24 Ocak 2017 Salı

İçerde: Fabrika ayarları...


Bir kaçış kovalayış içerisinde, gerçeklere bir yaklaşıp bir uzaklaşan iki kardeşin hazin hikâyesine dönüşen İçerde'nin, artık bu ağza bir parmak bal çalıp ardından da nanik yapma halini bırakması ne kadar daha sürecek bilemiyorum ancak, sanırım hiçbir zaman 'umut' etmekten vazgeçmeyeceğim. Artık iki kardeşten birinin, diğerine söyleyemese de gerçeği öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kör dövüşün, sırf bölümlük yazılan yan gerilimlerin bizi her geçen bölüm gerçeklerden biraz daha uzaklaştırıyor oluşunaysa pek bozuluyorum...

18. Bölüm


Mert de, Sarp da geçmişlerinin peşinde. İkisinin de aradığı şey, birbirlerinin yolundan başkası değil. İkisi de polis, ikisinin de elinin uzanamadığı yer yok ama hep bir çıkmaz yola sapmaktalar... Uzun zamandır yaşam gailesi Melek olan Sarp, sonunda asıl amacına dönmüş görünüyor. Umut'u bulmak için, Coşkun'u konuşturmaktan başka çaresi olmadığını da biliyor. Normal şartlarda Coşkun'u konuşturması pek mümkün değildi ama bu tezgahladığı ölüm oyunu sonrasında ağzından bir şeyler alabilirmiş gibi geliyor. Tabi öyle, "Mert aslında Umut ve senin aradığın kardeşin" değil. Onun karakterine ters bir durum bu aslında, süründürmeyi pek seviyor ama karşısındaki insanın tavrına göre de manevra değiştirebiliyor. Bu Celal'in, onun ölüme en yakın noktaya gelmesini sağladığı ikinci sefer. Artık oyunlar, komiklikler, kendi çapında eğleşmelerle zaman harcayacağına, Sarp'la iş birliği yaparak Celal'in sonunu getirsin. Nasıl olsa sonra da Sarp onun sonunu getirecektir; o olmasa Mert. Ama artık ana hikâyenin de az biraz ilerlediğini görelim...


Celal'e attığı kazık on numaraydı mesela. Güzel bir öç alma yöntemi olarak, Melek'e onun öz babası olduğunu söylemesine bayıldım. Karakterin sevilecek bir yanı yok ama bir an için gözüme sempatik göründü dersem yalan olmaz. Melek'in safının değişimi de bu andan itibaren başladı. Şu an için Sarp'ın gerçek niyetini öğrense bile ses çıkartmayacaktır. Ve hatta ona yardımcı bile olabilir. Celal'in tüm kirli işlerine hakim ve onu yerle bir edebilecek en büyük güç de Melek'ten başkası değil. Hani şu saatten sonra da en mantıklısı bu olur. Artık Celal'in polis baskını dışında bir anlık kaybedişlerinden sıyrılıp, daha büyük kaybedişler yaşadığını görmeyi hak ediyoruz. Farkettiyseniz bölümün sonunda Melek kafasına silah dayamamış gibi, gelecek plânları yazmaktayım kendisine. Evet, bu acı ama gerçek. Ne yapayım, beni bile pes ettirdiler. Her bölümün kuşkusuz yıldızı olmasına hiç değinmiyorum bile. Sanırım ciğerim soldu bu satırlar yazarken de. Bakalım hanımefendiyi 'son anda' kim ya da ne kurtaracak göreceğiz.


Birinin daha kurtulmaya ihtiyacı vardı aslında geçen bölüme kadar. Lâkin bu bölüm o da paçasını kurtarmış gibiydi. Üzerinde pek de bir baskı yoktu. Yusuf ya Mert'e yeniden güvenmeye başladı ya da Melek'e bol bol yazıldığından Mert'e yine sahne kalmadı ve bu sürecin devamını izleyemedik. Artık kısmet olursa haftaya görürüz ne olacak... Coşkun noktasında ise Sarp'a kinlendi şüphesiz. Eylem ve Füsun uzun vadede elini kolunu bağlamaya devam edecektir ancak, o bunun bir şekilde hıncını alacaktır Sarp'tan. Çocuk da nasılsa söyleyemeyecek aslında ölmediğini. Mert, geçmişini ve geleceğini elinden alan insana ne kadar daha hiçbir şey yapmadan durabilir bilemedim. Durmasın rica edeceğim. Sarp'tan intikam dahi alacaksa alsın da, çocuğu biraz daha fazla izleme şerefine erişebilelim. (Sinyal yok!)


Belirtmeden de geçmeyeceğim. Biliyorsunuz dizide ana hikâyeyi etkileyecek gerçeklerin ortaya çıkması gibi bir adet pek yok. Sanırım bundan senaristlerimiz oldukça heyecanlandı ve Melek'i, Celal'e düşman edelim derken; Mert'in karakterini unutuverdi. Bizim oğlan öyle pek de patavatsız ve öngörüsüz değil çünkü. "Her şeyi öğrendim" demesinden, Melek'in annesini de Celal'in öldürdüğünü öğrendiğini nasıl düşündü hiç anlamadım. O durumda Melek'i karşısında sadece üzgün bulabileceğine nasıl inandı bilemedim. Tamam, Celal'e bizim kız elbette düşman olsun ama karakterlerimizin fabrika ayarlarıyla oynamadan yaparsak bunu süper olur. Hani iki bölüme Sarp'ı da, "Canım kurban babam" diye Celal'in peşinde koştururken görmeyelim sonra...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder