27 Eylül 2016 Salı

İçerde: Güvendiğin dağlara ya kar yağıyorsa?..


Neyin mücadelesini verdiğinden eminsen, daha sağlam kafayla ilerlersin yolunda. Karşına çıkan engelleri de birer ikişer geçersin. Ardına dahi bakmana gerek kalmaz; günün sonunda kazanan olup geride bıraktığın herkesi ve her şeyi mutlu edeceğini bilirsin... Peki ya tam tersi olursa? Doğru bildiğin her şey baştan aşağı yanlışsa? Güvendiğin, inandığın, yanında durduğun, onun için her tehlikeye gözü kapalı atladığın kişi aslınsa düşmanınsa? Ardına baktığında kazandım diyebilir misin o zaman? Aştığını düşündüğün engellerin her birinin aslında senden çalınanların üzerine kurulmuş bir dünya olduğunu görebilir misin? Peki ya görürsen, nasıl ayakta durabilirsin?.. Sarp bir intikam oyununun içerisinde ve safı oldukça sağlam. Günün sonunda kazanan olmaması imkansız. Ama Mert'in gerçek bildiği yalanlarla nereye kadar devam edeceği meçhul. Güvendiği dağlardan aşağı her gün yeni bir çığ iniyor haberi yok. Ne kadar daha kendini kullandırır bilmem ama gerçeği öğrendiğinde dizinin en tehlikelisi o olacaktır...

2. Bölüm


Mert'in ailesinden kopartılmasının trajikliği mâlum ve o vehametin mimarının, aslında kurtarıcısı sandığı kişi olduğunu öğrenince ne yapacak gerçekten merak ediyorum... Celal ile ilgili fikirlerim daha bölüm başlar başlamaz bir bir değişmeye başladı. O tonton kişiliğine çabuk kandığım için de hayıflandım. Ne demek bir insanı önce kaçırmak, ardından da kendine mecbur bıraktırıp; istediğin şekilde yetiştirip adamın haline getirmek, ne demek?.. Böyle bir tabloyu düşünmek istememiştim doğrusu. Mert'i de Melek'i de o kötü adamın elinden kurtardığını ve onlara iyi imkanlar sunduğuna inanmıştım. Meğersem her şeyin müsebbibi kendisiymiş. Hatta o dayakçı şerefsiz bir de şoförüymüş... Celal'le ilgili daha ne kadar yanılacağım bilemiyorum lâkin bu kadarı bile yetti arttı. Küçücük çocukların sırf çıkarı uğruna sokaklarda harap olmasını izleyen bir adamdan hiçbir şey olmaz. Ve Mert bunu öğrendiğinde, belki de Sarp'ın son hamlesine kalmadan onun burnundan fitil fitil getirir sebep olduğu her şeyin bedelini...


Mert'in geçmişi travmalarla dolu. Karakterin sık sık dalması, çok sinirlendiği zaman bakışlarındaki o ani ve keskin değişiklikler ve kendini kontrol edememe hali de bunun en net göstergesi. Pek tabi bunun mimarı 'baba' dediği Celal'den başkası değil. Gerçek babasının sus payı olarak kurban seçilmesi ise ayrı bir dram. Geçtiğimiz bölüm ilgisiz ve sevgisiz duruşuna kızdığımız adamın aslında sırf onlara zarar gelmesin diye uzak davrandığını görmek de ayrıca üzdü. Bu gerçeği, Sarp'ın ondan kalan eşyaların içerisinde 3 yaşında öldüğünü sandığı kardeşinin 6 yaşındaki fotosunu görmesi sağladı. Hem Sarp hem de biz fotoğrafın arkasında yazan o, "Ben sustukça yaşayacaksınız evlatlarım" lafıyla yıkıldık. Bundan sonraki mücadelesi muhtemelen biraz da onun için olacak. Hem kardeşinin hem de babasının intikamını alacak. Öz kardeşinin kim olduğunu öğrendiğindeyse, işin rengi tamamen değişecek...


Birbirlerinden olabildiğince nefret eden bir ikili, Sarp ve Mert. Yaşadıklarının etkisiyle karakterinde keskin değişimler yaşanmış olan Mert'in abisiyle anlaşamamasını çok çok iyi anlarım ancak, nasıl oluyor da annesini hiç hatırlamıyor bilemedim. Yani çok da küçük bir çocuk değilmiş kaçırıldığında. Evinin adresini nasıl yazamamış aklına, nasıl hiç bir polise gidip durumunu anlatma ihtiyacı hissetmemiş gerçekten garip. Hani beynini yıkadılar, ailen öldü dediler falan diyeceğim ama yok yahu, ağzı eliyle kapatıldı ve kaçırıldı yani; neden, neden yapamadı tüm bunları gerçekten?.. Onunla ilgili de tatmin edici sebepler sunulacaktır zannediyorum. En azından yıllar sonra gördüğü annesinde hiç o 'annelik' hissini alamamasının sebepleri sunulsun. Tabi Füsun'un da oğlunu karşısında gördüğünde kalbi neden hiç farklı çarpmadı muamma. Bu soruların hepsi cevap bulduğunda ayrıca sevineceğim. Zira, şuan hepsi kollarını kaldırmış havada öylece durmakta... 


Sarp ile olan düşmanlığının ise çok uzun süreceğini sanmıyorum. Hele de bu bölümün sonunda Sarp ruh hastası psikopat Davut'un elinden, kendini vurarak onu kurtarmışken... Bir ayma yaşayacaktır Mert kesinlikle. Birden keskin bir dönüş olmaz ama ilk adımlarından birisi olması da önemli... Davut'un ise bu kardeşliği bildiğini ima etmesi gayet önemliydi. Sarp'ın kardeşinin izini bulmak için Ömer'in peşine takıldığını düşünmekte yanılmadı. Bu durumda Mert'in kardeşi olduğunu da biliyordur. Kardeşi kardeşe vurdurmak peşine düşmesi ise  o zaman neresinden bakarsan bak, şerefsizlik...


Davut'un içerisindeki saykonun daha ne gibi keskin kötülükler yapacağını kestirmek güç ama gözünü kırpmadan insan öldürme potansiyelinin olduğunu bilmek üzücü. Eylem de Füsun'da tehlikede demek bu. Sarp'ın daha dikkatli adım atması gerektiğinin de en önemli kanıtı. Rıza Kocaoğlu karakteri üzerine şahane giymiş. Efsane bir karakter çıkartmış ortaya ama kötü yüzü nedeniyle, hastasıyım demem imkansız. Bakalım, Sarp ve Mert'in başına ne kadar bela olacak bu Davut?..


Sevda köşesi ise şuan için halen renk vermemekte. Melek ile Sarp'ın arasında Celal'in kirli yüzü var. Eylem ile Mert'in arasında ise iyi-kötü savaşı var. Her iki olası aşkın da yeşermesi zaman alacak gibi. Günün sonunda en büyük aşklardan birisi olur ama karşılığında ödeyecekleri bedeller de az olmaz hani... 

Celal'i alt etmek için şimdilik sadece Sarp mücadele vermekte. Gerçekleri öğrendiğinde Mert'in de bu yola baş koyması ikilinin önündeki engelleri daha hızlı aşmasını sağlayacaktır. Hele kardeş olduklarını öğrendiklerinde, artık kimse tutamaz onları. Yani Celal, öyle çok da gerinmemeli. Hemen olmasa da, yakında büyük bir kötülükle kurduğu imparatorluğu çökebilir ve biz de olanı biteni büyük bir keyifle izleyiveririz...

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. ya herkes nasıl hatırlamaz diyor ama kaçırıldığında 3 yaşındaymış ufaklık. benim üç yaşındaki oğlum daha babasıyla benim adımın "anne-baba" olmadığını yeni öğrendi, nerde adres bilecek de ezberleyecek de...yani 3 yaşındaki çocuktan çok şey bekliyoruz :) ha ama o duvardan atlama sahnesindeki çocuk 3 yaşından büyüktü bence, 3 yaş konuşması biraz daha bebektir. yani annesini hatırlamaması, evinin adresini bilmemesi (mahalleye gitse yerini hatırlar ama) normal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım günümüz çocukları bizi zekasıyla büyülediği için, beklentiler de büyüdü. Bence siz de çocuğunuzu yabana atmayın. Yalnız adlarınızın anne baba olmadığını öğrenme kısmında bir koptum. :) Biliyordur da safa yatıyordur belki. :D

      Sil
  2. Davut yorumun ilginç,ters köşe olur,kaldı ki senin teorine göre,bu durum mertin celal baba için önemini gösterir,davut,telde sadece polis demesi celalin direk onaylayıp adam harcamak lazım demesi ,karakterin şerefsizliği için yükselltici bişi olur.öte yandan celal numara yapmıyor,sadece işleri için umutu kullanmıyor,seviyorsa da aynı zamanda,davut için merti harcana planı celalin gözünden bile düşürecek hareket olur gibi gözüküyor , göz göre göre merti öldürücek olması ,mert e bir garezi var durumunu çıkartıyor,ki bu hikayede gereksiz gerçi işin arkaplanına inildiğinde dizi için malzemedir,kini olan biri davut sonuçta.herşey beklenebilir diziden ya bize kalırsa biz her yöne çekiyoruz keyif almak için beyin bedava,senaristler de böyle düşünse keşke.

    YanıtlaSil