15 Temmuz 2016 Cuma

Yüksek Sosyete: Ey senarist!


Kaçmak istediğin hayatın çemberiyle sarılıysa etrafın, ne kadar mücadele edersen et kurtulamazsın. Hep bir yandan çekiştirilir durursun ve bazen adım atacak gücü dahi bulamazsın. Nereye kadar inat edebilirsin ki zaten? Bir sonu olmadığı açıkça görülen mücadeleden zaferle ayrılmayı nasıl beklersin?.. Gerçekten zorlu sorular ve Cansu için birer gerçekten ibaretler. Uğursuz diyip, dibinden ayırmak istemeyen annesinin yaptığına akıl sır ermiyor gerçekten...

4. Bölüm


Ben Süreyya'nın ne yapmak istediğini anlamıyorum. Bulduğu her fırsatta aşağıladığı, nefret eden gözlerle baktığı, bir gıdım huzuru çok gördüğü Cansu'yu sırf bunları doya doya yapabilmek için yanında tutmak istiyor olamaz değil mi? Bu kadar da değil. Peki bu değilse sebebi, ne?.. Sırf rahmine düştüğü ve dokuz ay on gün sonra doğduğu için 'uğursuz' dediği kızından gerçekten ne istiyor olabilir? Bir kişi eğer uğursuzsa onu yanında tutmak istemezsin. Ama sen dibinden ayrılmasını istemiyorsun Cansu'nun. "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" demezler mi adama o zaman?.. Süreyya gerçekten garip bir anne. Anlaşılması güç. Evet, kocası sebebiyle zor bir hayatı var. Aldatılıyor, buna ses çıkartmaması isteniyor. Aşağılanıyor, sessizce dinlemesi bekleniyor. Ama kendi cehennemini sırf doğduğu için Cansu'ya neden yaşatıyor? Neymiş, o doğduktan sonra Metin başka kadınlara gitmeye başlamış. Yahu adamın gözü dışarıdaysa, bunun doğumla ya da Cansu ile alakası ne? Hem kız yakana mı yapıştı, "Beni doğur!" diye?.. Uğursuz olan tek şey, Süreyya'nın hastalıklı düşünceleri. Ve bu düşünceleri zihninden def etmediği sürece huzur görmesi de, vermesi de imkansız.


Ne kadar çok soru cümlesi kuruyorum değil mi? O kadar anlaşılmaz nokta var ki Süreyya'ya dair insan içinden çıkamıyor. Cansu her zaman sessiz sakin bir kız olmuş. Büyümüş, değişen bir şey yok. En azından buna değer vermeli Süreyya. Ama yok. O uğursuz ve hep de öyle kalacak... Eline ayna tutuşturmak lazım kendine de biraz bakması için. Şimdiye dek,  ne kadar çok sessiz kaldığının nişanesi olan, ağzına kadar dolu mücevher kutusunu Metin'e vererek kurtulamaz vicdanındaki yükten. Eğer gerçekten huzur bulmak istiyorsa, en başta hayatı Cansu'ya cehennem etmekten vazgeçmeli. Peki vazgeçer mi? O yönde bir belirti hiç yok...


Cansu'nun böylesi bir çember içerisinden kaçma mücadelesi ise alkışlanacak cinsten. En azından pes etmiyor. Yahu koskoca şirkette Cansu'nun payı yok düşünebiliyor musunuz? Bu nasıl anne-baba? Siz böyle yaptığınız kızdan nasıl sadakat beklersiniz? Nasıl bir cürret ya bu? Gerçekten garip... Cansu için çıkış yolu Kerem'den başkası değil. O çok net görülmekte. Ama aynı zamanda Kerem'le bir aşka yelken açmalarının çok zor olduğu da görülmekte. Senaryo bu yönde hiç umut vermiyor. Evet, aralarındaki engeller aşılıyor ama doğrudan birbirinden uzak duran bir ikiliye engel koysanız da koymasanız da fark etmez zaten. Dördüncü bölüm boyunca kaç kez yan yana gördük ikiliyi? Beraber toplasan üç dakika sahneleri yoktu. Olanda da, Kerem'in evleneceğini öğrenen Cansu'nun triplerini izledik durduk. Artık daha fazla yan yana sahneler yazılmalı bana sorarsanız. Artık bazı mesafeler katedilmeye başlanmalı...


Şirin geçtiğimiz bölüm aşırı 'meraklı' bir gelin adayına büründü, bu bölüm ise tam bir şeytana bağladı. Herhalde birkaç bölüm sonra elinde testere ile Cansu'yu kovalar halde falan izleyeceğiz. Tamam Kerem'in onunla bir birliktelik düşünmemesi için böylesi gerekiyordu da, bu biraz fazla keskin oldu gibi. Tabi Kerem'in evlenmek istemediğini söylemesi çözüm değil. Onu izlemeye devam edeceğiz muhtemelen. Hatta Cansu'nun karşısına çıkıp, Kerem'le olası birlikteliklerini daha da baltalayacaktır. Ve biz yine kavuşamayan bir çift izlemiş olacağız. Adıyla müsemma olmayan Şirin'den çekeceğimiz var anlayacağınız. Ece'nin platonik aşkı bitti, bu başladı...


Aslında bitti de denemez. Kerem sandığı Mert'ten bir türlü etkilenemedi kızımız. Mert'in ta kendisi olduğunu öğrense hisleri ne kadar sürede değişirdi çok merak ediyorum doğrusu. O konuda biraz şüphelerim var. Ece'nin Mert sandığı Kerem'e bu aşık tavrı sürdüğü sürece de böyle devam edecek. Artık Mert'e meyletmeye başlamalı bence. Mert onu mutlu etmek için elinden gelen her şeyi, hiç kimseye yapmadığı ölçüde yapıyorken hem de... 

Cansu ve Kerem arasında ne kadar engel olduğunu görüyorsunuz işte. Aşılmaya başlanan engeller yenisini doğurmaya da başlarsa, vay halimize...


Bu arada Metin bir işler çeviriyor sanırım. Bir süre sonra iflas ederlerse hiç şaşırmam. Sanki bu bölüm alttan alta bunun mesajı verilmeye başlandı. Ailenin Cansu'dan sonraki en aklı selim karakteri Can'ın bu bataklıktan kurtulma noktasında nasıl bir mücadele vereceğini de göreceğiz. Metin ve Begüm'e kalsa, gözlerini elleriyle kapatıp ilerlemeye devam edecekler zira. Bu süreçte en çok bizim yollu Işıl'ı izlemek istiyorum ben. Tam olarak Süreyya'nın artıkçısı gerçekten. Süreyya neyi beğenmiyor ya da elinin tersiyle itiyorsa hop, onun oluyor. Bu bir metres için gurur kırıcı olsa gerek. O son model arabayla ilgili gerçeği öğrendiğinde yüzü ne şekil alacak bakalım. Cansu konusunda ne kadar kızıyor olsak da, bu konuda Süreyya'nın arkasındayım. Ona ne yapacak olursa olsun, hakkı... Batarlarsa zaten arkasına bakmadan yeni zengin sevgili arayışına çıkar Işıl!..

Keyifli bir bölüm izledik. Cansu'nun Ece ile ayrı eve çıkma hayâlleri bir süre daha Süreyya yüzünden baltalanacak gibi. Kerem'le olası aşkı da Şirin yüzünden baltalanmaya devam edecek gibi. Zaten birileri baltalamasa, Mert olmadığı gerçeği var Kerem'in. Cansu bunu öğrendiğinde de birlikte olmayı reddedecek uzunca süre. O affedip sevgili olmaya meyletse bu sefer aralarına tüm diktatörlüğüyle Süreyya girecek ve yine ayrı köşelere dağılacaklar. E bunlar ne zaman kavuşacak ey senarist?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder