5 Ekim 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Aklında ne var Hülya Cevher?


Ne kadar mantıklı mazeretlerimiz olsa da, yaptığımız hataların bedelini bir şekilde ödüyoruz. Ya fikren, ya ruhen ya da bilfiil acı çekerek. Bunlardan ders çıkartabilirsek, ne alâ. Çıkartmaz ve aynı şekilde hareket edersek, her şey daha da dramatikleşiyor ister istemez. Eğer iyi bir plânla yola çıkmadıysan özellikle de. Zira bir yerden sonra tepetaklak oluveriyorsun... Hülya kafasında aynı anda birbirine kuyruğu değmeyen kırk tilki dolaştırma potansiyeline sahip bir karakter. Sanki bir plân kurmuş gibi geldi ama ya kurmadıysa? İşte o zaman yandı...

24. Bölüm


Mehmet konusunda ne kadar acı çektiğini iki bölümdür yeterince görüyoruz. Haklı üzülmekte elbette, bir çıkar yol aramaya çalışması da kaçınılmaz bu sebeple. Ama ilk defa durması gerekiyordu Hülya'nın. Bayram'ın sözüne güvenmesi ve sadece beklemesi gerekiyordu. Şimdiye kadar verdiği her sözü yerine getiren bir adamdan bahsediyoruz... Bir de her konuda ipleri elimizde tutamayız. Yetişemeyeceğimiz, uzansak da yakalayamayacağımız mesafeler söz konusu. Bundan sonrası ise gelecek bölüme kadar muâllak. 


Yazının başında da dediğim gibi, Hülya bin bir dolap çevirme potansiyeline sahip. Bu kaza üzerinden nasıl bir argüman çıkar da yararına olur bilemiyorum ama o en ince ayrıntısına kadar düşünmüştür. Yok, söz konusu kaza bir kurgu değil de gerçekse; işte o zaman büyük bir kaos bekliyor onu. Filiz'in eline çok büyük bir koz geçmiş olur böylece. Artık Bayram da pek bir şey yapamaz üstüne. Yani Hülya şuan iki ucu pislikle dolu bir değneği elinde tutuyor. Ya birinden birine temas edecek ya da akıl edip sopayı elinden atacak. Bana sorarsanız köşeye sıkışacak...


Annelik içgüdüsü nasıl bir şeydir bilemem elbette. Lâkin, insanın gözünü böylesi kör edebiliyor olması şaşırtıcı değil. Aynısını Filiz yapar mıydı peki?  Kesinlikle hayır. Hep dedim, yine tekrar edeceğim. Onun tek derdi Kerim ve Hülya'nın onunla mutlu olması. Mehmet sadece Nurgül'ün dayatmasıyla arzu ettiği bir 'nesne' onun için. Onu elde ederse Kerim'i de elde edeceğini düşünüyor ve onu gazlayan ikinci şey de bu. Amacına ulaşamayacağını ne zaman anlayacak göreceğiz tabi...


Mahir'in yüzüne vurduğu gerçeklerle sınırlı kalsa çoktan vazgeçerdi ama Nurgül'ün bela olma hali azalarak biteceğine, her bölüm biraz daha hiddetleniyor; gözü kara bir hâl alıyor. Bu da Filiz üzerinden Hülya ve Kerim'in, en çok da Mehmet'in hayatına etki edecek adımlar atılmasına sebep oluyor. Şimdi de Mahir'e kötü bir oyun kurguladı gibi... Burçin'in pek de göründüğü gibi masum olduğuna inanmıyorum. Mahir'i Filiz'den uzak tutmak isteyen Nurgül'ün ayarladığı bir tuzak olduğunu düşünüyorum. Tabi şu var, bir yerden sonra bu oyun gerçeğe dönüşebilir. Karakterin altından illa ki kötülük yapacak birinin çıkmasına gerek yok. Bana sorarsanız da, öyle olmalı. Mahir'i ilk defa aşık izliyoruz ve karakterin şahaneliği kesinlikle taçlandı. Bu fırsat tepilmemeli. Bakalım altından ne çıkacak sonunda Burçin meselesinin.


Büyük bir zafer kazandı adam, bir de aşka gömülsün bırakın. Cem'i nasıl alt etti ama?.. Geçtiğimiz sezon sonunda bilgisayarı o kadar kurcaladığında bir işler çevirdiğine emindim. Anladık ki meğersem Mahir, Cem'in bilgisayarına virüs bulaştırmış. Ve oyununu ayağına doladı. Aklına sağlık da, birkaç detay da yok değil hani. Cem telefonuna Mahir'in itiraflarından bir bölümü aktarmış ve Hülya'ya göndermişti. O ne oldu? Bir de Mahir gelmeden hemen önce mi virüs devreye girdi, yoksa Cem o günden bu yana hiç bilgisayarı açmamış mı da anlamadı tezgahı? Durum nedir muallak. Ama olan şeyin güzel olduğu kesin. Cem tehdit olmaktan çıkmaz, hiç sanmıyorum fakat artık elinde bir koz olmadığından, Zeynep'i daha da kışkırtmayı seçecektir. Onun da zemini bu bölümden döşendi zaten; Zeynep yine kıskançlık belirtileri göstermeye başladı.


Şansa bakın ki, Melek de artık eskisi gibi değil. Hüseyin'i her fırsatta kendinden uzakta tutmaya çalışan kadın, onunla birlikte olmak istediğini açıkça söyledi. Önce gözünü korkuttuğu Hüseyin'e güzel sürpriz oldu bu. Tabi Hüseyin'le Melek sıkça görüşmeye başladığı anda Zeynep kıskançlık krizlerine daha fazla dayanamayarak kötülüğün safına geçecektir. Ondan sonrası ise tahmin edilemez bir kaos zinciri. Hele de Mehmet meselesi... Zeynep öğrendiği gerçeği Cem'e anlatsın oldu da bitti. Üstüne Hülya'nın doğurmadığını öğrensin şansa, yandı gülüm keten helva. Evet, Zeynep asla uzun soluklu iyi olamaz. Kötülük istese de istemese de kapısını çalacak ve kendine daha fazla mukayyet olamayacak...

Aslına bakarsanız durgun bir bölüm izledik bu hafta. Mahir'in Cem'e kurduğu tezgahı saymazsak, Filiz üzerinden dağları aşan bir korku resmedildi yalnızca. Haftaya da böyle devam edecek gibi. Hülya'nın plânı mı, kazası mı; yaşadığının ne olduğu bir anlaşılsın, daha sonra ne olacağını kavramak daha kolay olacak. Bakalım bizim kız ne işler açtı yine başına...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder