28 Ocak 2017 Cumartesi

Yıldızlar Şahidim: İlk bakış


Görünenden farklı olabilen yaşananlar, herkesin mâlumu. Uzaktan davulun sesi hoş gelir misali, içerisinde ne yangınlar olduğunu bilmediğimiz birçok hayata özeniyoruz. En iyisinin o olduğunu sanıyoruz ama çoğu zaman da yanılıyoruz. Mutlu olduğunu düşündüklerimizin, sadece bir maske takmış olabileceği aklımıza nadir geliyor. Güçlü görünenlerin içerisinde ne depremler olduğundan habersiziz. Sadece kendi hayatımızı yargılıyor ve çoğunlukla şükretmiyoruz... Yıldızlar Şahidim de tıpkı böyle bir pencere sunuyor izleyenlerine. Dışı seni, içi beni yakar misali şatafatlı bir dünyanın loş karanlıktaki yüzünü gösteriyor. Dışarıda gülen yüzlere, kapalı kapılar ardında asılan suratlar eşlik ediyor...

Kemik kadro



Dizinin kemik kadrosu, Özge Gürel (Haziran), Berk Cankat (Aras), Canan Ergüder (Zeynep), Mesut Akusta (Fikret), Gamze Karaduman (Asuman), Özge Sezince (Gülçin), Özgür Emre Yıldırım (Kubilay), Melih Selçuk (Kürşat), Edip Tepeli (Harun), Dila Danışman (Lila), Ceren Soylu (Elmas), Yılmaz Gruda (Ragıp) ve Aslı İnandık'tan (Feraye) oluşmakta. Süreç Film imzası taşıyan Yıldızlar Şahidim'in yönetmen koltuğunda Yıldız Hülya Bilban otururken, senaryosu ise Pınar Bulut ve Ferhat Ergün'e emanet. 

Dışı seni içi beni yakar...


Tam da özenilecek cinsten bir hayat. Gencecik yaşında milyonlarca hayran ve yine milyonlarca liralık serveti olan ünlü bir popstar. Adım attığı her an ve her yerde haber olma potansiyeli var ve içinde nasıl yangınlar olduğundan kimsenin haberi yok. Aras'ın hikâyesi, dizinin müzikal/romantik komedi tarafına ters düşecek ölçüde dramatik aslında; tıpkı Haziran'ın ki gibi. Başından geçenler, sadece çocukluğuyla sınırlı değil. Büyük bir baba baskısının da ruh halinde önemli bir etkisi var. Ayrıca yıllar önce bırakıp giden annesinin yarası da hâlâ kalbinin en çok acıyan yerinde saklı. Onun için mutluluk, saf bir aşktan geçebilir ancak, despot babası Fikret ona dahi karışmakta. Tabi yıllar önce ortadan kaybolan annesi Zeynep bir gün aniden çıkagelene kadar. Bir konserinde düet yaptığı Haziran'ın, kalbini nasıl çaldığı da ortadayken hiçbir baskı bu aşka mani olamayacaktır...

Ortak acılar, farklı hayatlar...


İkisinin de ebeveynlerden yana yaraları var. Haziran çocukken babasının yokluğuna alışmak zorunda kalmış, Aras da annesinin. Haziran'ın babası, şarkıcı bir kadın için onları terk etmiş; Aras'ın annesi daha iyi yerlere gelebilmek için gitmiş. Sonra geri dönmek de istemiş ancak, Fikret tüm gücüyle buna engel olmayı başarmış... Haziran'ın bir yanı, en azından bir süre daha eksik kalacakken, geçirdiği trafik kazası sonrası Aras'ın annesi tam on beş yıl sonra aniden çıkageldi. Fikret'in tüm karşı çıkışlarına rağmen gitmeyip, sıfırdan bir star yaratma iddiasına girdi bir de. Şansa bakın ki, Haziran da tam bu sırada konserde birlikte düet yaptığı Aras'ın bilekliğini vermeye plak şirketine geldi ve Zeynep ile kesişen yolu onu iddianın bir numarası, doğacak büyük bir aşkın da baş aktörlerinden biri yaptı...

Beklentiler...

Müzikal tarzda film ve dizileri izlemeyi seviyorum. Tabi şu sıra kliplerle doldurulduğu için her dizi biraz müzikal tadında da diyebiliriz ama doğrudan çıkış yolunun bu olmasını sevdim. En azından, "Bu ne ya, hep şarkı hep şarkı" dedirtemeyecekler. Dışarıdan bambaşka görünen hayatların gerçek yüzüne ışık tutulması noktasında başarılı olunursa, büyük ilgi göreceği de kesin. Biraz Empire havası almadım dersem yalan olur ama bu kötü bir şey de değil. İnkar edilmediği sürece... Elbette seyircinin bu işe nasıl bir geri dönüş yapacağı en önemli nokta. Romantik komedilerde çiftlerin çatışmaları bitip, evlilik ya da pürüzsüz bir birliktelik yaşandığında reytingler düşüşe başlar. Dramalarda da, abartılmadığı sürece ateşin altı harlı tutuldukça izlenme oranları düşmez ama ne zaman ateş kısılmaya, olaylar da durulmaya başlar; bir bakmışsınız izlenme oranları düşmüş. Artık komedi tutturmak bir mucizeyken, müzikal tadındaki Yıldızlar Şahidim'in izleyiciden nasıl bir geri dönüş alacağını çok merak ediyorum. Bu noktada Aras ve Haziran'ın dram yüklü hikâyeleri devreye girecek sanırım... Sadece diyalogların biraz daha yere basması gerektiğine inandığımı not düşmek isterim. Tüm yan karakterlerin bir komedi doz aşımı hali var ki, orantısız kılıyor. Fazlası zarar yani her şey gibi bunun da...

Eleştiri-yorum-


Beklediğimden iyi bir başlangıç yaptı diyebilirim. Cuma günleri zorlu. Oldukça güçlü ve dişli bir rakip olan Kiralık Aşk'tan bayrağı devralınca iş daha da zorlaşıyor, Yıldızlar Şahidim için. Onun üzerine çıkmaya çalışması ve çıtasını ona göre belirlemesi şart yani. Zamanının reyting rekorlarını kırmış bir işten bahsediyoruz. Kanal için onun boşluğunu doldurması oldukça önemli. Şansı var mı? Neden olmasın?.. Dediğim gibi, komedi ve dram dozu iyi ayarlanırsa ve seyirciye o ünlü yaşamlarının arka yüzünü gerçekçi bir şekilde yansıtırsa; var. Tabi bunu da zaman gösterecek. İlk bölümden çıkarım yapmak yersiz olur...

Dizinin sevmediğim şeyi ise üzgünüm ama reji dili oldu. Belki ikinci bölümde ısınırım diyeceğim ama özellikle gazino ve konser sahnelerinde ekrana bakmamamız için ellerinden geleni yapmışlar gibiydi. Dizi fazlaca yönetmen değiştirdiği için, ilk bölümün tamamı mı Hülya Bilban'a ait tam bilemiyorum. O yüzden, ikinci bölümü izlemeden bu konuda daha fazla konuşmaktan kaçınıyorum. Umarım ısınabilirim...


Berk Cankat tam bir popstar olmuş. Ne eksik ne de fazla. Olabilecek en doğru seçim olduğunu çok güzel bir şekilde kanıtlamış ve döktürdüğü de gerçek... Özge Gürel'i en son Kiraz Mevsimi'nin Öykü'sü olarak izlemiştik ve onun az buçuk naifliğini taşıması dışında bambaşka bir karakterle karşımızda. Şimdi bu starlık macerasında, o naif halinden de karakterin tamamen sıyrılacağını düşünüyorum. Haziran'ı başkası giyse, bu kadar çabuk ısınabilir miydim onu da bilemedim. Bana biraz fazla 'mahalleli' geldi zira karakter... Canan Ergüder, ayakta dakikalarca alkışlanacak bir kadın. Karakterin gazino sahnelerini zerre sevemedim ama Ergüder öyle güzel performans sergilemiş ki, hatırına ekrandan gözümü çekmedim... Keza Mesut Akusta da öyle. Gerçekten büyük bir usta ve Kendal'dan sonra, en az onun kadar sinir bozucu Fikret'i şahane giydiği kesin. Tabi ara sıra Fikret'in boğaza atılmasını, üzerinden tren geçmesini, birinin öldürmesini isteyebilirim; Akusta kusura bakmasın. Çok iyi oynamasından tamamen. İlk bölümden yeterince sinir olduk şükür!.. 

Gamze Karaduman'ı Aramızda Kalsın'da tanımıştım. Arife'nin de hastasıydım. Sanırım burada da Asuman'ın hastası olacağım. Her daim eşofmanla gezen Arife'den sonra, şimdi her an bakımlı olmaya özen gösteren Asuman'a adapte olmak zor olacak tabi... Özgür Emre Yıldırım'ın hayat verdiği Kubilay ise açıkçası en başında itici geldi gözüme. Hatta fazlaca karikatürize. Her ailede vardır ya öyle bir tip. Ancak bölüm ilerledikçe karakterin sevimli ve ilgi dolu yönü ortaya çıktı ve negatifliği ile dengelendi. Zıpır Kubilay'dan babası pek haz etmiyor ama biz sevebiliriz gibi...

Bitirirken...

Oturup da izlediğime pişman olmadığım bir başlangıç yapan Yıldızlar Şahidim'in bahtına dair bir fikrim yok. Ancak bu enerjinin üzerine bir şeyler daha katmayı başarırsa, neden olmasın demekten alamıyorum kendimi. Ben şahsen Haziran'ı da Aras'ı da Zeynep'i de Fikret'i de oldukça sevdim. Bakalım, şatafatlı dünyaların perde arkasına dair daha neler göreceğiz. Bol şans ve reytingler...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Ne guzel yazmışsın öyle. Sabahtan beri birileri yorum yapsa da okusam diyordum. Iyi geldi bu. Zaten sen bizi unutmazssın. Hatta bir tek sen kirazcanları unutmassın. 🤗🤗

    YanıtlaSil
  2. İlk bölümü murat onbul çekti diye biliyorum begenilmeyince yıldız hanım geldi 2.bolumden itibaren ki isabetli karar olmuş degismesi :) elinize sağlık.

    YanıtlaSil