16 Kasım 2016 Çarşamba

Hayat Şarkısı: İnsan kendi topuğuna sıkar mı?..


Kafanın dikine gitmek her zaman için kötü bir yola varmak olmayacağı gibi, sonunda iyi yola ulaştıracağının da garantisi yoktur. Bir bilinmezliğin içerisindesindir ve o an belirler her şeyi. Bir anlık hataya düşersen geri de dönemezsin. Zira, katettiğin yol karanlığa çoktan gömülmüştür. Yani artık vazgeçemezsin; tebrikler. O bilinmezliğin mahkumu haline geldin... Nilay ve Zeynep için başının dikine gitmek sıradan bir olay. Hayat Şarkısı'nı genel olarak düşündüğümüzde böyle çok karakter var, başta da Hülya ama şuan konumuz; bu iki yılan...

30. Bölüm


Sonucu belli bir oyunu oynamanın ne gereği var?.. Mesela Nilay, gittin bıraktın Bahar'ı, Melek geri döndüğünde ne yapacaksın? Seni o çıkmaktan çok korktuğun evde daha oturtur mu sanıyorsun? Ne diye savunacaksın kendini? Sürekli sarf ettiğin, "Hülya yüzünden başımıza gelmedik kalmadı" mı olacak yine çıkış yolun? Bu kurtaracak mı seni?.. Peki ya Zeynep bir değil, iki değil. Melek'e kızdığın her seferinde neden intikamını Hülya'dan alıyorsun? Neden ona kızgınlığının bedelini her seferinde bu kadın ödemek zorunda? Neden Melek'le aşık atamıyorsun? Neden oyunlarının, tehditlerinin, kumpaslarının ucu hep Hülya'ya denk geliyor? Çok mu kıskanıyorsun?.. E, bu gerçek ortaya çıktı; gittin anlattın Cem'e. Cem bu meselenin derdine düştüğünde senin adın bir şekilde ortaya çıkmayacak mı sanıyorsun?..


Anlaşılmaz dürtülerle hareket etmek kadar amaçsız bir durum olamaz. Çünkü amaç ettiğin şeyi elde etmek dışında her türlü durum bekliyor olur sonunda. Ve bu iki adımın da geri dönüşü yok. Kafanın dikine gidersen, başına geleceklere de katlanmak zorunda kalırsın. Sonrasıysa tam bir muamma... Nilay'ın dayak yediği andan sonra kafası zaten iyice gitgelli olmaya başladı. Hakkı da. Ama bu Hülya'nın suçu değil ki, Haluk'a çocuğu vereceğini söyleyen Melek'in suçu. Ama totosu yemiyor ondan hesap sormayı, o yüzden Hülya'ya bileniyor da bileniyor. Kadın çocuğunu öldü sanıyor ve şuan hamile, sen hemşire değil misin hu? Ya o çocuk oracıkta düşerse?.. İyi yanı, "Be senin çocuğun" falan demeye çıkmadı. En azından bu şok, doğrudan onun elinden olmadı. Ancak Melek dönerse-ki şu durumda kaçınılmaz-, kendisinin kalacağı bir ev yok artık. Beter olsun...


Doğrudan, Hülya'yı o şoka iten kişi ise Zeynep'ten başkası değil. İlk gördüğü andan beri kıskandığını biliyoruz. Kerim ile araları iyice düzeldiğinden beriyse, en dişli düşmanlarından birisi. Çünkü onlar mutlu olup, kendi Hüseyin'i elinde tutamadıkça delirdi. Bu Melek'in suçuydu ama faturasını bu mutluluğu bozulsun istediği Hülya'ya kesti durdu. Şimdiye kadar hiçbir hamlesinde tam anlamıyla başarılı olamadı. Cem'le yaptığı tüm iş birlikleri elinde patladı. Baktı olmuyor iyiliğin safına geçmişti, şimdi burada da tutunamayınca; kötülüğe tekrar geçiş yaptı. Hem de başlangıç noktası olan Cem'le birlikte... Cem öğrendiği gerçeği gidip de direkt Hülya'ya söyleme gafletinde bulunmaz sanıyorum. Ama ortaya çıkaran da ondan başkası olmaz gibi. Melek'in de, o mektubun da kısa vadede Bahar gerçeğini Hülya'ya ses edeceğini sanmıyorum. Mahir hamileyken bu gerçeği öğrenmesinin sorun olduğunu düşünüyor, iyi yapıyor. Melek desen, öğrenirse geri döner ve çok çok yanına alır tekrardan Bahar'ı. Ancak, hiçbir güç Cem'i durduramaz. Ve kaos geliverir...


Aklı varsa ağzını açmaz tabi. Hem Kerim hem Mahir hem de Bayram, Cem'den kan akıtmadan durmaz. Lâkin para sorunu da mâlum. Nasıl bir yol yordam bulur, Hülya'ya bu gerçeği söyleyip para peşine düşer bilemedim. Her ne kadar bir süredir Filiz üzerinden geçiniyor olsa da, bu bölüm anladık ki Filiz'in büyük bir adli suçu var. Ve gelecek bölüm fragmanında gördük ki, Hülya bunu bir şekilde Süheyla'nın bulmasını sağlıyor ve o da Hatice'yi yanına alıp hesap sormaya Filizlere gidiyor. Sonrasında da bir intihar girişimi geliyor... 


Ölmez, hiç sanmıyorum. Fakat artık belini de doğrultamaz. Yönetim kurulu kararı olmaksızın, para işlemlerini başkası da yapamayacağı için ipleri eline alacak Nurgül; Cem'e beş kuruş koklatmaz ve Bahar üzerinden Hülya'yı tehdit etmesi için zemin hazırlanmış olur. Olan yine Hülya'ya olur da, sonunda yine kazanan o olur! Cem hiçbir zaferi elde edemediği gibi bunu da edemeyecek...


Tüm bunların gölgesinde Hülya-Kerim aşkına bakarsak, yine olağanüstüydü. Hep dediğim gibi, odalarına girdikleri anda ne dertleri olursa olsun anında unutmaktalar ve bu da onları izlemenin daha da şahane olmasını sağlamakta. Hülya'nın 'danası' Kerim'in, Bahar gerçeği ortaya çıktıktan sonra da tavrında bir değişiklik beklemiyorum. İş, Bayram ve Süheyla'yı ikna etmek de... Bayram'la Hülya arasında tıpkı bir baba-kız etkileşimi var. Onunla uzun sohbetler etmeyi sevmesi, ona koşulsuz yardım etme eğilimi ve her zaman safında durması bunun kanıtı. Bu da ikinci kurtuluş formülü. Peki Süheyla?.. Bak işte onu bilemedim. Siler atar da diyebilirim, bağrına basar da. Tecavüz meselesini öğrenme hızına bağlı yani. Çünkü anlık olarak karar verip, anlık olarak hareket etmekte üstüne yok kendisinin...


Aksiyonu, gerilimi bol bir bölüm daha izledik. Sonlarına doğru, dizi sürelerinin uzunluğundan artık afakanlar basacak kıvama geldim ama son sahne gerilimiyle toparladı yine bizi Mahinur Ergun. Bakalım, Nilay ve Zeynep'in geleceği için neler yazdı kendisi. Hülya'dan çok onlarınkini merak ediyorum. Zira Hülya'nın eninde sonunda zafere ulaşacağını biliyorum. Onların başına geleceklerden ise emin değilim. Birisinin Cevher ailesi imkanlarıyla ayarlanan bir hastanede hemşirelik yaptığını; diğerinin de ne annesi ne de babasından yüz görmediğini, Cevher ailesi olmazsa yapayalnız ortada kalacağını düşünürsek hem de. İnsan kendi topuğuna sıkar mı yahu?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder