23 Şubat 2017 Perşembe

Poyraz Karayel: Karanlık bir dehliz...


Güven. Sonu her zaman doğru yola çıkmayan o his. Çoğu zaman kandığın, çoğu zaman yandığın o; güven... İnsanın beklentileri, karşısındakine yaklaşımı net olunca; ondan da bekliyor aynı netliği vede mertliği. Düzgün adam sanıp aldandığın anda da, çıkartıp saplıyor hançerini... Evet, sona bir kaldı. Evet, gidiyor Poyraz Karayel. Evet, iyi bir son beklemiyorum zaten. Ama onca zaman ilkeleriyle ayakta durmuş, kimsenin deviremediği Bahri babayı bir gereksize kurban ettirirlerse gerçekten üzülürüm...

81. Bölüm



Savaş, muhtemelen final yolunda az biraz karakter revizesine uğradı. Zira geçen bölüm, Bahri'nin tek sözüyle yaptığı kirli işten vazgeçen 'ilkeli' birine dönüşmeye başlamıştı ve iyiliğin olmasa bile adamlığın tarafını seçecek gibiydi. Belki yine abisinin intikamını almak isteyecekti ama duydukları ardından, hak vermese de en azından Bahri'ye bir ölüm reva görmeyecek gibi gelmişti. Çünkü Eda bile başlı başına düzgün adam olması için ateşlemekteydi içini. "Neden?" diye sormadan, o ilkelerine hayran olduğu adamı hançerlemesi ve yakmaya çalışması tamamen finalin azizliği bence yani. Tabi Bahri gibi bir adamı onca örgüt, onca mafya babası öldürememişken; şimdi bir yeni yetmenin kurbanı olması da can sıkıcı. Ölür mü? Ayşegül ilk şoku atlatıp arabasıyla içeriye girecektir bence. Ancak, o hançer yaralarının tedavisi mümkün olur mu bilemedim. Gözleri önünde annesini, kardeşini, daha doğmamış bebeğini kaybeden Ayşegül'ün üzerine sonsuz acısı olan başka bir yük daha bindirmenin haksızlık olmayacağını düşünüyorlarsa; öldürürler Bahri'yi de. Ama bana sorarsanız yapmasınlar. Kötü bir sonun yaklaştığı zaten belli, en azından gözleri önünde bir de babasının ölümünü izletmesinler...


Zira delirmeyeceğinin garantisi yok onun da, tıpkı Nevra gibi. Poyraz hadi kurtuldu bu cendereden iki yıl sonra ve döndü. Ama o iki yıl boyunca Çınar sayesinde akıl sağlığını kaybetmekten kurtulmuştu. Onun ilgisi, her an yanında olma gayreti sebebiyle. -Buna daha birkaç hafta önce sülük gibi yapışmak ve hastalıklı bir ruh hali diyordum oysa. İnsanoğlu işte...- Şimdi yine yanında Poyraz olacak ama onun da sonunda ölmeyeceğinin garantisi yok. Eğer plânladıkları Ayşegül'ü de öldürmek değilse, ona tutunacak bir dal kesinlikle bırakmalılar. Nevra gibi onun da delirmesini izlemeyi hiç de arzulamıyorum doğrusu. Ama tabi final bu, ateşin altındaki har belki de hiç sönmez bölüm boyu. Bakalım, o ilk şoku atlattıktan sonra depoya arabayla girmek aklına cidden gelecek mi?.. 


Normalde bu tür sahneleri izlerken pek de etkilendiğimi söyleyemem. Olanın bir kurgu olduğu bilinci iliklerime kadar işlemiş olur çünkü. Ancak sanırım finalin gerginliğinden, çokça kalbim sıkıştı Bahri'yi öyle gördüğümde. Hak etmediği bir çaresizliğin parçası olarak izlemek zor geldi. Yanına adam almadan dolaşmaları zaten meşhur. Ama Savaş olmaz da, yolda başkası çıkar karşına öldürmeye meyleder belki; neden yanında silah taşımıyor yahu? Hadi hançeri yemiş bulundu böğrüne, en azından yanında silah olsa Savaş etrafa benzin dökmekle uğraşırken haklayıverirdi. Bundan sonra kulağına küpe olarak takar sanıyorum bu olanı. Kurtulabilirse tabi...


Başkasının ölümü için avuçlarını ovuşturan Nevra'nın halt yemesine gelelim... Yalan yok, geçtiğimiz bölüm sonunda Çınar'ın vurulmasını emredeceğini düşündüm. Çünkü köşeye ölesiye sıkışmıştı ve kurtuluşunun da mümkünatı yok gibiydi. Yanılttı. En sonunda da bunları düşündüğüme tümden pişman etti. Poyraz'ın ölmesi için gönderdiği adamlarının, kendi çocuğunu öldürmüş olması elbette kaldırılabilecek bir şey değil. İnsan aklını çıldırır. Nitekim, o da çıldırdı. Ayda Aksel'in şahane bir performans sergilediğini üstüne basa basa belirtmek isterim. Polisi karşısında gördüğü anda, gözleriyle gireceği ruh halini direkt yansıttı. Ondan sonra olanlar da, iç burkan cinstendi. Normal şartlarda "Oh olsun!" demem lazımdı ama diyemedim. Nevra defteri de, Çınar'ın ölümüyle birlikte kapanmış oldu. Muhtemelen haftaya bir klinikte son bulacaktır hikâyesi... -İlker Aksum'a emekleri için teşekkürler. Çınar'ı hiç sevemedim ama ona sevgim her zaman baki...-


O kadar çok sınandı ki Poyraz'la Ayşegül, artık mutlu olmak kesinlikle hakları. Artık yüzlerinin gülmeye ihtiyacı var. Artık sadece didişirken yorulmalılar. Öyle mi olacak bilinmez yalnız, onca hengamenin içerisinde nişanlanmış olmaları bile bir şeydir. Tabi gönül nikah masasına oturduklarını da görmek istiyor ama Ethemcim Özışık tıpkı gönül gibi ferman dinlemiyor. Kanırtmamış olsa bari...


Sonlarına mutluluk düşüp düşmeyeceğini, onların da bilmiyorum ama Zülfikar'la Meltem de ilişkilerini tümden kurtarmış oldular bu bölümde. Hatta öpücüğü de aldı Zülfikar. Amma ve lâkin, Çınar'ı kaçırma girişimleri başlarını çokça ağrıtacak. Belki Nevra'nın akıl sağlığını kaybetmiş olması kurtuluşuna yardımcı olur ancak, şimdilik durum oldukça karışık. O değil, Zülfikar'ı aldılar da Meltem'i neden almadılar onu anlamadım. Otelin dışındaki kamera Meltem'i çekememiş mi yani? Hmm...


Kurtuluşu kendine şiar edinmiş bir karakter, Songül. Her kaosun üstesinden rahatlıkla gelebilmekte ve kendine yaşam alanını çok güzel açmayı başarıyor. Sadreddin'in telefonunun girişimce kaçırıldıklarında kaybetmesi de yine en çok ona yaradı. Üzerine bir de adam romantik prens olma yolunda emin adımlarla ilerliyor şimdi. Songül başta bunu kendisini öldürmeden önce yol yapıyor olarak düşünmüş olsa da bundan sonrasında elinden geldiğince sömürür gibi. Yalnız Fatih'e kötü bir son tezgâhlaması gerektiği kesin. Artık dönüşü olmayan bir yola saptı çünkü. Normal şartlarda zaten şimdiye elli tane kumpas kurardı bizim tanıdığımız Songül ona ama henüz hoşlantısını tam olarak atabilmiş değil kalbinden belli ki. Öteki türlü bu kadar pasif kalması mantıksız çünkü. Bakalım, Sadreddin'e sonunda yakalanmadan ondan kurtulmayı başarabilecek mi...


Mutluluğu hak eden karakterlerden birisi de kesinlikle Eda. Ama şu saatten sonra Savaş'la bir mutluluk onun için imkansız. Zira, Savaş bu yaptığıyla kendi sonunu hazırlamış oldu. Bizim çete onun defterini mutlaka dürmeye çalışacaktır ve başarılı olacaktır da. Yani Eda'nın bundan sonra tek umudu kızı... Aşktan yana onun da hiç şansı yokmuş. Kızını umarım sonunda yanına almayı başarabilir de en azından bir iki mutlu karakter görürüz finalde. Ortadaki karamsarlıklar tablosuna baktığımda, içinden çıkılmaz karanlık bir dehlizden başka bir şey görünmüyor zira...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder