8 Kasım 2016 Salı

İçerde: Ölümü çağırmak...


Bir şekilde parlayınca, göze batmak daha bir olağan sanırım. İnsanlar kendilerine yeni bir rakip edinmiş oluyor, nasıl batmayasın ki? Ne kadar iyi ve anlayışlı olmaya çalışırsan çalış, hasetten ötesine geçilemeyebiliyor. Yetmiyor, kuyun da kazılabiliyor. Dost bildiklerin bile kazık atabiliyorken, seni rakip gören herhangi biri neden kazmasın kuyunu inceden?.. Sarp mükemmel zekası olan bir genç. Biz onu öyle tanıdık. Hatta o kadar mükemmel ki, zaman zaman Yusuf müdürün akıl hocası bile(!) oluveriyor. Ama arada bir geleceği görme, bir sonraki adımı atarken düşünme yetisini kaybediyor. O zehir gibi akıl gidiyor, yerine kendini ateşe atmış bir Sarp geliyor...

8. Bölüm


Girdiğin ortamın büyük ya da küçük olması, ne denli iş yaptıkları ve düşmanlarının çokluğu bazen tek başına yeterli olmaz. Bazen biliyorken, susman gerekir. Bazen suç üstü yakalayabilecekken, daha büyük bir suç üstü için geri çekilmen şarttır. Bulduğun, gördüğün, duyduğun her şeye balıklama atlarsan; sonradan böyle kala kalırsın... Sarp'ın Celal'in yanına girdiğinden beri kaçırdığı hiçbir olay olmadı, hepsi eline yüzüne bulaştı ama hep de belli ettiler varlıklarını. Her ne kadar bu durum ilk başlarda dikkat çekici olmadıysa da, bir yerden sonra göze batıyor haliyle. Celal'i köşeye sıkıştırmak için küçük-büyük ayırt etmeden her olayın peşinden koşmak da biraz çocukça. Sabredip, eldeki delilleri daha da güçlendirip; en azından daha uzun süre içeride kalması için birkaç suça birden karışmasını beklemek gerekmez mi? Neden Sarp her bulduğu, duyduğunu yetiştiriyor Yusuf'a hiç anlamıyorum. Adam uyuşturucu mu kaçırıyor? Baskın yapma, bir şekilde sen de yanlarında ol ve o uyuşturucuyla birlikte hepsini kaydet. Bu ileride kullanmak için daha güçlü bir delil değil mi? Resmi polis olarak görevdesin, mahkemenin kabul etmemesi gibi bir durum da söz konusu değil. Ama öyle yapmayıp, hemen operasyona koyulunca öyle şemsiyelerle muhatap oluyorsun işte. Mesela bir infaz videosu geçiyor eline; hemen "Yusuf müdürüm, delil buldum alın Celal'i, alın" kafası, ne kadar doğru? Şimdi neyle muhatap olacağı belli değil Sarp'ın. Bu işten bir şekilde sıyrılacaktır ama artık adımlarını daha dikkatli atmalı...


Celal'in içerisine kuşku düşmesi yerindeydi, evet. Yalnız Mestan öyle alttan alttan iyice aleve hava üflemeseydi iyiydi. En azından şimdi yaşıyor olurdu... Sarp'ın geldiği andan beri başlarına açılan işlerin ne kadar arttığı ve Sarp'ın her birinin parçası olabilecek kadar yakınlarında olduğu gerçeğiyle; doğruya ulaşmıştı. Bunu Sarp ya da Yusuf'un, Mert için yapmasını beklerken tersi oldu. Ve gerçekleşen ölüm, büyük bir felakete dönüştü... Mestan'ın sözde cinayete dair görüntüyü Sarp'a kakaladıktan sonra peşinden ayrılmadığını tahmin etmek güç değildi. Ancak neden Yusuf'la çatıda konuştukları sırada fotoğraflarını çekip de Celal'e atmadı anlamadım. Böyle bir bomba kaçar mı? "Akşam olsun da, ben ona gününü gösteririm" kafasının nelere mâl olduğunu gördük. Yalnız dövüş sahnesi oldukça iyiydi. Mestan'a hayat veren Mustafa Yıldıran şahane bir performans sergilemiş. Bir an uzak doğu filminden sıçradı geldi sandım. Ölümüne üzüldüm diyemem karakterin, "Canım kurban babam" diye dolanıp duruyordu, oldu işte Celal'a kurban canı. Ne mutlu kendisine!.. Peki onu öldürüp avizeye kim ya da kimler astı?..


Birçok teori var. Önce Mert, Sarp'ı kurtardı sandım can borcunu ödemek için. Ancak ardından Mestan'ın öyle avizeye asıldığını görünce işin rengi değişti. Sarp'ın babası ya da Coşkun diğer ihtimallerdi lâkin, vücut olarak genç ve dinç birisi olduğu gösterildi. Bu da akla direkt Davut'u getirmekte... Celal'in has adamı olmak için önünde iki engel vardı. Birisi Mestan, diğeri de Sarp. Mestan'a yılların içinde biriktirdikleriyle öylesine bir sonu hak gördü; Sarp'a ise o hakkın suçunu. Böylece maktul ve katil devreden çıkacak, kendisi Celal'in has adamı olacaktı. Bu kurgunun aynısını Alyanak için de düşünebiliriz ama ben onun bu kadar ileri gideceğini sanmıyorum. Onu bitirmek gibi bir derdi olsa,  şimdiye elli kere ele verirdi Sarp'ı mâlum... Davut dedik, ona haber veren kim?.. Burada da aklıma direkt Yeşim geliyor. Onun da derdi Melek'ten kurtulmak neticede. Eğer has adamlık mertebesine erişirse, Melek'e ulaşması da daha kolay olur Davut'un. Daha önce konuşmuşlardı da bunu. "Al onu ve uzaklara götür" demişti Yeşim. Celal'in evdeki konuşmasını gizlice dinleyip, Davut'a yetiştirmiş olabilir bunu. O Sarp'a kıyabilir mi?.. Söz konusu milyonlarca liralık servet olduğundan, neden olmasın?..


Sarp bu karmaşık ağı nasıl çözer, çözse bile kendini aklayabilir mi şimdilik muâllak. Ancak, bir yolunu bulup bunu başaracağını düşünüyorum. Her şey açığa çıkar da polisliğe dönerse, o damar da iyi kanar aslında. Ancak, senaristlerin böyle bir adım atacağını sanmam. Ona yeniden kebapçı yolları görünecektir. Davut'un ofisinde gördüğü Melek fotoğrafları bu konuda yardımcı olabilir. Kim bilir, Davut has adam olmak için çabalarken kendini şehir mezarlığında buluverir...


Sarp iyi birisi. Bu onu düşmanı olarak görebilecek birisi için bile gerçeğin ta kendisi. Mert de aslında içinde iyi birisi. Celal'e yaranmak için yaptıkları yüzünden kötülüğün safında çokça vakit geçiriyor ama artık isyan bayrağını açmaya yakın duruyor. İlk başlarda sorgulamadan Celal'in her dediğini yapan o adam yok şimdi ya da sonucu ne olursa olsun kabullenen. Yüzüne olmasa dahi, bize ne kadar rahatsızlık duyduğunu hissettiriyor. Ve bir de fark ettiniz mi, çatıdaki son sahnelerinde resmen Sarp'ı savundu durdu. Bilmeden, abisini korudu. Onun içerde olsa bile böyle bir mücadeleye girmeyeceğinden, böylesine trajik bir sonu resmetmeyeceğinden emindi. Bu Sarp'ın düşmanının gözünde dahi ne kadar değerli olduğunun kanıtı, bir; Mert'in abisi olduğunu bilmediği Sarp'a istemsizce bağlı olduğunun ispatı, iki. Her ikisi de şahane. Ve gerçek ortaya çıktığında Mert'in Sarp'ı yok saymayacağı açık. Tabi ortaya çıkabilirse o gerçek... 


Gömlek meselesinden her şeyin çözülmesini bekliyordum istemsizce ama bu fikri icat edenin Celal olduğunu öğrendiğimde hayâllerim suya düştü. Mâlum, gerçek kanıt olsa Celal bu riski göze almazdı. Muhtemelen başkasının kanı çıkacak üzerinden. Yalnız buradan bir ters köşe çıkarsa da efsane olur...

Geçtiğimiz bölümleri düşündüğümde, başarılı bir bölüm izlediğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kör göze parmak durumu bahsettiğim gibi yine çokçaydı ama kurgu daha başarılıydı. Bundan sonra arttırarak devam eder dilerim. Ve umarım Sarp'ın çektiği o telefon kaydı Füsun'un eline ulaşır da kadın artık ona kızmayı bırakır. Her ne kadar etrafı ateşlerle çevrili olsa da, değerli bir mücadele çünkü sergilediği...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder