9 Eylül 2016 Cuma

Bodrum Masalı: Koklayarak da mı alamadın aşkın kokusunu?..


Kötülük içine işlemişse insanı gittiği yoldan çevirmek çok zordur. Doğru bildiği yanlışların peşinde gittikçe kaybeder ama hep en sonunda fark eder. O fark edene kadarsa, her şey ve her yer viraneye döner... Kimsenin kimseden çıkarının olmadığı bir dünyada yaşamayı çok isterdim. En azından herkes daha dürüst ve adaletli olurdu. Kimse, bir başkasının arkasından kuyu kazmaya gerek duymazdı. Kimse, bunu yapacak bir sebep bulamazdı... Bodrum Masalı'nın da üzerinde oturduğu yapı taşı böyle bir durumu resmetmekte. Kötülerin çıkarları uğruna, iyiler hep ezilmekte...

4. Bölüm


Evren, Cahit, Uzay, Ceyda, Rana, Gözde, Cenk... Say say bitmez dizinin kötüleri. İçlerinde bir sıralama yapsak, Evren, Cahit ve Uzay diğerlerine nal toplatır tabi... Her şeyini keyfe keder hesapları uğruna batıran bir adamın dramı aslında izlediğimiz. Evren iflah olmaz bir kötü şüphesiz. İçerisinde olduğu durumdan kurtulmak için herkesi ve her şeyi yakmaktan asla çekinmeyecek birisi. Bundan sebep, aslında Cahit ile aynı kafadalar. Çıkarlarının ucu birbirine değdiğinde, nasıl da iyi anlaşan ikili oldular ama? Söz konusu Yıldız Otel'i batırmak olduğunda, hiçbir hakaret, ağır söylem yok ortada... İşte böyle adamlar en tehlikelisi aslında. Çıkarları için insan bile öldürürler gözlerini kırpmadan. Yani onlardan insanlık beklemek olanaksız. Bir şekilde cezalandırıldıkları, kaybettikleri anı beklemek zorundayız. Mesela bin bir dolap çevirip oteli de batma noktasına getirip, o parayı alınca tüm dertleri bitecek mi Evren'in? Cahit dünyanın hakimi mi olacak sanki? Elbette hayır... Asıl amaç kötülük. Sadece kötülük yapmış olmak ve bundan haz almak. Faryalı'nın baş aktörü olacağı mücadele karşısında umarım sonunda kaybeden onlar olur. Cahit de aynı Evren gibi batar ve yılan karısı Ceyda, işte o zaman Yıldız'ın halinden anlar...


Onların ergen versiyonu Uzay ise, gençlerin başına bela. Her istediğini elde etmeye o kadar alışmış ki, çevirdiği tüm dolaplar ayağına dolansa bile kazandım sanıyor kendisini. Karşısında kinden bir dağ oluşsa, gurur duyar "eserim" diye. Öyle de ruh hastası birisi. Ama Evren ve Cahit'ten farklı olarak onun bu sivriliğinin törpüleneceğine inanıyorum ben. Zira ilerleyen bölümlerde Aslı'ya tutulacak gibi bir his var içimde. Bu da onun değişimini, daha doğrusu dönüşümünü başlatabilir. Mâlum, Aslı tanıdığı hiçbir kıza benzemiyor. Kendi ayakları üstünde duran, kimseye ihtiyacı ve minneti olmayan sert mizaçlı ama bir o kadar da çekici bir karakter. Uzay'ın bu rüzgara kapılmaması imkansız. Ondan sonra olacaklarsa merak konusu... 


Anlayacağınız Alara-Ateş defterinin kolay kolay kapanacağını hiç sanmıyorum... Ateş öyle bir tapmış vaziyetteki Alara'ya, gözü hiçbir şey görmez durumda. Uzun vadede Aslı'yı fark etmeyeceği de ortada. Bu durumda Aslı için en iyi alternatif  Uzay oluyor. En azından az karakteri akıllandırır da, her bölüm bin bir saçmalığını çekmek zorunda kalmayız. Tabi belirtmekte de fayda var, Uzay'ın Ateş ile Alara arasına sokacağı her nifakta arkasındayız!.. Kalbinin oku yön değiştirmeden ne yapsa kârdır...


Aslı'nın mağrur haliyle Ateş'e daha ne kadar katlanabileceği de merak konusu aslında. Kabul etmek lazım ki, Ateş çıkarları uğruna Aslı'yı çokça kullanmakta. Bodrum'a, yeni ve sıfırdan başlayan hayatlarına alışmasını ona borçlu ama o her bölüm bu kadarı yetmezmiş gibi yeni borçlar takıyor Aslı'ya... Kalbiyle dalga geçer gibi Alara'yı getirip evinde kalmasını istemek nedir Allah aşkına? Bir insan bu kadar mı kör olur da karşısındakinin duygularını bir türlü anlayamaz?.. Bir yerden sonra Aslı'dan uzak dursun diye kampanya yaptırtmasın da kendisine...


Bir diğer cephedeki şanssız ise Kelebek. Televizyon camının görüp görebileceği en naif, en düşünceli, en çalışkan, en aklı başında erkek karakterlerinden birisi. Ama serseri ruhlu değil de, böyle olduğu için görünmek gibi bir derdi var onun da tıpkı Aslı gibi. Cenk'in yalanlarının gölgesinde sahte bir aşk yaşayan Su'yun onu fark etmesi de uzun sürecek belli ki. Çünkü ne zaman bitme sınırına gelse ilişkileri, bir şey oluyor ve birden Su hiçbir şey olmamış moduna giriyor. Aslında en büyük saygısızlığı kendine, kalbine yaptığının farkında bile değil. Cenk'ten medet umduğu sürece hep üzüleceğinin de... Bakalım, ne zaman Kelebek onun için görünür olacak ya da o gördüğünde Kelebek çoktan uçmuş mu olacak?.. 


Yılların aşkı, içerisinde bir volkan olmuş yanmakta Faryalı'nın. Ne kadar belli etmemeye çalışsa da, Yıldız'ı gördüğünde her hareketi, her davranışı farklılaşıyor. Ağzından dökülenler bazen olumsuzluk saçıyor ama gözlerinden o sırada büyük bir aşk fışkırıyor. Yıldız'ın da ona karşı boş olmadığı aşikar. Lâkin, yasak bir aşkın parçası olmak asla istemeyecektir. Evren'e değil de, daha çok kendisine saygısından... O da nereye kadar saklar hislerini bilinmez. Gelecek bölüm fragmanında görülüyor ki, göz yaşları bu uğurda akmaya 'yeniden' başlayacak. Ve kabul etmek gerek ki, o andan itibaren her şey onun için biraz daha zor olacak...

Alara'yı Ateş'e daha da fazla yamamak için harcanan sonu sebebiyle sinirlerim zıplasa da, keyifli bir bölümdü izlediğimiz. Kesinlikle büyük bir enerjisi var ve izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Bayram sebebiyle gelecek hafta yeni bölüm yok ancak, ondan sonraki hafta perşembe gününü şimdiden iple çekiyorum! Herkesin eline, emeğine sağlık...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Ates ve asli kliselerin allahi. Begenmene sasirdim mi? Tabii ki hayir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa direkt taş gelmiş. KANADI teşekkürler... :)

      Sil