8 Aralık 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Eskiye özlem...


Ne kadar uğraşırsan uğraş, olmaz bazen. Hangi yola sapmak istesen, bir duvarla karşılaşırsın. Kimi sevsen, en manyağına denk gelirsin. Nasıl hayâl edersen, onun tam tersini yaşarsın. Bu bir sıra halini alıyorsa en fenası. İnsanın içerisinden çıkamadığı bir sürü garabetin esiri olması kadar kötü bir şey az vardır herhalde. Adım atacak takati kalmayana dek mücadele etmişken hem de. Ve durmaz, devam eder. Kaçmaya çalıştığın bozuk düzenin yeniden parçası oluverirsin böylece...

71. Bölüm


Ayşegül'ün iki yıllık zamanda yaşadıkları mâlum. Her gün yeni bir kâbusa uyanmalarına, sadece mutluluk kılıfı eklendi. Şimdi doğruya doğru, Çınar kötü bir koca değil. Aksine olabildiğince toleranslı davranmakta evlendiklerinden beri. Ancak, bu başlı başına onunla evli kalmak için yeterli mi? Elbette değil. Hem de Poyraz dönmüşken. Çınar'ın manevi baskısı sebebiyle bir türlü gerçek düşüncelerini söyleyemeyen Ayşegül, Bahri sayesinde oradan kurtuldu derken; hop Nevra yılanı devreye girdi. Bir bölüm önce acımadan bir oğlunu öldüren kadın, bir bölüm sonra diğer oğlu için zerre katlanamadığı Ayşegül'ü eve getirmeye çıktı. Bu da karakterin sevgi skalasının nasıl da hastalıklı olduğunu gözler önüne serdi. 


Peki doğru mu yaptı? Hayır. Bana soracak olursanız, artık Çınar'la birlikte yaşama defteri kapanmalı Ayşegül için. O evde yaşamayı bırakmalı. Dönsün kendi evine, özledik o evi de içerisinde yaşanan hem dram hem komedi sahnelerini de. Resmen dizi iki mekâna sıkıştı, insan eski atmosferi arıyor. Çınar'ın sapkın aşıktan, sadist kocaya evrilmesi söz konusuysa da öyle mümkün olsun. Poyraz'ı öğrenecekse de öğrensin. En azından o evde, Poyraz da Ayşegül'le birlikte yaşar. Yan yana, saklanmadan mücadele ederler...


Mâlum, adamın bir evi bile yok artık. O apartmanı, her bölüm hiç olmazsa bir kere yaşanan komik sahneleri, İsa'nın derslerine Poyraz'ın yardım edişlerini gerçekten özledim. Ama şimdi onlar topluca Bahrilerin malikanede, Ayşegül ve Poyraz cephesi topluca Çınarların malikanede. Sezonun başında bir iki kez kullanılan sonra atıla çıkan, iki bölümdür az da olsa tekrar gösterilen o hangar da üçüncü alan. Oradaki yaşam da daha sık gösterilmeye başlansın tıpkı eskisi gibi, Zülfikar'la Meltem sayesinde bari oradan havamızı bulalım. İkinci sezonun kaosunu değil ama mekânlarını özledim yani dedem... Bahrilerin malikanede bile artık bi salonu görüyoruz. Ne Bahri'nin çalışma odası var, ne de müştemilat; kirası o kadar alan için ödeniyor herhalde, anlamıyorum. Bu konuya çok ama çok takılıyorum...


Bir başka hayâl kırıklığım da, Eda noktasında. Karakter ilk bölümlerdeki gibi asla değil. Tamamen pasifleştirildi. Oldukça öne çıkartılmış ve yıldız gibi de parlamaya başlamıştı ama bir el sanki uzanıp onu en geriye itti. Bu bölümde de üzerine, kendisiyle nasıl çeliştiğini gördük. Bir aşık çıktı ortaya, Poyraz'a Ayşegül'le ilgili, görevlerinin ne kadar önemli ve mühim olduğuyla ilgili onca akıl verirken, şimdi sevdiği adamı kurtarmak için düşünmeden Poyraz'ı vuran birine evrildi. İnsanın kendisiyle nasıl çelişebileceğini göstermek istedilerse amenna, haftaya her şeyi eski rayına geri soksunlar. Yok, böyle devam edecekse tam bir fecaat. Poyraz bile nasıl şaşırdı, nasıl inanmaz gözlerle baktı. Herhalde bir de Ayşegül onu çekse vursa o kadar şaşırırdı. Yani Eda'yı sadece biz değil, o da tanıyamadı. Karakteri ilk geldiği gibi parlatın rica edeceğim, o cevheri daha fazla heder etmeyin...


Aşkın iki insanı nasıl değiştirebileceğini gördük bu bölümde, evet. Despina ile Eda'nın durumu aslında neredeyse bire bir. Ancak Despina iki yıl içerisinde oldukça değişmiş bir karakter dönüşümüyle gösterildi, bu sezon başında. Eda ise bu bölüm birden o ruh haline girdi. O yüzden kabul edilmesi imkansız zaten... Despina ise naif çizgisinin ilmik ilmik işlenişiyle, yaptığı davranışın bizi etkilemesini sağladı. Sırf birini öldürdü diye geçtiğimiz sezon Bahri ile bir ilişki yaşamaktan kaçınan kadın, evlendikten sonra kocasının yoluna ayak uydurup; onun için birini öldürebilecek kıvama geldi. Tabi bu demek değil ki, "Öldürdüm, çok da zor değilmiş" moduna girdi. Artık on bölüm onun pişmanlığını izleriz. Yine de yaptığının nasıl bir değere sahip olduğu bilinciyle çok da laf sokmayız... (iki bölümden fazla sürerse sözünde durmayacak) 


Bir diğer konu da, Songül... Fatih ile ilişkisi artık sadece ikisinin sırrı değil. Yavuz'un kızı yiyişirlerken gördü. Ve oğlana aşık da olmaya başlamışken, elbette bunu kendisine saklamayacak. Hiçbir şey yapmasa, Songül'ü ondan uzak durması için tehdit edecek. Hele yaşadıklarını da anlatırsa, oldu da bitti. Sadreddin'e gerek kalmadan Fatih'in defterini Songül dürer. Mâlum, kendisi Ethem Özışık'tan torpilli olduğu için başının derde girmesi ancak bir istisna olabilir. Yani Sadreddin bu meseleyi hiç öğrenmeden, çözüme kavuşabilir. Kazanan da, kırılan kalbiyle yine yeni yeniden Songül olur. Bilmem kazandığına ne kadar sevinir... 


Terminatör kıvamında, elinde susturuculu silahıyla Orhan Solmaz adında birini sorup ardından da sorduğu kişiyi alnının çatından vurup öldüren hanıma da değinmek lazım. Bu karakterin sonu nereye varacak gerçekten?.. Hadi bu bölüm tam on ikiden vurdu, çok doğru birini öldürdü ama nasıl kimse göremez, bulamaz bu kadını? Yahu hiçbir yerde görünmediyse, bir market içinde adam öldürdü. Koskoca marketin kamerası mı yok, ismi cismi bulunamıyor?.. Terminatör olma olasılığı gittikçe artmayacaksa artık bu duruma bir açıklık getirilse diyorum. Despina'ya asılan herifçiyi vurduğu sahnede arka fonda bir de dizinin neşeli tema müziği çalıyordu. Anlayacağınız karakterin durumu gittikçe garipleşti...


Ayşegül'le Poyraz'ı yan yana gördüğümüz sahneler çok sınırlı. Olan sahnelerde de iyi şeyler yapıldığını inkar edemem. Mesela, Vatanım Sensin reklamı çok başarılı ve komikti. Geçtiğimiz sezon diziden ayrılan Şebnem Hassanisoughi'yi de bu sayede yâd etmiş oldular, güzel oldu. Ama hemen sonrasında malikaneye Çınar geldi ve hem gülücüğümüz soldu hem de o tatlı atmosfer birden yok oldu. Beş dakika bile çok görüldü. Reytingler böylesine düşmüşken, yaratılanların sil baştan ayarlarıyla oynamak ya da öldürmek yerine, onlarla birlikte eskinin atmosferini andıran bir yol çizsek diziye? Daha güzel olmaz mı, sen söyle Ethemcim Özışık?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder