9 Şubat 2017 Perşembe

Poyraz Karayel: Şimdi onlar düşünsün!..


Şüphesiz, en keyifli bölümlerinden birisiyle ekrana geldi bu hafta Poyraz Karayel. Sezonun başında olmasını isteyeceğimiz her şey, şimdilerde yavaş yavaş gerçekleşiyor ve elbette otomatikman seyir keyfi katlanmış oluyor. Reytinglerinin son dönemde oldukça sorunlu olduğunu düşünürsek, umarım toparlamasına yardımcı olur bu manevra. Poyraz ve çetesinin maceralarını izlemenin ne kadar keyifli olacağını tahmin dahi edemiyorum zira...

79. Bölüm




Geçtiğimiz bölümün sonunda, Poyraz'ın bakışından çıkan sonuç Sinan'ın vurulmadığını gösteriyordu. Ama Sinan'ın orada olmadığını da düşündürmedi doğrusu. Gösterilen o sopa detayı sonrası, adamı yere serip silahını kaptığını ve yanlışlıkla ateş alınca da, elini kana buladığını düşündüm. Poyraz'ın suratında öylesine şaşkın bir ifade vardı çünkü. Nereden bileyim, Sinan'ın orada olmayışı sebebiyle öyle baktığını... Okyanusta yüzerken derede boğulmak tabiri vardır ya, çocuğun başına gelen de tam o oldu. Bir aksiyon yaratmak istemiş yine senaristlerimiz. Kendilerinin bu dürtüsünü ne yazık ki bir türlü durduramıyoruz. İşin garibi, derecesini de düşüremiyoruz... Fragmanda verilen hissin de ne kadar gereksiz olduğunu bölümün hemen başında gördük şükür. Sinan'a elbette ciddi bir şey olmamıştı. Birkaç kırık dışında tabi. O araba kazası sonrası, olabilecek en hafif şekilde atlatmış oldu. Ata Berk Mutlu'nun bu sahnelerdeki performansı ise ayrı olaydı. Kumaşına sağlık. Yalnız Sinan rahat on yıl bu kazanın ızdırabını yaşatır hem Poyraz'a hem de Ayşegül'e. Yandılar yani...


Yanmak demişken, Nevra'nın ne zaman yanacağını gerçekten pek merak ediyorum. Başı en dara düşmeye yakın olduğu anda dahi kendisine bir çıkış yolu yaratmayı başarıyor. Çınar'ın kılına zarar gelmesine tahammülü yok ancak, söz konusu kendisi olduğunda bir sandalye tepesinde günlerce elleri bağlı bir şekilde oturmasına göz yumuyor. Açıkçası, bunun bir sonraki aşaması iyice karıştırır olayı. Elbet bir şekilde kurtulacaktır oradan Çınar ve Nevra iyice köşeye sıkıştığında, hâlâ oğlunun kılına zarar gelmesin istiyor mu göreceğiz. Şahsen ben ondan bu noktada annelik beklememekteyim. Ne olursa, nasıl olursa olsun Yavuz da onun öz be öz oğluydu. Kendi canından parçaya bir kere kıyan, ikinci seferde de kıyar... Şu durumda kıymamasını tercih ederim elbette. Annesinin başını derde sokmadan bir şey gelmesin Çınar'ın başına. Mesela tam Nevra tutuklandığı anda, içerisinde olduğu araba havaya uçabilir ama. Bak ona zinhar bir şey demem, sevgili Ethemcim Özışık...


Bir şey demem dedim ama bir şey demek mecburiyetinde hissediyorum şu an kendimi. Yahu, onlar nasıl romantik sevgililer günü sürprizleriydi öyle? Songül dahi o bet sesiyle, ilk defa Sadreddin de yanındayken gönlünce eğlendi. Bahri desen romantiklikte de, babalıkta olduğu gibi zirveye oynadığını gösterdi. Ayşegül mü? O tam bir romantik prenses. Hep mi Poyraz şaşırtacak, bir kere de o afallattı bizimkini. Tabi çıta bu kadar yükseldikten sonra gelecek yıl ki sevgililer gününde Poyraz'a büyük bir iş düşüyor. Muhtemelen biz onu göremeyeceğiz lâkin paralel evrende dahi olsa, bir çılgınlıkla Poyraz'ın mesafeyi kapatacağına eminim. Misal, Ayşegül için füze kaldırabilir!.. Nasılsa paralel evren, her şeyi yapmak daha basit olacaktır...


Basit olmayan şeyler de var hayatta tabi. Mutlu olmak ya da kalabilmek gibi... İnsanın her daim sırtını yaslayabileceği birisi olmuyor elbette etrafında. Güvendiğin dağlara kar yağdığı da çok oluyor. Hayatını, canını ortaya koyduklarının seni bir hiç yerine dahi koymadığını öğrenebiliyorsun zaman zaman. Canın ölesiye yanıyor ama yapacak bir şeyin de olmuyor... Eda'nın sezonun ilk bölümünden beri geçirdiği evrim dillere destan. Kadının yaşamadığı ruh hali, içerisine sokulmadığı aksiyon kalmadı. İşin iyi yanı, hepsinin üstesinden de gelmeyi başardı. Başaramayacağını anladığında en azından kendisine bir çıkış yolu yarattı. Şimdi de, kendisi için yeni bir aşk yolu aralanmış gibi duruyor. Savaş her ne kadar kötü ötesi bir karakter olsa da, Eda etkisiyle bir yumuşama evresine girecekmiş gibi hissettirdi bu bölüm. Ayrıca Eda'nın onun bu sert/romantik halinden hoşlandığı da kesin. Yani Nevra istemeyerek de olsa bir iyilik yapmış olabilir Eda'ya. İlk defa gerçekten mutluluğu yakalamış olabilir. Umarım yine geriye bakmak zorunda kalmaz bunun sonunda da. Savaş kendini düzeltmediği sürece işin sonu o, ama bir ihtimal. İnsan ihtimallere tutunmaz da ne yapar?..


Geçmişe dönebilmek, eskisi gibi olmak ve hissedebilmek de ihtimallere dahil tabi. Başarı garantisi yok elbette ama azmin elinden de hiçbir şey kurtulmaz neticede... Zülfikar'ın, Meltem'in akıl sağlığını eskiye döndürmek için verdiği mücadele de azme dahil mesela. Onu kırmamak, incitmemek için elinden geldiğince dikkatli davranması da... Meltem hafiften düzelmeye başladı gibi, hissediliyor çok net. Hatta flashback marifetiyle anısının içerisine de daldık. Ancak bir süre Zülfikar'ı süründürecek gibi duruyor. İyi yanı, Meltem'den gelecek her şeye razı zaten Zülfikar. Bu aşkın içerisinde öylesine çılgın ve öylesine neşe dolular ki, elbet bir şekilde her şey eski haline döner. O beş çocuk da oluverir. Tabi Zülfikar şunu baştan kabul etsin, Meltem öyle oturup da beş çocuğa birden bakamaz. Kafası attıkça, hayatı ona zindan ediverir...


İnsanların hayatını zindana çevirmek çok kolay çünkü. Hiç olmadı, yok etmek hayatlarını... Ama girişimin eli kanlı üyeleri için işler değişmek üzere. Zira, Poyraz ve çılgın çetesi artık enselerinde. Her türden ceza, bela, en sonunda da Fatiha ile hizmetlerinde. Şimdi onlar düşünsün!..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder