1 Şubat 2017 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Bir günde böyle olmadı ki...


Güven ne kadar önemli bir duygu. Güven duyulmak ne kadar da gerekli. İnsanın hem kendini ispat edebilmesi hem de kendine inandırabilmesi için. Söylediklerinin sorgulanmaması, altında çapanoğlu aranmaması için... Elbette başkalarının senin hakkında ne düşündüğünün pek de önemi olmamalı ama başkalarının işte, değer verdiklerinin değil. İster istemez takarsın, takılırsın. İster istemez üzülürsün, yara alırsın. O yüzden, güvenilir olmaya çalışmanın en doğrusu olduğunu bilirsin. Peki başarabilir misin?.. Hülya mesela, geçebildi mi şimdi güven sınavından? Kaçıncı yalan, kaçıncı olay, kaçıncı sorun bu... Bundan sonra belini gerçekten doğrultabilir mi? Eğer Düğme olmasaydı, şimdi hali nice olurdu?..

40. Bölüm




Bayram tam da beklediğim tepkiyi verdi, geçen bölüm yorumumda da belirtmiştim. Gelenekçi bir aile Cevherler ve bu tür şeylere zerre tahammülleri olmadığını, daha ilk bölümde Melek'i sözde Kaya ile basmalarında Bayram'ın verdiği tepkiden görmüştük. Yani şimdi kalkıp da, "Vay efendim, neden böyle yaptın? Sen kendine bak, başkasından çocuk yapmışsın bir de eve getirip baş köşeye oturtmuşsun" demenin bir mantığı yok. Bu karakter ilk bölümden beri böyle. Keza, Süheyla da. Eğer Düğme olmamış ya da doğmamış olsaydı işin boyutu bambaşka olurdu. Hülya için hayat çekilmez bir hâl alırdı. Mahinur Ergun'un karakterin tutarlılığı açısından olması gerekli tepkiyi böyle tolere etmesi de, kaleminin şahaneliğinden. Hülya'nın loğusalık serüveni bittiğinde bu konu tekrardan önüne gelecek elbette. Ancak, ilk anki gibi can acıtmaz öyle. Bayram bile onu öylece yatarken gördüğünde yumuşamaya başladı. Hatta onu bu yalanların içerisinde yapayalnız bıraktığı için kendine bile kızdı. Çok da büyük olaylar çıkmaz yani. Bakalım, Düğme bebek annesine şans getirdi mi?..


Hülya aslında genel olarak şanslı bir karakter ama Düğme ile neler değişecek pek merak ediyorum. Çılgın bir annesi, tripçi bir babası var. O çok çekecek ama annesine umarım iyi gelecek... Hülya, hem Mehmet hem Bahar hem de Düğme ile farklı bir rotada ilerleyecek gibi. Kerim'e gelecek bölüm fragmanında verdiği tepkiyi çok da sorgulamıyorum. Zeytinyağı gibi üste çıktığını da düşünmüyorum. Kerim, her an arkasını dönüp gitmeye açık bir karakter ve Hülya'nın artık bundan yorulmuş olabileceğini çok iyi anlıyorum. Onu kaybetmekten artık korkmadığını söylemesi de ondan. En ufak bir olayda dahi, onu kaybetmeye yaklaşmaya çok alıştı çünkü. Biliyorsunuz, sürekli içilen ilaca da vücudunuz bağışıklık kazanır ve etki görememeye başlarsınız; bu da tamamen aynı hesap. 


Şimdi olması gereken şey, Kerim'in eskisi gibi davranmaktan kaçınması. En ufak olayda arkasını dönüp uzaklaşmaktan vazgeçmesi ve Hülya'dan duydukları ardından, pes edip kendini geri çekmemesi... Biraz da o mücadele etmeli. Biraz da o savaşmalı. Biraz da o kazanmaya çalışmalı yeniden bu aşkı. Merak etmesin böyle yaparsa çok da uzun sürmez barışmaları. Onca kızgınlığı, doğum yorgunluğu ve bitmek bilmez loğusalık bunalımlarına rağmen, sırf hastaneye geldiğini gördü diye onu nasıl karşılayacağını şaşıran bir Hülya Cevher var karşısında. Onu kaybetmekten artık eskisi gibi korkmayan ama ilk günkü gibi, delicesine aşık olan bir kadın. Kıymetini bilsin...


Kıymetinin bilinmesi gereken karakterlerden biri de kesinlikle Mahir. Hülya için nasıl da canhıraş oluyor adam, nasıl da kendi derdi belliyor her derdini. Böyle dostluklar gerçekten var mı, pek merak ediyorum. Ona son birkaç haftadır Zeynep de eklendi ve olağanüstü bir kişilik olarak durmakta karşımızda. Zeynep kesinlikle böyle daha izlenesi, daha tutarlı ve daha çok varlık gösteren bir karaktere dönüştü. Normalde kötü karakterler iyiye dönünce silikleşir ancak, Zeynep resmen yeniden doğdu. Hüseyin'den kendini uzaklaştırdıkça gözü gönlü açıldı, aşk defteri de kabarmaya başladı falan, hastasıyız. Ama belirtmeden de geçmeyeceğim, Zeynepcim Hazer'den sana yar olmaz. Sen istersen yeniden Mahir'e dön. Hülya'nın iki şahane dostundan, iki de şahane eş olur bana göre. Mâlum, Hülya'dan bahsediyoruz. Evet, çok seviyoruz ama laf aramızda azıcık da sorunlu...


Kardeşinin her daim yanında olmuş, onun için elinden gelen tüm çabayı sergilemiş ve hatta zamanında namusuna leke sürmesine bile çok ses etmemiş birisi Melek. Ona son birkaç haftada katlanmak biraz zor olmaya başlamıştı ama onun da değişimi artık hüzün getirmekte peşinde... Karakter balataları iyice sıyırdı gibi. Bundan sonra tekrar nasıl toparlanır hiçbir fikrim yok lâkin artık Melek'e, Hüseyin'den de bir fayda olmadığı ortada. Resmen umursamıyor bile kadının halini. Tamam, birçok mesele var ilgilenmesi gereken ancak eşi yahu bu. Tutup kolundan bir doktora götürse, ayak mı direyecek sanki? Melek'e bu zamana kadar ılımlı bir şekilde ne teklif edilmiş de, reddetmiş? Onu daha fazla kaybetmeden bir toparlasak pek iyi olacak yani. Tabi toparlanacak bir şey kaldı mı geride o da bilinmez...


Büyük bir oyunun tam da ortasında olduğunu anlayan Kerim'in diğer sorununa gelirsek, Hülya o gece on numara bir iş yaptı kesinlikle. Bunu sonunda öğrense daha çok yıkılırdı Kerim. Ve dostu sandığı insanın arkasından nasıl da bölümü tekeline aldığını ve onu dışladığını görse, daha büyük sorunlar çıkardı. O adamı zaten göründüğü ilk bölümden beri hiç sevmiyorum. Melisa'nın g*v*tı gibi dolanıyordu ortalıkta. Sürekli Kerim'e yamar bir hali vardı. Bu bölüm ona kör kütük aşık olduğundan bu dolapları çevirmeye başladığını gördük. Tam bir ruh hastası yani. Melisa'ya da yaraşır biri. Ama elbette yaraştırılmaz. Melisa şimdilik gitti denmekte ancak Hazer, abisi olarak diziye dahil olmuşken bir şekilde ortaya çıkması kaçınılmaz. Yani tehlike henüz geçmiş değil. Hülya evet, Kerim'in burnunu sürtsün. Ama abartıp, kendi elleriyle Melisa'nın koynuna da sokmasın...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. çiçekleri gönderen de kerimin okulundaki diğer adam olabiir.

    YanıtlaSil