27 Aralık 2016 Salı

İçerde: Düşmanmışız gibi çek pampa!


İnsan birçok düşmanı olunca, kendine düşmandan dost yaratma arzusuna bürünebiliyor haliyle. En kolayı da bu olurdu sanırım. Düşmanlarını bir potada eritmenin en kolay yolu. Çözüme odaklı vede kurtarıcı. Ama her olay zaten lehine sonuçlanırken, böyle bir aksiyona gerek var mı? Bak işte orası muamma...

15. Bölüm


Alyanak'tan kurtulmak mümkün değil, orasını anladık. Zaten çok da kurtulmak istediğim söylenemez. Zira dizinin en renkli karakteri. Ancak nereye kadar çıkmaz yola girdim derken, kendini yeni bir yol ayrımında bulacak çok merak ediyorum. Karakterin ballı olma hali her geçen bölüm boyut değiştirmekte... Karşısında Minik'i, Davut'u görünce bi etekleri tutuştu ama Celal'in hayatını kurtarmış olarak, başına bir şey gelmesi pek mümkün değildi zaten. Tabi hayrına yaşatacak da değil Celal, kullanmak için bir durum illa ki yaratır. Her ne kadar bundan sonra ona düşmanmış gibi davranmayı istemiyormuş gibi görünse de, bayıla bayıla bu oyunu kabullendiğini daha sonra gördük. Bu Celal tarafından öldürülmemesini garantiledi ama ispiyonlayacaklarının onun açığını bulup bulmayacakları merak konusu. Saf bir yanı da var kabul etmek lazım... Celal ile karşılıklı sahnesinde Chopin'in Funeral March'ı -yani cenaze marşı- eşliğinde kendinden geçmesi ise enfesti. Ölmemek için günlerce marşı diline dolayabilirdi de. Bakalım bu yeni görevi başına ne tür komiklikler getirecek. Kötülük demedim fark ettiyseniz...


Kötülük genelde sadece Sarp'ın başına gelmekte. Tabi o da hep bir sıçrama halinde tıpkı Alyanak, Mert vede Celal gibi. Yusuf amirle yaşadığı kavga sonrasında bir yol ayrımına girmesi ve o yol ayrımının bugün Yusuf amiri ölümle burun buruna getirmesi yeterince ağır bir ders değildi bence. Ona en güzel dersi, Yusuf'un boşluğunda göreve gelen amir verdi. Açığa almak, gözünü korkutmak ve disipline etmek maksadıyla yerindeydi. Başına buyruk hareket etmemesini garantilemek için şarttı da. Bundan sonra daha dikkatli davranması için de önemli bir adım. Yusuf geri döndüğünde görevine, eskisi gibi çalışmaya devam edeceklerdir. Celal'i köşeye sıkıştırdıklarını sandıkları her seferinde Mert tarafından faka bastırılacaklar yine yani...


Bu da bir başka kısır döngüsü mâlum dizinin. Her adli olay bir şekilde Mert'in önüne geliyor ve Celal'i kurtaracak her adımı da rahatlıkla atıyor. Kimse de çıkıp 'Arkadaş, Mert'e böyle böyle görev veriyoruz hiç de çözüme ulaşmıyor' demiyor. Nitekim bin bir dolapla Sarp'ın ele geçirip emniyete gönderdiği kayıtlar yine lap onun önüne geldi. Celal'i sıkıştırmakla, kaydı Coşkun'a vermek arasında sıkıştı son sahnesinde ama yine görevine hizmet etmeyecek bir ikilemin ortasında kalmış oldu. Ve yine sorgulanmayacaktır bu durum. Sorgu odasına benzer bir ortamda rahatça Celal'le ilgili sesli düşünebilme özgürlüğü de oradan geliyor herhalde. Hiç kamera var mıdır, kayıtta mıdır falan diye düşünmek yok. Garip bir mert olma hali. Kısa vadede Celal'in işine yarayacak yeni bir kurtuluş eseri...


Aşkı polisiye dizilerin bazılarında çok cazip bulmakla birlikte-Poyraz Karayel gibi-, bazılarında yersiz gerilimin tam sebebi olduğunu düşünmekteyim. İçerde'de de durum böyle. Sarp'ın içerisinde olduğu durumun çetrefilli hali onu bir aşktan uzak tutmak için yeter de artar bir sebep bence. Evet, bir Türk dizisi olunca aşk kaçınılmaz ama bunda da durum farklı olsun ne var yani?.. Adamın başında bir ton dert var zaten bir de Melek için dövüş ne mana gerçekten? Hem de su balesi olur, çayda çıra olur böyle garip dans şekilleriyle süslenmiş bir biçimde. Evet, sahne keyifliydi ama uzatılınca da suyu çıktı haliyle. Hele sonunda birbirine yönelmiş iki namlunun ortasına kafasını yerleştiren fedakar bir Melek gördük ki, ciğerim parçalandı. Bu nasıl bir kalp? 'Benim için dövüştünüz, o zaman beni öldürün de kurtulayim bana olan aşkınızın devasalığından' bakışı da bonusu. Tabi bazıları Samara'ya da benzetmedi değil o halini. Farklı bir bakış açısı tabi, saygı duymak gerekli...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder