarı değil düşüncelerini. Kalbi kor olmuş yanıyor, o öylece durmuş sadece tavır yapıyor...

5. Bölüm


Görünürde öyle olmasa da, kendi içinde zorlu bir çocukluk geçirmiş Murat. Annesini henüz küçücükken kaybetmiş ve babası zaman kaybetmeden yeni bir eş bulmuş kendine. Babaannesi olmasa, sonu kimsesizler yurdu bile olabilirmiş aslında. Derya'nın ona karşı bitmek bilmeyen o nefretinin çocukluk boyutunu düşünüyorum da, iyi ki Azime varmış gerçekten. Ve iyi ki Doruk olmuş sonra da. Onlara tutunmuş, Murat'ın yaşamı daha kolay hale gelmiş. Babası noktasındaysa oldukça nötrüm, bana çok vurdumduymaz geliyor çünkü. O yüzden Murat'ın bugünkü ruh halini, hareketlerini, tavırlarını çok keskin yargılamak taraftarı değilim. Evet, yer yer suyunu çıkarttığını düşünüyorum ama kabuğuna saklanmak istemesini de anlayabiliyorum. Kibirli tarafından biraz şikayetle, artık Hayat'ı benimsemesi gerektiğine de inanıyorum...


Romantik komedilerimizin olmazsa olması, her birinin içerisinde birer romantik prens barındırmasıdır. Bu da genellikle birçok başka diziyle kıyaslanmasına sebep olur, o yapımın. Murat da biraz böyle bir 'romantik prens'. Her ne kadar şimdilik bunu sadece bize kapalı kapılar ardında gösteriyor olsa da, Hayat'la bir birlikteliğe başladıklarında işin rengi değişecektir. Tabi işin içerisinde büyük de bir yalan olduğundan, her şeyin bir zaman sonra arapsaçına dönmesi de olası. Mâlum, romantik komedilerimizde 'zorunda kalınan' yalanlar da oldukça meşhur. Anlayacağınız Hayat'ın çokça çekeceği var. Hem içerisinde olduğu büyük yalandan hem de Murat'ın değişken ruh halinden. Büyük bir aşkın içerisine çoktan düştüler lâkin, tüm bunlar onları yan yana ve mutlu görmemiz için engel. Tek çare, Hayat'ın mücadeleden hiç kaçmaması olacaktır. Murat'a kalsa, bir saniye dahi düşünmeden çekip gitme huyu var çünkü...


Hayat'ın tek derdi Murat ve yalan da değil zaten. Öyle bir annesi var ki, düşman başına desek yeri. Tam gitti, bizi dinledi senaristler diye sevindik; hop bu bölüm geri geldi. Bu sefer de tek derdi, Hayat'ı evlendirmek ve evlenmesi de uzunca süre mümkün olmadığından bu sefer tümden kalıcı olacak gibi. Başta Hayat olmak üzere, hepimize bolca sabırlar gerçekten...


Dizide bir türlü kanımın ısınamadığı (Derya ve Didem benim için etkisiz eleman olduklarından saymıyorum bile) diğer karakter ise Kerem. Kimse kusura bakmasın ama ilk bölümden beri İpek'e yaptığı bildiğin taciz. Hakkındaki her şeyi öğrenme, her gittiği yerde bitme hali de komik değil, trajik. O sebeple, İpek'le Kerem aşkına katlanmam bir süre oldukça zor olacak. Çünkü bunun normal hayattaki bir örneğinin sonu, ölüm dahi olabilir. Takıntı derecesindeki davranışlara da aşk demek pek doğru değil. Karakterin rotası bence en başından çokça yanlış çizildi. Bu bölümdeki durumu düzeltme çabası da boşaydı o yüzden. İpek dizideki en aklı başında karakter ve Stockholm Sendromu benzeri bir aşka sürüklenmesini izlemek oldukça can sıkıcı. Keşke Kerem'e düzgün bir rota çizilseydi bu aşkta...


İpek-Kerem aşkını benimsemek dediğim gibi zor olacak ancak, Hayat-Murat aşkından sonra beni en çok heyecanlandıran diğer aşk Aslı-Doruk aşkı... Birisi olabildiğince saf, diğeri çapkın ama bir o kadar da yumuşak kalpli. İkilinin nasıl maceralara sürükleneceğini çokça merak etmekteyim. Aslı, Doruk'u yola getirirken eminim oldukça da eğleneceğiz. Yalnız Derya tam bir cadı kaynana olur da, Aslı'nın ömrünü yer söyleyeyim... 


Keyifli bir bölümdü izlediğimiz. Her geçen hafta dizinin biraz daha açıldığını ve daha keyif veren bir hâl aldığını düşünüyorum. O sebeple, söz konusu kusurlar oldukça küçük yer tutuyor zihinde. Tabi Hayat-Murat sahnelerinin kesinlikle arttırılması lazım. On sahnenin dokuzunda da birbirleriyle didişmesinler çok rica edeceğim. Bir de, Tuval... Şahane biri ve fenomen olmasının önündeki tek engel karakterin iyi kullanılmaması olur. Onun üzerine de biraz eğilsek fena olmaz yani...

Bakalım aşk, ne zaman dile gelecek?

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder