22 Aralık 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Sonunda...


Umutların tükenir ya hani, çıkmaz yolda bulursun kendini. Bir adım dahi ilerleyecek güç bulamazsın kendinde. Kaybetmiş hissedersin, eksik kalmış, artık tamamlanamayacak bir halde. Korkmuş vede çaresiz... Çokça hissetmişizdir değil mi? Poyraz Karayel'in üçüncü sezonuna dair benim de öyle tükenmiş umutlarım vardı; ilk sezonun aranan tadı, yine karakterlerin amansızca harcanması çıkmazı, Poyraz ve Ayşegül'ün payına daha büyük hüsranların düşmesi gibi. Lâkin, en büyüğü mekanlar konusundaydı...

73. Bölüm


İki eve sıkışmış dizinin bir yerden sonra boğduğu gerçeğini herhalde kimse inkar edemez? O sebeple, en azından Ayşegül'ün evine dönülmesi gerektiğine inanmaktaydım. Poyraz'ın evi gitmişti mâlum elden. Kentsel dönüşüm diyerek çıkartılmıştı diziden. Geri dönüşü yok gibi duruyordu ama bu bölümün ikinci fragmanıyla birlikte gönlümüzde çiçekler açtı. Alınabilecek en doğru kararlardan biri alınmış şüphesiz. Poyraz'ın evini yeniden var etmek en güzeli oldu. Diziyi daha izlenir kılmanın güzel bir yolu bu... Şansa bakın ki, inşaat şirketi mahalleliyi kandırmış ve onlar da mahkemeye başvurarak inşaatı iptal ettirmişler. Poyrazların apartman da kurtarmış kendisini; Poyraz da haliyle. Böylece, eski/yeni aşk mabedi tekrardan canlanmış oldu. Tabi, Ayşegül'le Poyraz'ın bunu kutlamak için tam cam önünde öpüşeceği tutmasa iyiydi. Çınar'ın da aşağıdan ağrı, pencereleri gözetleyeceği tutmasa mesela... Hikmet sandığı Poyraz'la-ki çok sürmez Poyraz olduğunu da öğrenir-, Ayşegül'ün aşkını böylece öğrendi. Herhalde artık tamamen karanlık tarafa geçecektir. Bu sayede Ayşegül'le Poyraz da o boğucu malikaneden kendilerini kurtarmış oldular. Artık birlikte Poyraz'ın evinde yaşar, Çınar'la öyle mücadele ederler. 


Mâlum, her şeyin dört dörtlük olması beklenemez. Bunu isteyince, öyle bir mücadelenin fitilinin ateşlenmesine göz yummak gerekti. Ama Çınar'ın varabileceği hiçbir yol olmadığı çok açık. Hem tek açık bulan o ve Nevra da değil. Poyraz'ın Yavuz'un öldüğü sırada elinde olan düğmeyle, Nevra'nın gocuğundaki düğmeyi eşlemesi, üzerine Mümtaz'ın bu sefer doğru yoldan şaşmaması neticesinde durum bir hayli eşitlendi. Yani Çınar bir adım atarsa, korkusuzca Poyraz da bir adım atacaktır. Bir yerden sonra annesini kaybetmeyi çok da göze alamaz sanıyorum. Gözünü karartırsa da ancak ortalık toz duman olur... 


Nevra'nın gerçek yüzünün ortaya çıkması yerinde oldu şahsen. O sosyopatlık kapalı kapılar ardında resmen harcanıyordu. Hem de gizliden çevirdiği işlerle, herkesi etkisiz kılıyordu. Şimdi ise tam tersi olacak. Attığı her adım bilinebilecek, daha kolay hareket edilecek. Böylece bitme süreci de hızlanmış olacak. Tabi bu durumu anlaması da çok uzun sürmez. Her yerde adamı var. Ondan sonra da istediği kadar kendini saklasın ya da tıpkı Çınar gibi gözünü karartsın, sonunda kaybedeceği kesin. Poyraz Karayel'de hiçbir kötü sonsuza dek zafer sahibi olmadı neticede. Önemli olan, sevdiğimiz karakterlere ölümcül zararlar vermemesi. Bakalım, göreceğiz onu da bundan sonrasında...


Aşk uğruna işlenmiş bir cinayet sayılmaz onun yaptığı ama İsa'nın babasını öldürdüğünde de aşıktı neticede Ümran'a, Taş kafa. Ve bu gerçeği Ümran'dan sonra bir şekilde İsa'nın öğreneceği de açıktı. Babasının yazdığı mektuptaki yazıyla, Taş kafanın yazısının benzerliğinin şüpheye düşürmesi de fitili ateşledi ve gerisi çorap söküğü... Bu adımla, onların da Poyraz'ın alt katına geri taşınacağı kesinleşmiş oldu. İsa annesi gibi kolay kolay affetmeyecektir Taş kafayı ve orada da yaşamak istemeyecektir. E onlar gelince de, Cevher albayın evine dönmesi için güçlü bir sebep çıkmış olacak böylece... Taş kafa kendini nasıl affettirir bilmem ancak, bunun hiç kolay olmayacağını kestirmek güç değil. Bir evlilik daha çatırdamaya başladı yani...


Onların evliliği de çatırdıyor ama yeni değil, neredeyse ilk bölümden beri... Songül'ün Fatih resmen başına bela oldu diyebiliriz. Etekleri tutuştukça daha büyük açıklar vermeye başladı ve neredeyse tümden her şeyi öğrenecekti az kalsın Sadreddin. O varken kendine mukayyet olamayacağını, meyledeceğini de biliyor asıl ondan istemiyor zaten. Yoksa Fatih en zor durumda dahi Sadreddin'e ağzını açıp tek kelam edemez o konuda. Yavuz'un kızı desen, geçen bölümden peşini bırakmıştı zaten direkt bu meselenin. Songül arayıp da uyuyan yılanı uyandırmış gibi duruyor, Sadreddin gidip öğrenmeye çalışabilir ondan gerçeği lâkin, bir şey olmaz. Sonuçta Songül'den bahsediyoruz. Bir şekilde bundan da sıyrılmayı başaracaktır. Arada olan bir Fatih'e olur, sonunda eşek cennetine doğru yol alır...


Bir başka evlilik meselesi de, Zülfikar'ın başında. Ama bu sefer niyet tamamen mutluluk üzerine kurulu. Bu dizideki karakterler de, evlilik teklifleri de hiç normal değil bildiğiniz üzere. İlla bir manyaklık yaptırılıyor her birine. Hem illa erkekler de yapmıyor teklifi, gerekirse kadın karakterlerimiz de diz çöküp evlenme teklifi etmesini iyi biliyor. Nitekim, bölüm boyu Meltem'e evlilik teklifi yapmak için didinip duran ama bir türlü başaramayan Zülfikar, sonunda evlilik teklifini Meltem'den kendisi aldı. Bomba bir sahneydi ama sonrası da hafiften kaosu resmetti.


Bizim Terminatör kılıklı Orhan Solmaz arayıcısı, Zülfikar'ın karşısına çıktı ve o soruyu sordu. Zülfikar'ın ölmesi söz konusu olmadığından, muhtemelen Orhan Solmaz'ı tanıyor çıkacak ve kadının hikâyesi de böylece açılmaya başlayacak. Zira fotoğrafa da pek dikkatli bakıyordu. Bakalım, altından ne çıkacak...


Eda için artık geri dönüş ihtimali yok gibi duruyor ancak sevdiği adamın kendisini kandırdığı gerçeğiyle eski moduna geri de dönebilir. Önemli olan senaristlerimizin bu konuda ne istediği. Bana kalırsa ona hak ettiği değer yeniden verilmeli ve ilk bölümlerdeki haline geri döndürülmeli. Bir de mümkünse kalacak evi olsun, Poyraz'a taşınması falan gerekmesin. Tam Poyraz ile Ayşegül artık mutlu olacak derken, sevdiğimiz karakteri kara kedi yapmayın çok rica edeceğim...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Ellerinize sağlık. Eda konusunda o kadar haklısınız ki bunu senaristlere bir duyurmak lazım twitter'dan falan gerçekten sağlam karakter harcanmamalı. Ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil