16 Şubat 2017 Perşembe

Poyraz Karayel: Vedalar albayım, vedalar...


Veda etmek zor, veda edeceğini bilmek daha zor. Kim sevdiğinden ayrı düşmek ister ki? Kim kaybetmek ister bir yanını? Kim her an aklında olmasından mutlu olanı unutmayı kabullenir? Kim bile isteye vazgeçer sevdiğinden? Kim, sevdiğinin arkasından göz yaşı dökmez?.. Bir macera düşünün, ilk bölümünden beri sizi içine esir alan. Bir macera düşünün keyif veren, mutluluk saçan. Bir macera düşünün, sizi dellendirse bile sevginizde eksilme olmayan... Poyraz Karayel'in son üç bölümü kaldığını bilerek ekran karşısına geçip oturmak zaten zordu. Bir de sağ üst köşeye marifet gibi yazmışlar "Son üç bölüm" diye, güldükçe gözüm oraya ilişti; keyfim kaçtı durdu. Bunca konu, bunca olay, bunca aşk, kalan iki bölüme sığacak mı çok merak ediyorum doğrusu...

80. Bölüm



Girişimi çökertme meselesinin, Poyraz, Eda, Sadreddin, Zülfikar ve Taş kafa beşlisine bırakılması olabilecek en iyi fikirlerden birisiydi. Yalnız, çeneleri kadar hızlı çalışmayan beyin fonksiyonları sebebiyle hep bir kurtuluş mücadelesinin içerisine girecekleri kesin. Yani yaptıklarının ciddi bir şey olduğunu kavrayıp ona göre hareket etmedikleri sürece, her an bir tehlikenin içerisine itilecekler... Eda'yı bir dinleseler, bir sözüne itimat etseler hiçbir sorun kalmayacak ama haytalıkları bir türlü dinmediği için, gidişat bir yerden sonra hep hüsrana dönüyor. Ta ki, sonunda Eda gelip kurtarana kadar. Son seferinde Eda'da tehlike çemberinin içerisinde onlarla birlikte durmakta. Nasıl kurtaracaklar totolarını bilemiyorum ama bundan sonra biraz daha ciddi yaklaşmalarını bekliyorum olaylara. Tamam, gülüyorum vede çok eğleniyorum izlerken ancak en azından sahada daha ciddi olabilirler. Varsın plân aşamasında istedikleri kadar suyunu çıkarsınlar tüm hergelelikleriyle meselenin...


Tabi bu kadar çok kişiyi iki bölümde haklamak hiç de kolay olmayacak. Ya sayı birden azalmış olarak gösterilecektir ya da bir altın vuruş yapıp, girişimi alaşağı edeceklerdir. Sonucun galibiyetle taçlanacağından emin gibiyim ancak, yolunun nasıl olacağını kestiremiyorum. Herhalde bu çeteden haberdar olan diğer girişim üyeleri, Poyraz'ı ve tüm sevdiklerini finalde tek tek öldürmezler? Herhalde bize böylesi bir dram bırakılmaz? Bak şimdi, kendi kendimi gaza getirdim. Lâkin belirtmeden de geçemeyeceğim, ben fenomenliğine yaraşır bir son istiyorum Poyraz Karayel'den. Mutlu bir sonun fazla 'romantik' kaçacağını düşünüyorum. Nasılsa her türlü canımız yanacak, ver odunu Ethemcim Özışık!..


Şimdiye kadar dizide hiçbir kötünün iyiliğin safına geçtiğine şahit olmadık. Ya kötü görünenlerin içerisinde en başında iyilik vardı ya da nasıl başladıysa öyle gitti ve sonunda bedelini en ağır şekilde ödedi. Bu rutinin dışına çıkarak, Savaş'ı onca kötülüğü geride bırakıp iyiliğin safına geçecek olarak düşünmek gerçekten bana iyi geldi. Zira, Bahri'den iyi bir rol model bulamazdı kendisi için. Ancak, elbette Nevra'nın boş durmayışı bu ihtimali imkansızlaştırdı gibi. O zaman diliminde Bahri'nin hapiste olduğunu araştırıp öğrenmesi dahi bir süreliğine duraksamasını sağlamalıydı mesela Savaş'ın. Nevra'nın onu takip ettirmiş olabileceğini düşünüp, tam da doğru yolu bulmasını sağlayacak adama düşman ettirmeye çalışıyor olduğuna inanabilirdi. Hâlâ inanabilir mi? Neden olmasın. Tabi Savaş'ın malikaneye tam da Azrail edasıyla gelmesini nereye çekmeli bilemedim. Belki, tam da bunları düşündü ve Bahri'ye böylesine adaletli bir adamken, abisi ne yapmış olabilir ki öldürttü diye sormaya geldi. Belki de abisinin tüm kirli çamaşırlarını Bahri'den dinlediğinde, ona hak verecek ve yine eski Savaş olmayacak. Belki de ben son iki bölüm diye çok romantikleştim... Göreceğiz bakalım, Bahri babanın başına neler gelecek.


Çınar'ın başına ne geleceğini de pek merak ediyorum. Geçtiğimiz haftaki yorum yazımda, Nevra'nın onun bağlanmış vaziyette bir yerde rehin alınmasına müsaade etmesinin başlangıç olduğunu ve kendisi söz konusu olduğunda, tıpkı Yavuz gibi onu da gözden çıkartabileceğini düşündüğümü belirtmiştim. Nitekim o da bir seçim yapmak zorunda kalacak. Çınar'ın doğru yoldan vazgeçmemesi, hatta onu bitirmek için azimle uğraşması da kilit noktası olacak. Ve çok yüksek ihtimalle, Çınar'ın vurulmasını emredecek. Onca zaman düşünmesi, hemen "Hayır" diyemeyişi bile yeter de artar bir argümandı. Anlayacağınız, Nevra'nın sevdiği tek kişi kendisinden başkası değil. Ve kendisini kurtarmak uğruna, geri kalan herkesi ateşe atmaktan zerre çekinecek biri değil. Umarım, hak ettiği sonu yaşar da az coşarız...


Hak ettiği son demişken, Songül'ün üç sezon boyunca hep ölmesi gerektiğini düşündüm. Hep bir şekilde kendisini kurtarmasına, bir şekilde aklanıp hayatına geri dönmesine bozuldum. Ama gelinen noktada artık böyle düşünmüyorum. Mutlu bir son düşer mi bahtına, yoksa Fatih'in gönderdiği fotoğrafı o an ki gerilimle açamayan Sadreddin daha sonradan bakıp da, biletini keser mi bilemiyorum ama başta Fatih'in eşek cennetine gitmesi gerektiğine inanıyorum. Önce parası için peşinde dolandığı kadını, şimdi birden kör kütük aşkla arzulamasını ise bir yere koyamıyorum. İnsan elde edemediğine şehvet besler tamam da, "Kocanı terk et, ikimiz birlikte kaçalım" ne kafası yahu? Biraz abartı olmuş o. Ve Sadreddin de abartılara bayılır. Yani tünelin ucundaki ışık için makul aday Fatih. Songül ise ancak sürpriz olabilir...


Aşk mücadelesi ile geçti üç sezonları, şimdi mutlu olmaya en yakın oldukları noktadalar. Ve Çınar'dan da boşanmışken, Poyraz'la Ayşegül'ün evlenmesi kaçınılmaz. En azından ikisini nikah masasında görmeyi hak ediyoruz bence. Tabi bu evliliğin ardından paylarına mutluluk mu düşer, yoksa tümden mi kaybederiz ikisini de bilmem. Ama onlar evlenmeden biterse, Poyraz Karayel de gözü açık biter...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder