18 Ekim 2016 Salı

İçerde: Kimin eli kimin cebinde?..


İnsanın kendisine koşulsuz bir şekilde güvenmesi kadar büyük bir acizlik olamaz herhalde. Çünkü alt edilmeye daha açık olursun ve bu güven daha korumasız adımlar atmana sebep olur. Yaptığın her şey dört dörtlük sanarsın ama arka köşede birileri sana kıs kıs gülüyordur, göremezsin... İnsanın kendine güvenmesi elbette önemli, orada sorunumuz yok lâkin arada hata yapabileceğini de bilmelisin. Karşındaki rakibi küçük görmemeli, sağlam adımlar atmaya devam etmelisin. Yoksa ters taklaya hiç olmadığın kadar yaklaşır, ardından da öylece bakakalırsın... Sözüm elbette Celal'e. Kendine inanılmaz güveniyor. Ne olursa olsun, herkesi alt edeceğine inancı sonsuz. Ama bu sefer çokça yanılıyor...

5. Bölüm


Celal'in kendine güveninin altında bu zamana kadar elde ettiği 'kötücül' başarılar var. İnsanın egosu tatmin olma eşiğini geçmeyegörsün, hemen tavırda değişiklikler başlıyor işte böyle. Büyük plânlar yapıyor ama bildiğinden ötesini düşünmüyor. Sonradan işi toparlamak için hep başkaları gerekiyor... Akın Işık meselesinin bir aldatmaca olduğunu yalan yok, ilk başta anlamadım ve Yusufların dev trollendiğini düşündüm. Bu trollenmenin göz göre göre gelmesine kanmam da, bölümün genelindeki durgunluktandı sanırım. Ancak, Sarp'ın zehir gibi aklıyla birleştirdiği parçalar, büyük bir kazanım oldu ikili için. Interpol'den bilgi alındığı kısmı bir uydurmaydı ve sözde Akın Işık'la sohbetinde Celal bundan bahsederek Sarp'ın zihninde ampul çakmasını sağladı. İçerde bir muhbir olduğunu anlayıp, sonuca ulaşmayacak operasyonu sırf Celal'i ve o muhbiri keklemek için devam ettirdiler. Başardılar da... Bundan sonrası ise doğru adımlarla başta Akın Işık olmak üzere, Celal'i alt etmenin yolunu açtı. Tabi çok çok Işık meselesi kapanır, Celal'in öyle kolay alt edileceğine de dizinin mevcut gidişatını düşünürsek, ancak çocuklar inanır... 


Onu ters köşeye getirebilmek için tek başına Sarp yeterli olmayacak. Yusuf desen, Sarp'ın zehir aklı olmasa oyununu dahi anlamayacaktı. Bu sebeple Mert'in geçmişi ile ilgili gerçeği öğrenmesi çok çok önemli. Bu bölüm Eylem sayesinde buna biraz daha yaklaştı. Füsun'un dibinden desen ayrılamıyor, bir şekilde kadına çekiliyor. Eğer çocukluğunun kabusuna ulaşırsa, Celal'le ilgili gerçeği de şıp diye öğrenecek ve ondan sonrası Sarp'la iş birliği. 


Ve o zaman Celal'in yerle yeksan olması kaçınılmaza dönüşecek... Kardeşliklerinin ortaya çıkması daha uzun bir zaman alacaktır ama Celal'e karşı bir şerh cephesi oluşturmaları için Mert'in geçmişinin kara belasının kim olduğunu öğrenmesi kafi. Zaten Sarp'ın kardeşini bulmak için Celal'in yanına girdiğinden çokça şüpheleniyor. Oradan yürürse, oldu da bitti...


Bir de bu bölüm ortaya Barış isminde bir zat çıktı. Yardım aşkıyla dolu bu zat, biçare haliyle de Füsun'un kendisine üzülmesini sağladı. Ardından çocuğun yaptığı telefon konuşması ise şüpheliydi... Bir ihtimal Celal, onun Umut olduğunu düşünmelerini sağlayacak ve Mert de kendini, içine itildiği bu ihtimalden uzak tutacak. Bir diğer ihtimal de kendisi yanında olamadığı için Sarp onu her işine koşsun, yardım etsin diye Füsun'un yanına göndermiş olabilir. Olay buysa durum tamamen değişir tabi. Maksadının ne olduğunu ilerleyen bölümlerde öğreneceğiz.


Yusuf müdürün Necip'le ilgili hiçbir şey bilmediğini bölümün başında öğrendik. Mert'in Umut olmadığını bildiğini de öğrenmemiz şahsen mutlu etti beni. Zira onun böylesine kötücül birisi olmasını istemiyorum. Sarp'ın başındakiler zaten yetiyor, fazlasına gerek yok... Mâlum, Celal bir türlü ona tam anlamıyla güvenemiyor. Alyanak desen sürekli bir kuşku içerisinde ve kardeşinin hayatta olduğunu bildiğini öğrendi. Umut/Mert meselesini biliyor olsa herhalde hemen yetiştirirdi. O daha çok Celal'e hata yapmasın diye, ders niteliğinde cezalar tertip ediyor birilerine. Sarp'ın ne zaman onun ensesinde olduğunu anlayacağını da ayrıca merak ediyorum...


Ondan şüphelenenler sadece Celal, Davut ya da Alyanak değil; Melek de o kadroya dahil oldu ve Akın Işık ismini bilen başkası yokken Sarp bir numaralı şüpheliye dönüştü. Tabi kimseye bundan bahsetmeyerek, aşkı uğruna dışarda olabileceğini de gösterdi. Bölüm sonundaki testiyle tatmin olmuş olacak ki, duduşlarına öpücüğü kondurdu Sarp'ın. Ama kader ağlarını örmeyi bırakır mı; Yeşim ikilinin öpüştüğünü gördü. Celal'e yetiştireceğini pek sanmıyorum ama Sarp'ı kıskanma eğilimi gösterirse şaşırmam. Oğlan iki bölümdür kur yapıyor ateşli ateşli, taş olsa meylederdi. O kıskançlık beraberinde ne gibi olaylar doğurur, onu da bilmem...

Son yarım saatine kadar oldukça durgun bir bölüm izlediğimizi tekrar etmek isterim. Evet, izlerken hiç sıkılmadım ama diğer bölümlerde olduğu gibi keyifli de değildim. Umarım bundan sonra bölümün son dakikalarına sıkıştırılmış heyecanlara mahkum edilmeyiz de, bölümün genelinden aynı tadı alabiliriz. Göreceğiz...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder